3 Eylül 2009 Perşembe

SUÇ LİNCOLN'ÜN MÜ?


Galatasaray'a geldiğinde sevinmeyenlerdendim. Shalke'de oynarken vaaay iyi topçuymuş dediğimi hatırlıyorum ancak sonrasında kulüple ilişkilerini araştırdığımda çakalın önde gideni olduğunu görmüştüm. Zaten çakallığı olmasaymış Dünya devlerinde oynayabilecek yeteneğe sahip bir futbolcuymuş. Futbolcunun çakalından sakınmak gerekiyor, çok yetenekli oluyorlar haliyle ancak devamlılıkları olmuyor. Takım içerisinde huzursuzluk yaratıyorlar.Lincoln geldiğinde ilah gibi karşılandı. Adam sonrasında sandı ki burası Katar! Yatacak alacak parasını. Ama suç kendisinde değil tabii. Bir futbolcu kendisinde bu hareketleri yapacak cüreti bulabiliyorsa bu yöneticilerinin hatasıdır. Biz taraftarların hatasıdır. Kaç maçın ertesinde ya da maç oynanırken Lincollnn Lincollnn!! diye bağırmalarına anlam verememiştim taraftarın. Oysa ki o maçların kahramanları başka başkaydı.

Eee şimdi başka bir kulübe gitmek istiyormuş haliyle. E.Frankfurt talipmiş beyimize. 1 milyon 250 bin avro vermişler yıllık. Demiş ki yoook, 2 milyon 500 istiyorum, Ey Galatasaray yönetimi kalan kısmı cebinizden karşılayın. Bizimkiler nanik yapmışlar ama bir sürü dert olacak tabii şimdi. Yok FİFA yok CAS derken transfer taksitlerindeki meşhur imajımıza güzellikler eklenecek. Suç Lincoln'ün mü, Ribery'nin mi, Emre Belözğlu'nun mu sizce? İnsanlara hak ettikleri değeri biçmeli, bu futbol kulüpleri için de geçerlidir!

2 Eylül 2009 Çarşamba

ANDRES JOSE FLEURQİN "Kiralık Prens"





"Yıllar çabuk geçiyor ile lafa kolay girilir. Fleurquin Galatasaray'a geldiğinde 26 yaşındaydı. 33 yaşına gelmiş. Uruguay'ın en zengin ailelerinden birinin çocuğu olduğu aslında paraya pula ihtiyacı olmadığı söylenirdi. "Babasının işleri bozulmuş şimdi ailesine Fleurquin bakıyormuş" daha ilginç bir hikaye olabilirdi ama yok öyle bir şey. Andres Fleurquin iyi futbolcu muydu? Emin değilim. Bülent Akın'ın yanında daha iyi duruyordu ama bu da nasıl ölçüyse artık! Josico'nun Maldonado'dan iyi olabilme ihtimali gibi galiba... İspanya'da Cadiz forması giyiyor Fleurquin." (http://acetobalsamico.blogspot.com/2008/09/andres-fleurquin.html)

23 EYLÜL 2008 SALI


Bu yazıyı dost bir blogdan acetobalsamico'dan kopyaladım. Bir Ankaragücü maçı sonrası Topkapı Sarayı'nda karşılaştığımız Fleurquin'in ne hallerde olduğunu merak ettim ve araştırmaya başladım. Geçtiğimiz yıl Cadiz FC forması giyiyormuş Andres. Yıl 2002'ydi. Şu Lucescu ile kazanılan şampiyonluğa 3 maç kalmıştı. Çok önemliydi Ankaragücü maçı. Benim için de çok önemliydi tabii. İlk defa Ali Sami Yen'de izleyecektim Galatasaray'ı. Hacı olacaktım yani:D Ali Sami Yen'i gördüğümdeki duygularım bana kalsın. Galatasaray o maçı 2-0 kazanmıştı. Serkan Aykut ve Arif atmıştı diye hatırlıyorum golleri. Fleurquin de taçsız prensimizdi o yıllarda. Kiralık olarak gelmişti Galatasaray'a. Çok iyi bir performans sergilemişti ancak gösteriş budalası olduğumuzdan ertesi yıl kadroda tutulmadı Andreas. Sonrasında Avrupa'da unutuldu gitti kendisi. Maçın ertesi günü Topkapı'yı eşiyle dolaşırken gördük Andres'i ve tabii fotoğraf çektirmiştik. Hey gidi gençlik günleri hey:D Üniversite talebesiykenki günler!!:D




KİM KİMİ MAHKEMEYE VERSİN?


Bugün yorgun yorgun geldim işten bir de ne göreyim. Habertürk'te bir haber. Haberde bir Trabzonsporlu taraftarın kulübü mahkemeye verdiği yazıyor. Amcamız da telefonla bağlanmış yayına. Spiker soruyor:Neden kulübü mahkemeye verdiniz? Amca yanıtlıyor: Bizim hayatımız Trabzonspor. İşe gidemez olduk,psikolojimizi bozdular bu başarısızlıklarla... Sonra düşündüm yahu kim kimi vermeli acaba mahkemeye. Sen iç saha maçlarında takımı büyük bir baskı altına al. Sen sahaya atla Sivas maçında takımı bir sene yak! Sen 61.dakikayı kutla dur her maç. Takıma rehavet getir. Daha ikinci haftadan takımını yuhala! Amcanınkini bilmiyorum ancak saydıklarım hakkında kulüp dava açsa kesin kazanır.

1 Eylül 2009 Salı

Taraftar Grupları ve Besteler-1



Kim ne derse desin Beşiktaş taraftar grubu beste konusunda iyi çalışıyor. Meşhur ....mı Ye Fener, başka bir deyişle Fener'e Opera adlı eserleri tüm dünyaya yayılmıştı. Bu da ramazan ayına özel bir slogan olmuş:D

P.S. Gerçi Beşiktaş taraftarlarının tezahüratta söylediği gibi ramazan ayını mübarek edemedi ama:D

3.MAÇINDA KOVULDU


Erhan Altın dahiyane işler yapan Denizlispor yönetimi tarafından kovuldu. CM'de bile böyle bir kovuluş göremezsiniz. Kaldı ki Fenerbahçe, Galatasaray ve evinde Kayserispor'la oynamışsınız. Yönetim ne bekliyordu acaba. Takımda Messi vardı da Erhan hoca mı değerlendiremedi. Bıraksınlar bu işleri yahu. Denizlispor'a olan sempatim şu günden itibaren bitmiştir. Daha da desteklemem onları!

BU TAKIMDAKİLERİ BİR YERDEN TANIYOR MUSUNUZ?


Öyle her takıma kısmet olmuyor birçok oyuncusunu kendisi alt ligdeyken Süper Lig'de yıldız yapmak. Dardanel'in kendi altlarda ama oyuncuları sürekli Süper Lig'in önemli takımlarında. İşte efsane kadrodan bazı isimler

Ayakta en solda: Okan Koç.......Beşiktaş
Ayakta soldan 3. : Gökhan Zan.......Beşiktaş,Galatasaray
Ayakta en sağda: Fevzi Elmas.....Galatasaray
Oturanlar sağdan ikinci: İlkem Özaymak........Ankaragücü
Oturanlar en sağda :Mehmet Çoğum......G.Antepspor, Denizlispor



GÖKHAN ZAN VE GÖNÜL ARTIK VERİRSİNİZ PS 3'ÜMÜ



Ntvspor'un düzenlediği fantezi futbol oyunu gerçekten çok eğlenceli bir oyun. Hala kadro oluşturmamış arkadaşlar varsa http://fantezifutbol.ntvspor.net adresinden bir takım oluşturabilirler.

Gelelim başlığa bu hafta fantezi 11'imde Gökhan Zan ve Gökhan Gönül'ü kadroya almıştım eminim ki birçok arkadaş da kardolarında bu iki futbolcuyu kullanmışlardır. Cuma günü haberlere kaçırma gafletinde bulununca camdan adamın sakatlandığını öğrenemedim tabii. Gitti puanlar:D Gökhan Zan neyse de Gökhan Gönül nasıl oldu da sakatlandı! Neyse yaktınız beni çocuklar alırsınız artık Ntvspor'un 1.ye hediyesini yani PS3'ü:D

Bu arada 111. sıradayım\220 puanım var:D 100037 takım arasında:D

Renk ve Kalite Farkı

Belli başlı simgeler vardır farkındalık yaratan. Bir amblem, bir kişi, bir başarı…ve o simgelerdir geçmişte yaşanılanları sinesine alan.

Aslında, bu sayılanları bir bir içine başka bir şey var ki, -- dün oynanan Ankaraspor-Galatasaray göremediğimiz-- herhangi bir anda herhangi bir zamanda yan yana gelişlerinin meyvesinin bir futbol takımı olduğu…

Bu yapılanlar yeniliklere açık olmak mı yoksa pazarlama stratejisinin bir ürünü mü bilemiyorum ama seyir zevkini etkilediği bir gerçek. ve bir de ”benim takımım” hissinin uyanmasına sebep “güzel futbol” oynanmıyorsa vay halinize. nazire yaparcasına rakip takımın da farklı renklere bürünmesi cabası oluyor.

Biraz maçtan söz edecek olursam, tartışılagelmiş bir barcelona oyun sistemi var. sorun galatasaray’ın bu sistemi layıkıyla yerine getirip getirmediği üzerine.ilk yarıda gördük ki sistem için zemin de müsaitti rakip takımın oyun anlayışı da.göbeği iyi kapatan bir annkaraspor vardı. Özellikle elano’nun bölgesi oldukça kalabalıktı. Barcelona’nın yaptığı iş, bu bölgede rahat bir şekilde top dolaştırıp bitirici hamleleri yapabilmekti. Bu maçın genelinde ne yazık ki başarılı bir şekilde uygulanamadı. Elano’nun tam anlamıyla uyum sağlayamamasının üstüne hürriyet’in sıkı markajı da eklenince pasif olunan o bölge tamamıyla rakibe teslim edildi.

Kısaca, tatsız tuzsuz bir maç izledik.

İnsanoğlu işte oyun da kötü olunca farklı arayışlar içine girebiliyor. ya hadi oyun bu kadar kötü de bu formalar niye kötü.