6 Eylül 2009 Pazar

TURKCELL SÜPER LİGİN SEN SEKSİLERİ




Bugün Sabah gazetesinin sayfasını açtığımda bir anketle karşılaştım. Pazar ekindeki bu ankette zamanında futbolla ilgili yazı da yazmış olan birkaç bayan yazarın seksi bulduğu futbolcuları sıraladığını gördüm. Bayanların futboldan anladıkları ile biz erkeklerin voleyboldan anladığı bir sanırım:D

Harry Kewell 4 oy
Matteo Ferrari 3 oy
Hakan Balta 3 oy
İbrahim Toraman 2 oy
Emre Aşık 2 oy
Ufuk Ceylan 2 oy
Bobo 2 oy
Matias Delgado 2 oy
Diego Lugano 2 oy
Andre Dos Santos 2 oy
Milan Baros 2 oy
Rijkaard 3 oy (teknik direktör)

GÜLENGÜL ALTINSAY (Futbol yazarı / Taraf)
Teknik direktör: Mustafa Denizli (BJK)
Kaleci: Hakan Arıkan (BJK)
Arka dörtlü: İbrahim Toraman (BJK), Emre Aşık (GS), Selçuk Bice (Çanakkale Dardanelspor), Hakan Balta (GS)
Orta dörtlü: Filip Holosko (BJK), Samet Gül (Çanakkale Dardanelspor), Uğur Boral (FB)
İleri
ikili: Shabani Nonda (GS), İbrahim Akın (İBB)
Gelmiş geçmiş en yakışıklı: İlhan Mansız

SİNE BÜYÜKA (Futbol muhabiri / NTV Spor)
Teknik direktör: Thomas Doll (Gençlerbirliği)
Kaleci: Ufuk Ceylan (GS)
Savunma: Sağ bekte Gökhan Gönül (FB), sol bekte Hakan Balta (GS)
Orta saha: Harry Kewell (GS)
Forvet: Bobo (Deivson Rogério da Silva) (BJK), Semih Aydilek (Kayserispor)

BANU YELKOVAN (Futbol yorumcusu / CNN Türk)
Teknik direktör: Mustafa Denizli (BJK), Frank Rijkaard (GS), Milli takımı da ekleyebilirsek Metin Tekin
Kaleci: Ufuk Ceylan (GS), Sezer Öztürk (Manisaspor)
Savunma: Hakan Balta (GS), Roberto Carlos (FB), Emre Aşık (GS)
Orta saha: Harry Kewell (GS), Matias Delgado (BJK), Burak Yılmaz (Eskişehirspor), Deniz Barış (FB), sempatik kategorisinden Emre Belözoğlu (FB).
Forvet: Milan Baros (GS)

DUYGU GÖKCAN (Futbol muhabiri / SABAH)
Teknik direktör: Mustafa Denizli (BJK)
Kaleci: Michael Petkoviç (Sivasspor)
Defans: Diego Lugano (FB), Matteo Ferrari (BJK)
Orta saha: Volkan Şen (Bursaspor), Andre Santos (FB)
Forvet: Bobo (Deivson Rogério da Silva) (BJK), Milan Baros (GS)

FERYAL PERE (Futbol yazarı/ Radikal)
Teknik direktör: Frank Rijkaard (GS)
Kaleci: Volkan Demirel (FB)
Savunma: Diego Lugano (FB), Önder Turacı (FB), Matteo Ferrari (BJK), İbrahim Toraman (BJK)
Orta saha: Matias Delgado (BJK), Andre Santos (FB), Harry Kewell (GS)
Forvet: Sercan Yıldırım (Bursaspor), Erhan Küçük (Kasımpaşaspor)

EBRU KILIÇOĞLU (Futbol yazarı / SABAH)
Teknik direktör: Frank Rijkaard (GS)
Kaleci: Dimitar Ivankov (Bursaspor)
Orta saha: Harry Kewell (GS)
Savunma: Matteo Ferrari (BJK)
Forvet: Yok


1'İ GİTTİ, KALDI 3


Derede boğulmadık, şimdi orta halli bir nehirden geçme zamanı. Aslına bakarsanız Bosna maçından ziyade Belçika'daki maç beni daha çok korkutuyor. Çünkü ne olursa olsun zamanında ekol olmuş bir takım Belçika. Bosna Hersek, şimdilerde yükselişte ancak yine de Türkiye ile boy ölçüşecek bir takım değil bana göre. Edin Dzeko'ya önlem aldığımız ölçüde Bosna'dan alnımızın akıyla çıkacağımıza inanıyorum.

Dünkü maça gelince, kimse maçın farklı bir sonuçla biteceğini düşünmüyordu, yedinci dakikada yenen gol sonrasında bile maçın Türkiye lehine biteceğine inanılıyordu. Keza öyle de oldu. İkinci yarıda Semih Saygıner'in bilardo hamlelerine benzer bir gol yedik. Tabii o golün birkaç dakika ertesinde Arda'nın golü gelmeseydi, telaş başlayabilirdi. Buna rağmen maçı kazanacağımızı düşünüyordum. Evet dediğim gibi 4 maçlık süreçte ilk engeli sağ salim aştık, şimdi gelsin bre! Boşnak böreği:D

5 Eylül 2009 Cumartesi

SON 400'E GİRİLDİ!


Bu gece önemli bir maça çıkacak milli takım. Gerçi cumartesi-çarşamba maçlarında hatırladığım kadarıyla ilk maçlarda galip geliyor ardından rehavet çöküyor hafta içi kaybediyorduk genelde. Estonya da kolay bir takım değil bana kalırsa. Estonya futbolunun nerelerde olduğu Galatasaray'ın özellikle Tallin deplasmanındaki maçta görüldü. Dolayısıyla Estonya uzunca bir müddet direnebilir. Öyle bilindik bir futbolcuları yok; ancak şunu da unutmayalım zamanının Estonya'sı değil miydik biz de? Neden başlarında bizi Euro 96'ya götüren bir Fatih Terim olmasın bu takımın. Tedbir ve ciddiyet şart!

İlk engeli aştıktan sonra Bosna'daki maça konsantre olma zamanı gelecek. Ancak öncelikle bu küçük suda boğulmamalı!

EMEĞİN TEMSİLCİLERİ BULUŞTU.



Ve beklenen maç dün akşam oynandı. Adana'nın sıcağında statü olarak ortak kurucuları bulunan iki takım dostluk mücadelesinde karşı karşıya geldiler. Bu iki kulübün Endüstriyel Futbola onurlu bir biçim de hayır deyişlerini seyredemedik ancak izleyenler müthiş bir karnavalın gerçekleştiğini söylediler. Adına yakışır bir şekilde 0-0 sona erdi maç. Bu güzel dostluk sanıyorum ki bundan sonra da sürecek. Keşke Adana Demirspor'umuz daha ön planda olan Süper Lig takımlarımızdan biri olsaydı. Böyle olmamasına rağmen Serie A takımlarından birinin taraftarlarınca takip edilebilmesi önemli bence. Biliyoruz ki bu dostluk buluşmasında iki takım taraftarının birbirlerini sanal ortamda bulmaları etkili olmuştu. Şimdi sıra iade-i ziyarette bu ziyaretin ikinci yarıda ya da Livorno'nun sonraki sezonunun açılışında olabileceği konuşuluyor.

4 Eylül 2009 Cuma

FENER'İN REKORU BU YIL KIRILABİLİR Mİ?

AVRUPA’NIN 100’LER KULÜBÜ
SEZON TAKIM MAÇ GOL ORT.
1962/63 Tottenham
42 111 2.64
1950/51 Milan
38 107 2.81
1988/89 R.Madrid
38 107 2.81
2008/09 Barcelona
38 105 2.76
1988/89 Fenerbahçe 36
103 2.86
1996/97 Barcelona
42 102 2.42


Galatasaray, Fenerbahçe'nin 1988/1989 yılındaki rekorunu kırabilir. Neden derseniz o yıllardaki Fenerbahçe takımından daha iyi bir hücum hattına sahip Aslanlar. Öyle ki ilk 13 maçta Galatasaray'ın gol ortalaması 3.25 Bu istatistiği devam ettirebilirlerse kırılması çok güç bir rekorun da sahibi olabilirler.

Peki Avrupa'da durum ne? Tabii ki kalbur üstü liglerde mücadele eden takımların 80 golü geçmeleri dahi büyük başarı. Buna rağmen Real,Barça, Milan 100 golün üzerine çıkabilmiş takımlar. Bu takımlara 62-63 sezonunda Premier Ligde 100 golü geçen Tottenham'ı da eklemek gerekiyor. Onların ki de saygı duyulacak bir başarı olmuş.

BÜLENT KORKMAZ: KADIKÖY'DE FİNAL İMKANSIZDI.


Büyük kaptanın teknik direktörlükte bir şeyler yapabileceğine inanmayanlardanım. Bunun sebebi de teknik direktörlüğün sadece bir teknik verme işi değil aynı zamanda yönetme sanatı olduna inanmamdır. Güzel ve etkili konuşamayan insanların büyük bir teknik direktör olması neredeyse imkansız. Bülent Korkmaz Türk futbolunda maç sonraları iyi demeçler veremeyen futbolcularındandı. Hitabet gücünün eksik olduğu belliydi. Bu durum altındaki insanları yönetememesine neden oluyor bana göre. Galatasaray'da da aynı sorunla karşılaştı. Dikkat edin büyük teknik adamlara mükemmel bir hitabet gücüne sahipler. Harika demeçler veriyorlar. Ne yazık ki Bülent bu eksiğini gideremedi.

Bugün bir demeç vermiş. Kadıköy imkansızdı diye. İmkansızdı tabii. Kaptan takım içerisinde büyük bir çoğunluğa hitab edemedi. Maçlarda motive olamayan futbolcularda büyük düşüşler yaşandı. Yıldızları da yönetemeyen Korkmaz için başarısızlık kısa bir dönem de olsa kaçınılmazdı

3 Eylül 2009 Perşembe

PFDK: EMRE'NİN CEZASI 3 MAÇ...


Geçen haftaki Manisaspor maçında sevgili kabadayımız Emre Belözoğlu yine sinirlerine hakim olamadı ve hakem beye postasını koydu. Ağzı bozuk futbolcular hiç çekilmiyor. Hele ki milli takım kariyeri olan futbolculara böyle hareketler hiç yakışmıyor. Geçenlerde de değinmiştim. Emre çirkeflik konusunda ne yazık ki Galatasaray'da kendisini geliştirdi. Sonrasında milli takımda bu dayılıklara devam etti. Bir sürü vukuatı var. Yok tribüne hareket çekmeler, yok gazeteciyle dalaşmalar Kayseri'deki Don Carlione hareketi. Şu boğazını keseceğim olayı. Cidden çok magandaca hareketler. Bu adam Fenerbahçe'ye gittikten sonra böyle düşündüğümü sanmayın lütfen! Hagi'ye futbol dünyamda bambaşka bir yer vermeme karşın ona olan hayranlığım çirkefçe hareketleri yüzünden yüzde yüz olmamıştır hiçbir zaman! Nedense Ergün Pembe, Aykut Kocaman, Ertuğrul Sağlam tarzı futbolcuları sevmişimdir hep. Emre Belözoğlu hiçbir zaman bu kategoriye giremeyeceğini Galatasaray'dan belli etmişti. Hele Newcastle'dayken bir maçta kaçırdığı golden sonra "fuck offff" diye küfür edişini görmem iyice gözümden düşürmüştü. Madem küfür ediyorsun bari Türkçe et,gösteriş yapma, diline saygı göster:D

İKİ SENE TRANSFER YOK


Karar henüz resmileşmedi ancak FİFA Chelsea'ye fena ayar verdi. Sen misin Lens kulübünden habersiz futbolcusuna el atan.-Lens'e de sempatim vardır Fransız liginde- Chelsea 2 yıl boyunca transfer yapamama tehlikesiyle karşı karşıya kaldı böylece. Henüz karar yürürlüğe girmedi, Chelsea bu karara itiraz edebilir. Bizde böyle bir durum olsaydı kim bilir neler yaşanırdı. Bir soru işareti de Chelsea nasıl oldu da kesenin ağzını açıp Lens'i susturamadı. Sonuçta aralarında anlaşarak bu olayı örtbas edebilirlerdi.