21 Eylül 2009 Pazartesi

HAKEM MAÇI KATLETTİ:KASIMPAŞASPOR 1-3 GALATASARAY


6.Haftanın son maçı da oynandı. Galatasaray'ın 3 gollük geleneğini sürdürdüğüne bakmayın. Taraftar resmen ecel terleri döktü. Ankaraspor maçında takımı eleştirmiştim. Tehlike çanları çalıyor demiştim. Bugünkü maçta öyle bir yorum yapamıyorum; çünkü maçın hakemi ilk dakikalarda öyle bir pozisyonu es geçti ki hem Galatasaraylı futbolcuların hem de kendisinin konsantrasyonu yerle bir oldu. Ali Güneş o dakikada kırmızı kartla atılsa ve penaltıyı verse hakem maç bu hale gelmeyecekti. Hakem resmen bu dakikadan sonra maçtan koptu. Dirayetini yitirdi. Her kararında veremediği o ilk kararı düzeltme çabası vardı. Bu durum iki taraf oyuncularını da gerdi. Keita ve Kasımpaşalı oyuncu bu sinir harbinin kurbanları oluyordu neredeyse.

İlk yarı yediği golün şokunu üzerinden atamayan Galatasaray'da Rijkaard ikinci yarıya Keita ve Nonda ile başladı. Nonda zamanının en iyi forvetleri arasındaydı. Bu adamın kumaşının farklı olduğu her hareketinden belli. Bu yıl,Galatasaray'ın özellikle ileri uç oyuncularının alternatifleri en az asları kadar iyi. Böyle bir kadronun Avrupa Ligini iyi değerlendirmesi gerekir. En azından yarı finale yürüyebilecek bir performansa ulaşmalıdır Galatasaray. Evet 6'da 6 yapan iki takım var şu anda. Bakalım ilk fireyi hangisi verecek. Bakarsınız testi iki takımın derbisinde kırılır.

TÜRK TARAFTARI


Bu yazıyı dünkü Fenerbahçe-İBB maçı sonrası yazıyorum. Böyle dedim diye Fenerbahçe taraftarını hedef aldığımı düşünmeyin. Bütün takımlarımızı ilgilendiren bir sorun bu. "Taraf"tarlık sorunu. Cidden takımlarımızı destekleyen seyirci kitlesi başarı "taraf"ındalar. Dolayısıyla taraftarlar. Dünyanın her yerinde başarısızlığa üzülüyordur izleyiciler ancak bizdeki kadar nankör olduklarına inanmıyorum. Öyle ki bırakın ayları yılları iki gün öncesi "büyüksün,delisin,süpersin" diye bağırdıkları adamlara ertesi gün galiz küfürler edebiliyoruz. Bu nasıl bir nankörlük şeklidir varın siz düşünün. Dünkü maçın sonunda da Fenerbahçe taraftarı 6'da 6 yapmış takımını ıslıklayarak soyunma odasına gönderdi. Ne kadar ilginç değil mi?

Bunların sebeplerinden biri futbol kültürü anlamında yetersiz oluşumuzsa bir diğeri de hem medyanın hem de kulüp yöneticilerinin her sezon öncesi taraftarın önüne koydukları saçma sapan hedeflerdir. "Şampiyonlar Liginde şampiyonluğu hedefliyoruz." "Bütün takımları yenebilecek güçteyiz." "3 yıl üst üste şampiyon olacağız."" Avrupa Ligi kesin de bütün kupaları alır mıyız?" Bu gerçek dışı hedefler birçok taraftarı çılgın boğaya çevirmeye yetiyor tabii. Dünkü maçta İBB'yi tek golle geçti Fenerbahçe. İBB ligimiz için kaliteli bir kadroya ve teknik ekibe sahip bir takım. Geçen yıl 3 büyüklere yaptıklarını hatırlıyorsunuz. Keza ,Sivasspor'dan şampiyonluğu almışlardı. Fenerbahçe ve diğer büyüklerimiz de hiç kendimizi kandırmayalım sadece bizim büyüklerimiz.Üç büyüklerimiz içersinde 1.torba takımı yok. Bugüne kadar da olmadı. Galatasaray 1.torbaya yaklaşmıştır ancak her daim orada kalacak bir ekip olamadı. Dolayısıyla bizim takımlarımızın seviyesi oynadıkları futbol,kulüp yönetimi ve gelirleri bakımından 2 ve 3. torbalardır. Ona göre hayaller kurarak gitmeli tribünlere. Ve her daim sahip çıkmalı takımlara...

19 Eylül 2009 Cumartesi

BİR DEVRİN SONU


Bu blogdan olsun diğer bloglarda yazılan yazılara yaptığım yorumlarda olsun hep korudum Mustafa Denizli'yi ancak sanırım gitme vakti gelmiş. Rıdvan Dilmen sezon başında şey demişti: Hocanın canı pek teknik direktörlü yapmak istemiyor gibi. Gerçekten de tatilden zoraki dönmüş gibiydi Mustafa Hoca. Art arda gelen puan kayıpları. Üç maçta 3 yenilgi sonun başlangıcı oldu. Son maçta oyuncuların sabotaj yaptıklarına inanıyorum. İçimizdeki İrlandalılar yani. Hocanın gitmesi için son oyunu da onlar oynadı bana kalırsa. Ama olsun 3 büyükleri şampiyon yapan tek hoca olarak tarihe geçmiştir hemşehrim:D Yolu açık olsun!!

17 Eylül 2009 Perşembe

KOMŞUYA BADİK ATMAK 1-3



Komşumuzun evinde cenaze varmış.Taziyelerimizi sunduk;ancak maç içinde ölü evi mölü evi demedik. Önemli bir galibiyet aldı Galatasaray. Grupta çekişebileceğimizi düşündüğümüz yegane takımı evinde yendik. Maçın ilk on dakikası tribünlerin tezahürat yapmayışı Galatasaray'ın işine geldi kanımca. Elano eski İnterli Marinos'un hatasını affetmedi. İkinci yarıda müthiş bir Kewrl topu gördük,Baros topu kaleye gönderdi. Hata defansındı. Sonrasında serbest vuruşta kontrpide kalan bir kaleci vardı. İlginçtir komşumuzla benzeştiğimiz tek nokta bıyıklı amcalar değilmiş. Taraftar anlam veremediğim bir şekilde kaleyicilerine yüklendi. Futboldan bu kadar da anlamıyor değillerdir diyerek olayın geçmişinin olduğunu var sayıyorum. Galatasaray gol ortalamasını inatla bozmuyor,bunu da belirtelim

15 Eylül 2009 Salı

PREMİER LEAUGE:1 SUPER LİG:0


Galatasaray olsun, Fenerbahçe olsun, Beşiktaş olsun 1. torba takımlarıyla oynarken nedense bir uyku haline geçiyor. Bunun sebebi kalite farkı olmalı. Bu gece aynı sendromu Beşiktaş yaşadı ManU karşısında. Golü atana kadar uyuttu hepimizi Man U. Her ne kadar sezon başında C.Ronaldo'yu ellerinden kaçırmışsalar da yerini hemen doldurmuşlar. Valencia gerçekten etkiliydi. 35lik Üzülmez'i maç boyunca üzdü.

Gol saçma sapandı. Genelde bu tip takımlarla oynarken saçma sapan goller yiyoruz. Kalede Hakan Arıkan, Rüştü'nün Galatasaray maçındaki görüntüsünü unutturdu. İyi iş çıkardı. Mustafa Denizli'nin Ekrem Dağ ısrarını anlayamadım. Bir ikinci Bülent Akın-Lucescu ilişkisine mi gidiyoruz nedir?:D

GÜNAH KEÇİSİ ANKARASPOR


Birkaç gün önce baba oğul yediniz takımların başını diye yazmıştım Gökçek ailesine. Yaptıkları girişimlerin diyetlerini yavaş yavaş ödüyorlar. Ancak onların ödediği bir şey yok gerçi. Gariban Ankaraspor teknik heyeti ve futbolcularına olan oldu.

Benim anlayamadığım günah keçisi neden Ankaraspor? Taraftarı yok diye mi düşürülen taraf oldu? Bilen varsa yardımcı olsun lütfen. Bir de takımı düşürmek kolay da bundan sonra ne olacak? Bir takım her hafta bay geçecek. Ee Ankaraspor'la şimdiye kadar oynayan takımların başı kel mi? Ya Ankaraspor'a puan kaybedenlerden biri küme düşerse vb.? Geçen yıl G.Oftaş farklı bir şey mi yapmıştı? Bir sürü soru var anlayacağınız...

14 Eylül 2009 Pazartesi

KASIMPAŞA YOLACAK KAZ BULMUŞ


Haftaya pazartesi Olimpiyat Stadyumu'nda oynanacak Kasımpaşa-Galatasaray maçının bilet fiyatlarını malumunuz ev sahibi takım belirliyor. Ancak Paşaspor yetkilileri maç bilet fiyatı belirlememiş adeta galibiyet primi istemişler taraftardan.

Aga 120 TL ne demek biliyor musun? Hadi Galatasaray taraftarına acımadın bastın bilete zammı ama kendi taraftarına da mı saygın yok be? Bildiğim kadarıyla Tayyip Erdoğan Stadında o kadar az olmuyor taraftar desteği. Eee,senin o taraftarlara da 120 TL fiyat biçmen ayıp olmamış mı biraz? Akıllarınca Galatasaray taraftarını maça getirtmeyecekler. Zaten o stada maç izlemeye gidenin aklını seveyim ben!!

İZMİR'DE NEDEN BİR TANE GÖKÇEK YOK?



Yazıya başlamadan şunu söylemekte yarar görüyorum. Ne Melih Gökçek'in şahsına ne de bağlı bulunduğu siyasal görüşe sempatim var. Aksine Melih Gökçek'in kabadayı tarzına ve siyasal duruşuna oldukça uzağım. Ancak söz futbola gelince, son günlerde Ankaraspor-Ankaragücü birleşmesini gerçekleştirerek ortalığı bulandıran bu adamın Ankaraspor'u dipten alıp Süper Lig'e taşıması var.

Ben bir İzmir'li olarak birçoğunuzun çekmediği futbol özlemini çekiyorum. Biliyorum ki aklı başında bir sürü İzmirli'nin çektiği bir özlem bu. Diyeceksiniz ki, Karşıyaka, Altay, Göztepe şimdilerde Bucaspor neyinize yetmiyor? Yetmiyorlar işte! Bize Süper Lig tadını vermiyor Bank Asya maçları. Zaten bu saydığım takımların maçlarına da özel taraftar grublarının üyelerinden başkaları gitmiyor.

Oysa bir Ankaraspor'umuz bile yok yıllardır. Şöyle eşini dostunu alıp Göztepe-Trabzonspor maçına gidemiyoruz, çünkü ligde yokuz! Şöyle bir hafta sonunu Karşıyaka-Beşiktaş maçına ayıramıyoruz,çünkü ligde yokuz! Ağız tadıyla Karşıyaka-Göztepe derbisi izleyebildiğimiz yok! Çünkü bu takımlar aynı ligde bile değiller! Bugünlerde Bucaspor kanımı kaynatıyor. Bana ümit aşılıyor ancak mali krizleri devam ederse onlardan da bu yıl bir performans bekleyemeyeceğiz.
O kadar atıp tutuyoruz ama şu güzelim İzmir'den ne bir Melih Gökçek çıktı bir takımımızı aldı götürdü süper lige çıkardı ne de bir sponsor VESTEL gibi. Elin oğlu ligde 3 takımla 4 takımla temsil edilirken köklü kulüplerin şehri İzmir'de tık yok. Böyle giderse olacağa da benzemiyor. Yıllardır Yaşar grubu Karşıyaka'yı destekliyor ancak hiçbir icraat yok. Bir VESTEL'in yaptığını yapamıyorlar. Hadi onu geçtim JET Fadıl kadar olamıyorlar! Diyeceksiniz ki ne yani Melih Gökçekler çıksın da ligdeki 2.senemizde başka takımla birleştirmeye mi kalksın bizi? Bu soruma ben de cevap veremiyorum. Tek bildiğim Süper Ligsizlik yetti gari:D

13 Eylül 2009 Pazar

"BİZİ SEVENLERİ ÜZMEYELİM BABA"

Sanıyorum futbola gönül vermiş herkesin saygısını kazanmış bir adam Metin Oktay. Fenerlisi,Beşiktaşlısı vb. bu tip adamlara saygı göstermeli. Fenerbahçe'de Can Bartu mesela beyeefendi kişiliği ile hep taktir ettiğim bir büyüğümüz olmuştur. Rahmetli Vedat Okyar. Geçmişte Beşiktaş'ın büyük futbolcularından biri olduğunu bilmediğim yıllarda , "Delikanlı adam he, nezaketi hiç elden bırakmıyor,güzel konuşuyor." derdim. Cidden sadece Beşiktaş camiasının değil Türk futbolunun övünç duyması gereken bir adammış.

Evet o adamlardan biri de tabii ki Metin Oktay. 13 Eylül 1991'de vefat ettiğinde daha çok küçüktüm. Ne kadar büyük bir futbol adamını kaybettiğimizi bilmiyordum. Keza babam dahi bilmiyordu. Oynadığı döneme yetişememişti.

Galatasaray kadrosundan binlerce futbolcu geçmesine rağmen diğerleri gibi adı unutlmamış, taraftarın her zaman gözbebeği olmuş bir futbolcu Metin Oktay. Forma sevdalısı bir futbolcu. Gerçi o dönemde takımlarımızdaki birçok futbolcu böyleymiş. Ezeli rekabet oldukça centilmen bir havada geçiyormuş. Delikanlılık esasmış. Keza 1954 senesinde Fenerbahçe başkanının açık çekli teklifine şu güzel sözle karşılık vermiş Metin Oktay: "Bizi sevenleri üzmeyelim baba"

Ölümünün üzerinden geçen 18 senenin ardından onu ve onun gibileri Türk futbolunda arıyoruz! Öylelerini pek göremediğimizden özlüyoruz diyemiyorum. Yaşanan şeyler özlenir çünkü.

Ve şunu biliyorum, bizler yani arma sevdalısı taraftarlar: Boğaz kesme hareketiyle rakibi tehtid eden, bizler rakip taraftara hindi benzetmesiyle küfreden, bizler hakeme tüküren, bizler futbolcu tartaklayan futbolcular ve yöneticiler istemiyoruz!

MUSTAFA DENİZLİ VE DERBİ


Dünkü Galatasaray-Beşiktaş derbisinin ardından hemen çeşitli yorumları inceledim. Hem ulusal yorumcularımız hem de blog yazarları büyük ölçüde Mustafa Denizli'yi eleştirmişler. Ancak anlamadığım bir şey var. Maç boyunca Beşiktaş'ın yakaladığı yüzde yüzlük 5 pozisyon var. Diğerli de cabası. İstatistikler bu haldeyken Mustafa Denizli'nin bu kadar acımasızca eleştirilmesi ülkemize has olmalı. Yenilen her zaman haksızdır prensibi ile yaklaşıyoruz olaylara. Galatasaray'ın son golünün ardından gülümseyen Denizli'nin aklından eminim bunlar geçiyordu. "O kadar pozisyona gir değerlendireme, elin oğlu gelsin yoktan golleri atsın". Rüştü o inanılmaz hataları yapmasa, Serdar Özkan'ın topları kaleyi bulsa bugün çok farklı yazıyor olabilirdik.

Dünkü yazımda Galatasaray'ın rahat kazandığını yazmıştım ancak özetlerde Beşiktaş'ın kaçırdığı golleri görünce şans faktörünün Galatasaray'ın yanında olduğunu gördüm. Geçen haftaki çanlar Galatasaray için hala çalıyor. Kimse 3 gol neyine yetmiyor demesin. Beşiktaş'a gelince: Beşiktaş ilk haftalarda aldığı kötü sonuçları telafi edemezse bu sezon şampiyonluğu unutabilir. Bu yıl şanssız bir Beşiktaş ile karşı karşıyayız. Umalım bu şanssızlığı Man U. karşısında kırarlar ve ülkeyi en iyi şekilde temsil ederler.

12 Eylül 2009 Cumartesi

LOS GALAKTİKOS TURKA'DAN AYNI TARİFE


Başlıkta da belirttiğim gibi Türkiye'nin bu yılki Galaktikos'u Galatasaray geçtiğimiz yılın şampiyonu Beşiktaş'a da her hafta diğer takımlara uyguladığı tarifeyi sundu. Galatasaray bu yıl Fenerbahçe'nin 103 gol rekorunu kırabilir diye boşuna yazmamıştık. Galatasaray'ın şu anki gol ortalaması 2.50'nin üzerinde.

Gelelim bugünkü maça. Doğruyu söylemek gerekirse Galatasaray'ın bu kadar rahat bir galibiyet alabileceğini düşünmüyordum. Hafta ortasında oynanan milli maçlarda yorulan takımın onlara göre daha diri olan Beşiktaş karşısında zorlanacağını düşünüyordum. Ancak Galatasaray beni şaşırttı ve yine farklı bir skor elde etti.

Beni şaşırtmayansa Arda'nın performansı oldu bu gece. Arda hafta içi inanılmaz efor sarfetmişti. Yorgunluğu gözlerinden okunuyordu. Rijkaard da onu ikinci yarıda oyundan aldı. Aşağı yukarı her yazımda belirttiğim gibi Galatasaray'ın rotasyona müsait takımı birçok maçı pek zorlanmadan kazanacak.

11 Eylül 2009 Cuma

SEZONUN İLK DERBİSİ


Yarın Mecidiyeköy'de sezonun ilk derbisini izleyeceğiz. Sel ve Bosna felaketinin gölgesinde geçeceğine inandığım bir derbi olacak. Hafta içi birçok futbolcusu milli takımlarda olan yorgun Galatasaray ile yeni transferi Tabata ile güç bulan diri Beşiktaş kozlarını paylaşacaklar. Galatasaray'da Bosna maçında Arda oldukça efor sarfetmişti;sanıyorum yarınki maçta sarfedilen bu eforun ceremesini çekecektir. Beşiktaş ise sezon başından bu yana sergilediği istikrarsız performansını düzeltme çabası içinde olacak futbolculara sahip. Beşiktaşlı futbolcuların tamam devam niteliğinde bir maça çıktıklarına inandıklarını düşünüyorum.

Tüm bu veriler ışığında derbinin favorisinin Beşiktaş olduğunu düşünmeyin. Gerçekten de derbilerin favorisi olmuyor. En iyi döneminde Galatasaray'ın Sami Yen'de Fenerbahçe'ye Jhonson'un golüyle yenildiğini unutmadık. Seyirci desteğini arkasına alacak olan Galatasaray ilk 4 haftadaki ofansif futbolunu bu derbide sergileyebilirse Beşiktaş için hezimet de olabilir. Tabii ilginç dönemlerde ilginç işler yapan bir Beşiktaş var Galatasaray'ın karşısında. Bütün bunların yanı sıra Galatasaray'ın gol ortalamasının 2.5'un üzerinde olduğunu düşününce yarınki derbinin bol gollü ve çok keyifli geçeceğini düşünüyorum.

10 Eylül 2009 Perşembe

BABA OĞUL YEDİNİZ TAKIMLARIN BAŞINI


Kulüplere belediyelerin destek verebileceğini düşünüyorum. Bunu her yazımda dile getiriyorum. Tabii bu tek takımı olan şehirler için geçerli. İzmir'de belediyenin kulüplere destek olması düşünülemez. Facia çıkar alim Allah. Ya Ankara'da. Ankara'da da olamayacağını Melih Bey ve şehzadesi bir güzel gösterdiler. Lig başlamış, haftalar geçmiş, sayın Gökçek Ankaraspor'un bütün futbolcularını Ankaragücü'ne verebilirim diyor. Bu kulübün başkanlığına Ankaraspor yönetim kurulu üyesi oğlu getiriliyor,yani resmi olmasa da gayriresmi birleşme sağlanıyor. TFF yakacak çıralarını. Bu haftaki maçlarının ertelenmesi gündemde. Süreç devam ederse ligden ihraçlar yaşanabilir. Bizleri aksiyon dolu günler bekliyor. Böyle bir durumda Gökçek'in Uğur Dündar ile buluşmasını düşünüyorum da. Ohooo, ortaya şöyle karışık alevli bir program çıkar .

Bu alavera dalaveralar hep Ankara'dan çıkıyor nedense .Sebebi Ankara'nın politikanın merkezi olması mı acaba? Geçtiğimiz yıllarda da Gençlerbirliği Oftaş'la aynı yalanın seyircisi olmamış mıydık. Neymiş Gençlerbirliği ile Oftaş farklı sahiplerin malıymış da. Falanmış,filanmış... Cavcav da bizi yiyordu. TFF yemişti gerçi, sonraki sezon apar topar takımın adını Hacettepe yapmışlardı. Sözün özü Melih Gökçek bıraksın şu Ankaragücü'nü de İzmir'den bir takım alsın. Bizi Süper Lig hasretinden kurtarsın. Ankara'nın yeterince takımı var zaten.

CAMDAN ADAMLARLA NEREYE KADAR?


Bugün Emre Güngör'den bir sakatlık haberi daha geldi. Ben de sezon başında 36'lık Emre Aşık'a neden jübile teklifi yapmadıklarını merak ediyordum. Meğer geleceği gören bir yönetim varmış Galatasaray'da. Gökhan Zan'ı Beşiktaş'tayken de gözüm tutmuyordu. İri bir futbolcu ancak hantal. Bir de başında şu sakatlık belası. Sezon başında "Camdan adam değil candan adam" sloganıyla yola çıkmışlardı. Ancak 5. haftada pili bitti Zan'ın. Bakalım ne kadar yalnız bırakacak Galatasaray'ı. Linderoth'u da söylemek lazım tabii. Bu adamın da kariyerinin Galatasaray'da bu şekilde sona erecek olma olasılığı var. Yazık gerçekten. Sakatlık derdinden bir türlü kurtulamadı Galatasaray.

9 Eylül 2009 Çarşamba

Ve Diyeceğiz Ki !


Ne diyeceksin çok merak ediyorum.Ayşe olmak, Mehmet olmak mı dertlere deva.böyle bir gruptan dünya kupasına katılamamak ciddi anlamda basiretsizliğin bir göstergesi.

Yahu şu takımda Arda ve birkaç oyuncu olmasa sıradan bir takım haline dönüşüveririz.Arda'nın son 20 dakikadaki çabası ile bir yığın pozisyon yakaladık.Bunun haricinde üretkenlik adına zerre ışık göremedik.

Acınası sömürülerle bu işler olmaz Fatih Bey!

Mehmet'ini de al Ayşe'ni de al!

Biz ne Ayşe olmak ne de Mehmet olmak istiyoruz.

Beceremedin, bırak artık.

KENDİMİZE YİNE TAKIM SEÇECEĞİZ


2002'de ağız tadıyla maçları izleyememiştim. Yok finaller yok bütünlemeler derken üniversite stresinden maçlara konsantre olamamıştık. 2006'da talihsizlik dedik sineye çektik. Gel gelelim 2010 için şu gruba düşünce tamamdır demiştim. Biraz Belçika zorlar ancak gideriz. Hesap tutmadı. Yine kendimize takım seçeceğiz. Gana mı olur, Hollanda mı olur ev sahibi Güney Afrika mı olur? Bulacağız artık bir takım. Terim'in kredisi bende bitmez ancak bırakma zamanı geldi çattı artık. milli takıma yeni bir soluk gelmek zorunda. Bugünkü maçta dikkatinizi çekti mi bilmiyorum sahanın zemininde zamk gibi bir şey vardı. O kadar yavaş oynandı ki maç. Sanırsınız ki milli takım maçtan yarım saat önce alemdeydi. Hiçbir varlık gösteremedik. Arda'nın son dakikalardaki topu direk yerine kaleye yönelseydi hasbelkader İspanya maçını bekler duruma gelecektik. O kadar bile kalmadı artık. Estonya ile beraber kalacak da Bosna. Bıdı bıdı...

Bir sözüm de maçı alan Fox'a olacak. İnsan doğru dürüst bir spiker tutar. Adam'ın futbolla alakası yoktu. Sahadaki futbolcuları tanımadığını o kadar çok belli ediyordu ki uzun saçlı diye her seferinde Gökhan Gönül ile Tuncay'ı karıştırdı. Hele ki son dakikalarda Fox'un reklamını yapması Fox'u gözümde bitirdi. Velhasılı kelam: yazın terler içinde değil de gönül rahatlığıyla seçtiğimiz bir takımı destekleyeceğiz. Bağıran çağıran olmayacak maç sırasında. Adrenalin falan da tabii. Teşekkürler çocuklar! Bu arada biz kimdik Terim?

MOSTAR KÖPRÜSÜNDEN GEÇMEK


Kısa zaman öncesinde mali kriz yaşayan Bosna Federasyonu Boşnak futbolcuların tepkisiyle karşı karşıyaydı. Aynı takım şimdilerde kenetlenmiş bir biçimde karşımızda duruyor. Gruplar açıklandığında İspanya'nın yerini biliyorduk. Soru işaretimiz Bosna mı Belçika mı bizi zorlardı? Benim tahminim Belçika'dan yanaydı ancak düşündüğüm gibi çıkmadı. Bizim de ikramlarımızla Bosna Hersek ne dersek diyelim Afrika yolunda bizden çok önde. Deplasmanda oynayacağımız maçı kazansak bile hem Belçika'yı evinde yenmeliyiz hem de İspanyollara duacı olmalıyız. Ne derler buna ölme eşeğim ölme. Umutsuz değilim ancak yaş ilerledikçe Dünya Kupalarını destek verdiğim bir takım olmadan geçirmek canımı sıkıyor. Başka takımlara sulanıp duruyoruz ne yazık ki. Bu gece Mostar Köprüsü'nden geçebilirsek bir şeyler değişebilir. Zaten ayağımız kayar da düşersek 2014'ü beklemeye başlayabiliriz ıslak ıslak

NE OLACAK BU SEYRANTEPE'NİN HALİ


Güya 2010 yılına yetişecekti. Zaten bir yapıya başlandığında hep aynı terane! Bilmem nereye yetişecek. İzmir'deki metro inşaatının da tabelasında 2008 yazıyor mesela. Bekle babam bekle. TOKİ bir nane yiyemeyen şirketlerden aldı kendisi yapacak diye sevinirken 5. ihale de gerçekleştirildi. Yok en iyi teklifi şu verdi bu verdi. Yine yarıda kalacak. Harç bitecek iş paydos olacak. Türkiye'deki pek çok firma zaten zor durumda, yalandan ihaleye giriyorlar para bitiyor bu sefer mahkeme süreçleri falan filan. Bitmez bu stad size söyleyeyim

8 Eylül 2009 Salı

12 DEV ADAM 7 CÜCELERE KARŞI


Dünkü maçı izleyenler fark etmiştir. Milli takımda ülkemizde Yugoslavya ile final oynadığımız turnuvadaki hava yakalanmıştı. Müthiş savunma yaptılar. Hidayet takıma ağabeylik yapıyor. Yakışıyor da bu görev ona. NBA'de müthiş pişti ve artık bir dünya yıldızı. Rakipleri Hido'nun adından çekiniyorlar. Bu durum da tabii ki işimize geliyor. Hido'nun potaya yaklaşmasını engellemeye çalışırken diğer yıldız adaylarımıza gün doğuyor. Eskiden aynısını biz yaşamıyor muyduk? Almanlarla oynarken Nowitsky topu aldığında telaşa düşmüyor muyduk. Bodiroga dendiğinde hazır ola geçmiyor muyduk. Artık bizim de bu tepkileri verdirecek bir yıldızımız var. Dünkü maçın alınması çok önemliydi. Basketbolu bilmeyenler için futbol milli takımımızın İngiltere'yi yenmesi gibi bir şeydi. Sırada Malta var:D Yani futbol deyimiyle Malta. Rakibimiz Bulgaristan,futbolla kıyaslarsak o ayarda bir takım. Ancak unutmamak gerekiyor ki biz kendi sahasında ilk beraberliğini yaşatmıştık San Marino'ya. Aman dikkat çocuklar!!

NE OLUYOR BU İNGİLİZLERE!!


Ne oluyor bu İngiliz takımlarına. Geçen gün Chelsea'nin başına gelen Manchester City'nin de başına geldi. Birinin başında Rus zengini, diğerindeyse Arap petrol milyarderleri bulunan iki kulübe FİFA takip başlattı. Müstehak diyeceğim ancak durum netleşmediği için ağır konuşmak istemiyorum. Genç ya da ümit vaadeden futbolcu tacirliğini eskiden en iyi yapan takım İnter'di. Çılgınca ülkelerinin yıldızları olan yabancı futbolcuları araklıyordu tabiri caizse. Ayartıyordu bir başka deyişle. Bu sefer bu işe İngilizlerin iki büyüğü soyundu. Chelsea cezasını 1 sene transfersizlikle ödeyecek. Bakalım Man City Rennes'ten ayartarak aldığı 17lik Helan için nasıl bir diyet ödeyecek. Varille petrol satmaya benzemiyor bu işler...

BİR GAZ UMUT


yakın zamanda estonya-brezilya maçını izlemiş ve estonyanın hücum gücü yüksek bir takım karşısında göstermiş olduğu defansif oyunun üst seviyelerde olduğuna tanık olmuştum.bu şekilde giriş yapmama sebep, her ne kadar terimli milli takıma pek hoş bakmasam da payına düşen aferini verebilmek.

aferin aferin de,
milli maç heyecanı ve beraberinde getirdiği milli duygudan mahrum kalmış biri olarak hala bireysel çabalara mahkum bir oyun anlayışının içinde olan milli takımı izlemek ne keyif veriyor ne de heyecan.bunun üzerine, takım galipken, tiyatro sahnesinden fırlamış mimiklerin altında hiç hoş şeyler yatmıyor.emrenin gözlerinin içinde, kazım kazım ısrarında, gökdeniz, fatih tekke ve yıldıray'ın sırra kadem basışlarında...

o kadar çok şey göz ardı ediliyor ki, milli dava uğruna hep "sil baştan" mırıldanılıyor.siliriyoruz silmesine de bitmiyor be kardeşim.

bu kadar potansiyelli bir takım terimin deyimiyle "mucize" yaratma peşinde.

anlık kaybedişler ve kavuşmalarla mutlu olmayı becerebilen bir milli duygunun içinde olmayı istemiyorum.
ve yarın oynanacak milli maç zerre merak uyandırmıyor bünyede.

gitsinler, terim'in takımdan ayrılması için ne gerekiyorsa yapsınlar.
hadi aslanlarım!! bir mucize yaratın da iyi dileklerimiz de bosna'nın üzerine kalsın..

7 Eylül 2009 Pazartesi

"KOCA KAFA"


Kramponlarına lakabını yazdıran GS'nin milli yıldızı, 3 cephede 50 günde 12 maçta, 3 gol atıp 14 asist yaptı.

Evet Arda Turan'dan bahsediyorum. Bu çocuğun geleceği ne olacak çok merak ediyorum. Arda'yı EPL'de görmeyi çok arzu ediyorum ancak ülkemizdeki futbola bakış, futbol anlayışı Arda'nın sağlıklı bir biçimde Avrupa'ya açılmasını zorlaştıracak gibi. Gerets döneminde parlayan Arda'nın o dönemde fizik kapasite olarak Avrupa'yı kaldıramayacağını düşünüyordum. Bu yılsa Arda'nın güçlenmiş olduğunu gözlemekteyiz. 14 asist müthiş bir istatistik. Milli takımda da son maçta yaptıkları ortada. Türk futboluna büyük yıldızlar dönem dönem geliyor. Bunlar ya şanssız sakatlıklar yaşıyor,Rıdvan Dilmen gibi ya çok kritik dönemde yanlış transferler yapıyorlar Hakan Şükür, Emre Belözoğlu,Rüştü Reçber gibi. Şimdi sıra Arda'da öyle bir sıçrama yapmalı ki düştüğü yer tam ona göre olmalı.

6 Eylül 2009 Pazar

BURSA'DA TIRNAKLAR KONUŞTU


Haberi duyunca inanamadım. Bursa'da oynanan Bursaspor-ESES hazırlık maçında olaylar çıkmış.Buraya kadar her şey normal gözüküyor. Haliyle ülkemiz söz konusu olunca kavganın hazırlığı resmisi olmuyor tabii. Ancak kavganın fitilini ateşleyenlerin aynı takımın taraftarları olduğunu duyunca çok şaşırdım. Bu taraftarlar Bursaspor takımının dişi timsahlarıydı. Bizler bayanlar da tribünlerde olsun dediğimizde onların naifliğini, nazikliğini, güzelliklerini tribünlere yansıtmalarını kast etmiştik yoksa kimse tırnaklarını karşı tarafa geçiren taraftarlara ihtiyaç duymuyordu.


Livorno Geldi,Gitti,Kaldı bir Hoş Sedaaa







Bu hafta içi harika bi şey oldu,liman işçilerinin takımı İtalyan Livorno tam kadro Adana'ya geldi burada demiryolu işçilerinin eskilerde kalmış o güzel renkli takımı Adana Demirspor'la kelimenin tam anlamıyla bir "dostluk" maçı oynadı.Hani yabancıların taibriyle "friendly" geçti karşılaşma.Bu maçın tv kanallarının herhangi birinde neden yayınlanmadığı konusu beni hiç şaşırtmadı aslında.
Bu konu üzerinde fazla durmadan Dünya futbol tarihinin en iyi liglerinin birinde sürekli varolmuş ve kimliğini hiç kaybetmemiş bir kulüp ve takım olan Livorno'dan söz etmek gerek.Bu takım ilhamını şehirden alıyor aslında.Ama öyle deyince sanmayın ki şehir doğa güzellikleriyle,gece hayatının hareketliliğiyle, el üstünde tutulan kültürel birikimiyle bu takıma ilham veriyor.Hiçbiri değil bu takıma ilham veren çünkü bunların hiçbirinin olmadığını söylersek abartmış olmayız.Livorno tam bir sanayi şehri.Yani bir çok insanın burun kıvırıp, yaşamak istemeyeceği türden bir şehir.Aslında kendine özgü bir yapısı var bu liman kentinin.İçinde yaşamayanın anlayamayacağı türden bir birliktelik ve güven.Bol miktarda işçi barındıran yani aslında ülkenin üretimine emekleriyle dorudan katkı sağlayanların yaşadığı bir liman şehri.Kuruluşu sırasında oluşturulan şehir anayasasına göre de insanlar hangi ırktan hangi dinden olurlarsa olsunlar vergi ödemeden burada istedikleri kadar yaşayıp, ticaret yapabilirler.Barbaros Hayrettin paşanın da zamanında peşindekilerden kaçıp Livorno şehrine sığındığı ve burada uzun yıllar yaşadığı bilinir.

İşte böyle bir şehirden söz ediyoruz ve böyle bir şehrin de takıma vereceği ilham tabi ki "özgürce yaşa,birlikte koş çalış ve ayrım gözetmeksizin herkese sahip çık" olmalıdır.Livorno takımı oldukça mütevazi bir kadroya,taraftarlatıyla birlikte yemek yiyen,gezen,eğlenen bir futbolcu kültürüne sahip.Ve takımın sembol ismi, kaptanı Christiano Lucarelli vakti zamanında bir çok büyük kulübün gözdesi olmuş ancak "Milyonlarınız Sizde Kalsın" isimli bir kitap yazarak daha sakin bir hayatı seçmiş bir futbolcu. Bu kulübe şehirdeki bir liman işçisi olan babasının izinden giderek gelen,çocukluğunda tribünde bir Livorno taraftarı olarak bulunmuş ve sonra da bu formayı almış bir oyuncu.İtalya Milli takımında oynarken bir maçta attığı bir gol sonrasında yumruğunu kaldırıp CHE işareti yaptıktan sonra afaroz edilmiş ve milli takım kapıları uzun yıllar yüzüne kapanmıştır.Futbolun siyasetle birleşmesi konusunda bu kadar hassas!! olan İtalyan Futbol Federasyonu Neo-Nazi ve Hitler işaretlerini her maçta gururla havaya kaldıran Di Canio'ya aynı sertlikle yaklaşmamıştır
.


Sonraki yazılarda Livorno ve futbolla ilgili daha çok konuyu paylaşmak üzere...

TURKCELL SÜPER LİGİN SEN SEKSİLERİ




Bugün Sabah gazetesinin sayfasını açtığımda bir anketle karşılaştım. Pazar ekindeki bu ankette zamanında futbolla ilgili yazı da yazmış olan birkaç bayan yazarın seksi bulduğu futbolcuları sıraladığını gördüm. Bayanların futboldan anladıkları ile biz erkeklerin voleyboldan anladığı bir sanırım:D

Harry Kewell 4 oy
Matteo Ferrari 3 oy
Hakan Balta 3 oy
İbrahim Toraman 2 oy
Emre Aşık 2 oy
Ufuk Ceylan 2 oy
Bobo 2 oy
Matias Delgado 2 oy
Diego Lugano 2 oy
Andre Dos Santos 2 oy
Milan Baros 2 oy
Rijkaard 3 oy (teknik direktör)

GÜLENGÜL ALTINSAY (Futbol yazarı / Taraf)
Teknik direktör: Mustafa Denizli (BJK)
Kaleci: Hakan Arıkan (BJK)
Arka dörtlü: İbrahim Toraman (BJK), Emre Aşık (GS), Selçuk Bice (Çanakkale Dardanelspor), Hakan Balta (GS)
Orta dörtlü: Filip Holosko (BJK), Samet Gül (Çanakkale Dardanelspor), Uğur Boral (FB)
İleri
ikili: Shabani Nonda (GS), İbrahim Akın (İBB)
Gelmiş geçmiş en yakışıklı: İlhan Mansız

SİNE BÜYÜKA (Futbol muhabiri / NTV Spor)
Teknik direktör: Thomas Doll (Gençlerbirliği)
Kaleci: Ufuk Ceylan (GS)
Savunma: Sağ bekte Gökhan Gönül (FB), sol bekte Hakan Balta (GS)
Orta saha: Harry Kewell (GS)
Forvet: Bobo (Deivson Rogério da Silva) (BJK), Semih Aydilek (Kayserispor)

BANU YELKOVAN (Futbol yorumcusu / CNN Türk)
Teknik direktör: Mustafa Denizli (BJK), Frank Rijkaard (GS), Milli takımı da ekleyebilirsek Metin Tekin
Kaleci: Ufuk Ceylan (GS), Sezer Öztürk (Manisaspor)
Savunma: Hakan Balta (GS), Roberto Carlos (FB), Emre Aşık (GS)
Orta saha: Harry Kewell (GS), Matias Delgado (BJK), Burak Yılmaz (Eskişehirspor), Deniz Barış (FB), sempatik kategorisinden Emre Belözoğlu (FB).
Forvet: Milan Baros (GS)

DUYGU GÖKCAN (Futbol muhabiri / SABAH)
Teknik direktör: Mustafa Denizli (BJK)
Kaleci: Michael Petkoviç (Sivasspor)
Defans: Diego Lugano (FB), Matteo Ferrari (BJK)
Orta saha: Volkan Şen (Bursaspor), Andre Santos (FB)
Forvet: Bobo (Deivson Rogério da Silva) (BJK), Milan Baros (GS)

FERYAL PERE (Futbol yazarı/ Radikal)
Teknik direktör: Frank Rijkaard (GS)
Kaleci: Volkan Demirel (FB)
Savunma: Diego Lugano (FB), Önder Turacı (FB), Matteo Ferrari (BJK), İbrahim Toraman (BJK)
Orta saha: Matias Delgado (BJK), Andre Santos (FB), Harry Kewell (GS)
Forvet: Sercan Yıldırım (Bursaspor), Erhan Küçük (Kasımpaşaspor)

EBRU KILIÇOĞLU (Futbol yazarı / SABAH)
Teknik direktör: Frank Rijkaard (GS)
Kaleci: Dimitar Ivankov (Bursaspor)
Orta saha: Harry Kewell (GS)
Savunma: Matteo Ferrari (BJK)
Forvet: Yok


1'İ GİTTİ, KALDI 3


Derede boğulmadık, şimdi orta halli bir nehirden geçme zamanı. Aslına bakarsanız Bosna maçından ziyade Belçika'daki maç beni daha çok korkutuyor. Çünkü ne olursa olsun zamanında ekol olmuş bir takım Belçika. Bosna Hersek, şimdilerde yükselişte ancak yine de Türkiye ile boy ölçüşecek bir takım değil bana göre. Edin Dzeko'ya önlem aldığımız ölçüde Bosna'dan alnımızın akıyla çıkacağımıza inanıyorum.

Dünkü maça gelince, kimse maçın farklı bir sonuçla biteceğini düşünmüyordu, yedinci dakikada yenen gol sonrasında bile maçın Türkiye lehine biteceğine inanılıyordu. Keza öyle de oldu. İkinci yarıda Semih Saygıner'in bilardo hamlelerine benzer bir gol yedik. Tabii o golün birkaç dakika ertesinde Arda'nın golü gelmeseydi, telaş başlayabilirdi. Buna rağmen maçı kazanacağımızı düşünüyordum. Evet dediğim gibi 4 maçlık süreçte ilk engeli sağ salim aştık, şimdi gelsin bre! Boşnak böreği:D

5 Eylül 2009 Cumartesi

SON 400'E GİRİLDİ!


Bu gece önemli bir maça çıkacak milli takım. Gerçi cumartesi-çarşamba maçlarında hatırladığım kadarıyla ilk maçlarda galip geliyor ardından rehavet çöküyor hafta içi kaybediyorduk genelde. Estonya da kolay bir takım değil bana kalırsa. Estonya futbolunun nerelerde olduğu Galatasaray'ın özellikle Tallin deplasmanındaki maçta görüldü. Dolayısıyla Estonya uzunca bir müddet direnebilir. Öyle bilindik bir futbolcuları yok; ancak şunu da unutmayalım zamanının Estonya'sı değil miydik biz de? Neden başlarında bizi Euro 96'ya götüren bir Fatih Terim olmasın bu takımın. Tedbir ve ciddiyet şart!

İlk engeli aştıktan sonra Bosna'daki maça konsantre olma zamanı gelecek. Ancak öncelikle bu küçük suda boğulmamalı!

EMEĞİN TEMSİLCİLERİ BULUŞTU.



Ve beklenen maç dün akşam oynandı. Adana'nın sıcağında statü olarak ortak kurucuları bulunan iki takım dostluk mücadelesinde karşı karşıya geldiler. Bu iki kulübün Endüstriyel Futbola onurlu bir biçim de hayır deyişlerini seyredemedik ancak izleyenler müthiş bir karnavalın gerçekleştiğini söylediler. Adına yakışır bir şekilde 0-0 sona erdi maç. Bu güzel dostluk sanıyorum ki bundan sonra da sürecek. Keşke Adana Demirspor'umuz daha ön planda olan Süper Lig takımlarımızdan biri olsaydı. Böyle olmamasına rağmen Serie A takımlarından birinin taraftarlarınca takip edilebilmesi önemli bence. Biliyoruz ki bu dostluk buluşmasında iki takım taraftarının birbirlerini sanal ortamda bulmaları etkili olmuştu. Şimdi sıra iade-i ziyarette bu ziyaretin ikinci yarıda ya da Livorno'nun sonraki sezonunun açılışında olabileceği konuşuluyor.

4 Eylül 2009 Cuma

FENER'İN REKORU BU YIL KIRILABİLİR Mİ?

AVRUPA’NIN 100’LER KULÜBÜ
SEZON TAKIM MAÇ GOL ORT.
1962/63 Tottenham
42 111 2.64
1950/51 Milan
38 107 2.81
1988/89 R.Madrid
38 107 2.81
2008/09 Barcelona
38 105 2.76
1988/89 Fenerbahçe 36
103 2.86
1996/97 Barcelona
42 102 2.42


Galatasaray, Fenerbahçe'nin 1988/1989 yılındaki rekorunu kırabilir. Neden derseniz o yıllardaki Fenerbahçe takımından daha iyi bir hücum hattına sahip Aslanlar. Öyle ki ilk 13 maçta Galatasaray'ın gol ortalaması 3.25 Bu istatistiği devam ettirebilirlerse kırılması çok güç bir rekorun da sahibi olabilirler.

Peki Avrupa'da durum ne? Tabii ki kalbur üstü liglerde mücadele eden takımların 80 golü geçmeleri dahi büyük başarı. Buna rağmen Real,Barça, Milan 100 golün üzerine çıkabilmiş takımlar. Bu takımlara 62-63 sezonunda Premier Ligde 100 golü geçen Tottenham'ı da eklemek gerekiyor. Onların ki de saygı duyulacak bir başarı olmuş.

BÜLENT KORKMAZ: KADIKÖY'DE FİNAL İMKANSIZDI.


Büyük kaptanın teknik direktörlükte bir şeyler yapabileceğine inanmayanlardanım. Bunun sebebi de teknik direktörlüğün sadece bir teknik verme işi değil aynı zamanda yönetme sanatı olduna inanmamdır. Güzel ve etkili konuşamayan insanların büyük bir teknik direktör olması neredeyse imkansız. Bülent Korkmaz Türk futbolunda maç sonraları iyi demeçler veremeyen futbolcularındandı. Hitabet gücünün eksik olduğu belliydi. Bu durum altındaki insanları yönetememesine neden oluyor bana göre. Galatasaray'da da aynı sorunla karşılaştı. Dikkat edin büyük teknik adamlara mükemmel bir hitabet gücüne sahipler. Harika demeçler veriyorlar. Ne yazık ki Bülent bu eksiğini gideremedi.

Bugün bir demeç vermiş. Kadıköy imkansızdı diye. İmkansızdı tabii. Kaptan takım içerisinde büyük bir çoğunluğa hitab edemedi. Maçlarda motive olamayan futbolcularda büyük düşüşler yaşandı. Yıldızları da yönetemeyen Korkmaz için başarısızlık kısa bir dönem de olsa kaçınılmazdı

3 Eylül 2009 Perşembe

PFDK: EMRE'NİN CEZASI 3 MAÇ...


Geçen haftaki Manisaspor maçında sevgili kabadayımız Emre Belözoğlu yine sinirlerine hakim olamadı ve hakem beye postasını koydu. Ağzı bozuk futbolcular hiç çekilmiyor. Hele ki milli takım kariyeri olan futbolculara böyle hareketler hiç yakışmıyor. Geçenlerde de değinmiştim. Emre çirkeflik konusunda ne yazık ki Galatasaray'da kendisini geliştirdi. Sonrasında milli takımda bu dayılıklara devam etti. Bir sürü vukuatı var. Yok tribüne hareket çekmeler, yok gazeteciyle dalaşmalar Kayseri'deki Don Carlione hareketi. Şu boğazını keseceğim olayı. Cidden çok magandaca hareketler. Bu adam Fenerbahçe'ye gittikten sonra böyle düşündüğümü sanmayın lütfen! Hagi'ye futbol dünyamda bambaşka bir yer vermeme karşın ona olan hayranlığım çirkefçe hareketleri yüzünden yüzde yüz olmamıştır hiçbir zaman! Nedense Ergün Pembe, Aykut Kocaman, Ertuğrul Sağlam tarzı futbolcuları sevmişimdir hep. Emre Belözoğlu hiçbir zaman bu kategoriye giremeyeceğini Galatasaray'dan belli etmişti. Hele Newcastle'dayken bir maçta kaçırdığı golden sonra "fuck offff" diye küfür edişini görmem iyice gözümden düşürmüştü. Madem küfür ediyorsun bari Türkçe et,gösteriş yapma, diline saygı göster:D

İKİ SENE TRANSFER YOK


Karar henüz resmileşmedi ancak FİFA Chelsea'ye fena ayar verdi. Sen misin Lens kulübünden habersiz futbolcusuna el atan.-Lens'e de sempatim vardır Fransız liginde- Chelsea 2 yıl boyunca transfer yapamama tehlikesiyle karşı karşıya kaldı böylece. Henüz karar yürürlüğe girmedi, Chelsea bu karara itiraz edebilir. Bizde böyle bir durum olsaydı kim bilir neler yaşanırdı. Bir soru işareti de Chelsea nasıl oldu da kesenin ağzını açıp Lens'i susturamadı. Sonuçta aralarında anlaşarak bu olayı örtbas edebilirlerdi.

SUÇ LİNCOLN'ÜN MÜ?


Galatasaray'a geldiğinde sevinmeyenlerdendim. Shalke'de oynarken vaaay iyi topçuymuş dediğimi hatırlıyorum ancak sonrasında kulüple ilişkilerini araştırdığımda çakalın önde gideni olduğunu görmüştüm. Zaten çakallığı olmasaymış Dünya devlerinde oynayabilecek yeteneğe sahip bir futbolcuymuş. Futbolcunun çakalından sakınmak gerekiyor, çok yetenekli oluyorlar haliyle ancak devamlılıkları olmuyor. Takım içerisinde huzursuzluk yaratıyorlar.Lincoln geldiğinde ilah gibi karşılandı. Adam sonrasında sandı ki burası Katar! Yatacak alacak parasını. Ama suç kendisinde değil tabii. Bir futbolcu kendisinde bu hareketleri yapacak cüreti bulabiliyorsa bu yöneticilerinin hatasıdır. Biz taraftarların hatasıdır. Kaç maçın ertesinde ya da maç oynanırken Lincollnn Lincollnn!! diye bağırmalarına anlam verememiştim taraftarın. Oysa ki o maçların kahramanları başka başkaydı.

Eee şimdi başka bir kulübe gitmek istiyormuş haliyle. E.Frankfurt talipmiş beyimize. 1 milyon 250 bin avro vermişler yıllık. Demiş ki yoook, 2 milyon 500 istiyorum, Ey Galatasaray yönetimi kalan kısmı cebinizden karşılayın. Bizimkiler nanik yapmışlar ama bir sürü dert olacak tabii şimdi. Yok FİFA yok CAS derken transfer taksitlerindeki meşhur imajımıza güzellikler eklenecek. Suç Lincoln'ün mü, Ribery'nin mi, Emre Belözğlu'nun mu sizce? İnsanlara hak ettikleri değeri biçmeli, bu futbol kulüpleri için de geçerlidir!

2 Eylül 2009 Çarşamba

ANDRES JOSE FLEURQİN "Kiralık Prens"





"Yıllar çabuk geçiyor ile lafa kolay girilir. Fleurquin Galatasaray'a geldiğinde 26 yaşındaydı. 33 yaşına gelmiş. Uruguay'ın en zengin ailelerinden birinin çocuğu olduğu aslında paraya pula ihtiyacı olmadığı söylenirdi. "Babasının işleri bozulmuş şimdi ailesine Fleurquin bakıyormuş" daha ilginç bir hikaye olabilirdi ama yok öyle bir şey. Andres Fleurquin iyi futbolcu muydu? Emin değilim. Bülent Akın'ın yanında daha iyi duruyordu ama bu da nasıl ölçüyse artık! Josico'nun Maldonado'dan iyi olabilme ihtimali gibi galiba... İspanya'da Cadiz forması giyiyor Fleurquin." (http://acetobalsamico.blogspot.com/2008/09/andres-fleurquin.html)

23 EYLÜL 2008 SALI


Bu yazıyı dost bir blogdan acetobalsamico'dan kopyaladım. Bir Ankaragücü maçı sonrası Topkapı Sarayı'nda karşılaştığımız Fleurquin'in ne hallerde olduğunu merak ettim ve araştırmaya başladım. Geçtiğimiz yıl Cadiz FC forması giyiyormuş Andres. Yıl 2002'ydi. Şu Lucescu ile kazanılan şampiyonluğa 3 maç kalmıştı. Çok önemliydi Ankaragücü maçı. Benim için de çok önemliydi tabii. İlk defa Ali Sami Yen'de izleyecektim Galatasaray'ı. Hacı olacaktım yani:D Ali Sami Yen'i gördüğümdeki duygularım bana kalsın. Galatasaray o maçı 2-0 kazanmıştı. Serkan Aykut ve Arif atmıştı diye hatırlıyorum golleri. Fleurquin de taçsız prensimizdi o yıllarda. Kiralık olarak gelmişti Galatasaray'a. Çok iyi bir performans sergilemişti ancak gösteriş budalası olduğumuzdan ertesi yıl kadroda tutulmadı Andreas. Sonrasında Avrupa'da unutuldu gitti kendisi. Maçın ertesi günü Topkapı'yı eşiyle dolaşırken gördük Andres'i ve tabii fotoğraf çektirmiştik. Hey gidi gençlik günleri hey:D Üniversite talebesiykenki günler!!:D




KİM KİMİ MAHKEMEYE VERSİN?


Bugün yorgun yorgun geldim işten bir de ne göreyim. Habertürk'te bir haber. Haberde bir Trabzonsporlu taraftarın kulübü mahkemeye verdiği yazıyor. Amcamız da telefonla bağlanmış yayına. Spiker soruyor:Neden kulübü mahkemeye verdiniz? Amca yanıtlıyor: Bizim hayatımız Trabzonspor. İşe gidemez olduk,psikolojimizi bozdular bu başarısızlıklarla... Sonra düşündüm yahu kim kimi vermeli acaba mahkemeye. Sen iç saha maçlarında takımı büyük bir baskı altına al. Sen sahaya atla Sivas maçında takımı bir sene yak! Sen 61.dakikayı kutla dur her maç. Takıma rehavet getir. Daha ikinci haftadan takımını yuhala! Amcanınkini bilmiyorum ancak saydıklarım hakkında kulüp dava açsa kesin kazanır.

1 Eylül 2009 Salı

Taraftar Grupları ve Besteler-1


video

Kim ne derse desin Beşiktaş taraftar grubu beste konusunda iyi çalışıyor. Meşhur ....mı Ye Fener, başka bir deyişle Fener'e Opera adlı eserleri tüm dünyaya yayılmıştı. Bu da ramazan ayına özel bir slogan olmuş:D

P.S. Gerçi Beşiktaş taraftarlarının tezahüratta söylediği gibi ramazan ayını mübarek edemedi ama:D

3.MAÇINDA KOVULDU


Erhan Altın dahiyane işler yapan Denizlispor yönetimi tarafından kovuldu. CM'de bile böyle bir kovuluş göremezsiniz. Kaldı ki Fenerbahçe, Galatasaray ve evinde Kayserispor'la oynamışsınız. Yönetim ne bekliyordu acaba. Takımda Messi vardı da Erhan hoca mı değerlendiremedi. Bıraksınlar bu işleri yahu. Denizlispor'a olan sempatim şu günden itibaren bitmiştir. Daha da desteklemem onları!

BU TAKIMDAKİLERİ BİR YERDEN TANIYOR MUSUNUZ?


Öyle her takıma kısmet olmuyor birçok oyuncusunu kendisi alt ligdeyken Süper Lig'de yıldız yapmak. Dardanel'in kendi altlarda ama oyuncuları sürekli Süper Lig'in önemli takımlarında. İşte efsane kadrodan bazı isimler

Ayakta en solda: Okan Koç.......Beşiktaş
Ayakta soldan 3. : Gökhan Zan.......Beşiktaş,Galatasaray
Ayakta en sağda: Fevzi Elmas.....Galatasaray
Oturanlar sağdan ikinci: İlkem Özaymak........Ankaragücü
Oturanlar en sağda :Mehmet Çoğum......G.Antepspor, Denizlispor



GÖKHAN ZAN VE GÖNÜL ARTIK VERİRSİNİZ PS 3'ÜMÜ



Ntvspor'un düzenlediği fantezi futbol oyunu gerçekten çok eğlenceli bir oyun. Hala kadro oluşturmamış arkadaşlar varsa http://fantezifutbol.ntvspor.net adresinden bir takım oluşturabilirler.

Gelelim başlığa bu hafta fantezi 11'imde Gökhan Zan ve Gökhan Gönül'ü kadroya almıştım eminim ki birçok arkadaş da kardolarında bu iki futbolcuyu kullanmışlardır. Cuma günü haberlere kaçırma gafletinde bulununca camdan adamın sakatlandığını öğrenemedim tabii. Gitti puanlar:D Gökhan Zan neyse de Gökhan Gönül nasıl oldu da sakatlandı! Neyse yaktınız beni çocuklar alırsınız artık Ntvspor'un 1.ye hediyesini yani PS3'ü:D

Bu arada 111. sıradayım\220 puanım var:D 100037 takım arasında:D

Renk ve Kalite Farkı

Belli başlı simgeler vardır farkındalık yaratan. Bir amblem, bir kişi, bir başarı…ve o simgelerdir geçmişte yaşanılanları sinesine alan.

Aslında, bu sayılanları bir bir içine başka bir şey var ki, -- dün oynanan Ankaraspor-Galatasaray göremediğimiz-- herhangi bir anda herhangi bir zamanda yan yana gelişlerinin meyvesinin bir futbol takımı olduğu…

Bu yapılanlar yeniliklere açık olmak mı yoksa pazarlama stratejisinin bir ürünü mü bilemiyorum ama seyir zevkini etkilediği bir gerçek. ve bir de ”benim takımım” hissinin uyanmasına sebep “güzel futbol” oynanmıyorsa vay halinize. nazire yaparcasına rakip takımın da farklı renklere bürünmesi cabası oluyor.

Biraz maçtan söz edecek olursam, tartışılagelmiş bir barcelona oyun sistemi var. sorun galatasaray’ın bu sistemi layıkıyla yerine getirip getirmediği üzerine.ilk yarıda gördük ki sistem için zemin de müsaitti rakip takımın oyun anlayışı da.göbeği iyi kapatan bir annkaraspor vardı. Özellikle elano’nun bölgesi oldukça kalabalıktı. Barcelona’nın yaptığı iş, bu bölgede rahat bir şekilde top dolaştırıp bitirici hamleleri yapabilmekti. Bu maçın genelinde ne yazık ki başarılı bir şekilde uygulanamadı. Elano’nun tam anlamıyla uyum sağlayamamasının üstüne hürriyet’in sıkı markajı da eklenince pasif olunan o bölge tamamıyla rakibe teslim edildi.

Kısaca, tatsız tuzsuz bir maç izledik.

İnsanoğlu işte oyun da kötü olunca farklı arayışlar içine girebiliyor. ya hadi oyun bu kadar kötü de bu formalar niye kötü.