Geçen haftaki Stoke City maçının güzel bir özetini izledim, eğer City televizyonu yanlı yayın yapmadıysa maçın hâkimi Manchester City gibi gözüktü bana..
Üzerine de geçtiğimiz günlerde oynanan Salzburg maçının geniş özetini izledim.. Mario Balotelli manşetlerde attığı 2 gol yüzünden ama, bence çok bencil ve soğuk tavırları var genel anlamda.. Adam Johnson gerçeğini de Mancini artık görmeli ve bu çocuğa hakettiği süreleri vermeye başlamalı ligdeki maçlarda da..
Hep sistemini eleştirdim Mancini'nin çok defansif kadrosu var diye.. Yaya Toure, De Jong ve Barry birlikte oynuyorlar.. Onlardan birini kesip bir hücumcu fazla oynamalı diyorum hep ama bu 3 isim de sahadayken Fulham karşısındaki güzel futbol ve alınan skor da var sonuçta.. Ben bu kaos denkleminden çıkamıyorum açıkçası, sahaya çıktığında bu takımın güzel futbol oynamasını bekliyorum her City taraftarı gibi..
Açıkçası Bolton'u sezon başında izlemiştim ama son zamanlarda pek takip edemedim.. Manchester City'nin de kendi evinde geçtiğimiz ayı gol atmadan kapattığını söylemek lazım.. Joe Hart'ın da Petr Cech'in arkasından sezonun maçı gol yemeden bitirme açısından ikinci sırada olduğunu okudum.. Elmander benim takip ettiğim sırada yavaş yavaş çıkışa başlamıştı ama sanırım son zamanlarda o formunu iyice yükseltmiş..
Lawro da Balotelli için bir maç çok iyi oynasa da bir sonraki maçta bu adam futbolu biliyor mu acaba diyebiliyorsunuz demiş.. Bu hafta da oynaması bekleniyor ilk 11'de..
Zor maç olacak açıkçası.. Hava şartlarını da düşününce.. Manchester'da hava kesin kar yağışlı olacaktır.. Çimlerin bakımı için anormal para harcayıp, dünya çapında ısıtıcı kullanıp hazırlıyorlar ama maç esnasında kar yağışlı olması, maçın akışını etkileyecektir.. Carlos Tevez hafta arasını dinlenerek geçirdiği için bu zor maçta gol atmasını mutlaka başaracaktır.. S....bahis'te ilk golü atmasına 4.00 oran verilmiş, aklınızda olsun.. Eğer Tevez'in ilk golü atacağına benim gibi siz de inanıyorsanız, maç skoru olarak 2-0 ile kombine edip 17.00 oran yakalamak isteyebilirsiniz.. 2-1 için de oran 29.00 oluyor.. İkisi de değerlendirilebilir gibi geldi bana.. Manchester City'nin ne olursa olsun kazanacağına inanıyorum ama 1.50 az geldi o yüzden 1 gollük farkta iade olacak şekilde 2.30'dan -1 handikap öneriyorum..
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
futbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Aralık 2010 Cuma
14 Eylül 2009 Pazartesi
İZMİR'DE NEDEN BİR TANE GÖKÇEK YOK?

Yazıya başlamadan şunu söylemekte yarar görüyorum. Ne Melih Gökçek'in şahsına ne de bağlı bulunduğu siyasal görüşe sempatim var. Aksine Melih Gökçek'in kabadayı tarzına ve siyasal duruşuna oldukça uzağım. Ancak söz futbola gelince, son günlerde Ankaraspor-Ankaragücü birleşmesini gerçekleştirerek ortalığı bulandıran bu adamın Ankaraspor'u dipten alıp Süper Lig'e taşıması var.
Ben bir İzmir'li olarak birçoğunuzun çekmediği futbol özlemini çekiyorum. Biliyorum ki aklı başında bir sürü İzmirli'nin çektiği bir özlem bu. Diyeceksiniz ki, Karşıyaka, Altay, Göztepe şimdilerde Bucaspor neyinize yetmiyor? Yetmiyorlar işte! Bize Süper Lig tadını vermiyor Bank Asya maçları. Zaten bu saydığım takımların maçlarına da özel taraftar grublarının üyelerinden başkaları gitmiyor.
Oysa bir Ankaraspor'umuz bile yok yıllardır. Şöyle eşini dostunu alıp Göztepe-Trabzonspor maçına gidemiyoruz, çünkü ligde yokuz! Şöyle bir hafta sonunu Karşıyaka-Beşiktaş maçına ayıramıyoruz,çünkü ligde yokuz! Ağız tadıyla Karşıyaka-Göztepe derbisi izleyebildiğimiz yok! Çünkü bu takımlar aynı ligde bile değiller! Bugünlerde Bucaspor kanımı kaynatıyor. Bana ümit aşılıyor ancak mali krizleri devam ederse onlardan da bu yıl bir performans bekleyemeyeceğiz.
O kadar atıp tutuyoruz ama şu güzelim İzmir'den ne bir Melih Gökçek çıktı bir takımımızı aldı götürdü süper lige çıkardı ne de bir sponsor VESTEL gibi. Elin oğlu ligde 3 takımla 4 takımla temsil edilirken köklü kulüplerin şehri İzmir'de tık yok. Böyle giderse olacağa da benzemiyor. Yıllardır Yaşar grubu Karşıyaka'yı destekliyor ancak hiçbir icraat yok. Bir VESTEL'in yaptığını yapamıyorlar. Hadi onu geçtim JET Fadıl kadar olamıyorlar! Diyeceksiniz ki ne yani Melih Gökçekler çıksın da ligdeki 2.senemizde başka takımla birleştirmeye mi kalksın bizi? Bu soruma ben de cevap veremiyorum. Tek bildiğim Süper Ligsizlik yetti gari:D
11 Eylül 2009 Cuma
SEZONUN İLK DERBİSİ
Yarın Mecidiyeköy'de sezonun ilk derbisini izleyeceğiz. Sel ve Bosna felaketinin gölgesinde geçeceğine inandığım bir derbi olacak. Hafta içi birçok futbolcusu milli takımlarda olan yorgun Galatasaray ile yeni transferi Tabata ile güç bulan diri Beşiktaş kozlarını paylaşacaklar. Galatasaray'da Bosna maçında Arda oldukça efor sarfetmişti;sanıyorum yarınki maçta sarfedilen bu eforun ceremesini çekecektir. Beşiktaş ise sezon başından bu yana sergilediği istikrarsız performansını düzeltme çabası içinde olacak futbolculara sahip. Beşiktaşlı futbolcuların tamam devam niteliğinde bir maça çıktıklarına inandıklarını düşünüyorum.
Tüm bu veriler ışığında derbinin favorisinin Beşiktaş olduğunu düşünmeyin. Gerçekten de derbilerin favorisi olmuyor. En iyi döneminde Galatasaray'ın Sami Yen'de Fenerbahçe'ye Jhonson'un golüyle yenildiğini unutmadık. Seyirci desteğini arkasına alacak olan Galatasaray ilk 4 haftadaki ofansif futbolunu bu derbide sergileyebilirse Beşiktaş için hezimet de olabilir. Tabii ilginç dönemlerde ilginç işler yapan bir Beşiktaş var Galatasaray'ın karşısında. Bütün bunların yanı sıra Galatasaray'ın gol ortalamasının 2.5'un üzerinde olduğunu düşününce yarınki derbinin bol gollü ve çok keyifli geçeceğini düşünüyorum.
9 Eylül 2009 Çarşamba
KENDİMİZE YİNE TAKIM SEÇECEĞİZ

2002'de ağız tadıyla maçları izleyememiştim. Yok finaller yok bütünlemeler derken üniversite stresinden maçlara konsantre olamamıştık. 2006'da talihsizlik dedik sineye çektik. Gel gelelim 2010 için şu gruba düşünce tamamdır demiştim. Biraz Belçika zorlar ancak gideriz. Hesap tutmadı. Yine kendimize takım seçeceğiz. Gana mı olur, Hollanda mı olur ev sahibi Güney Afrika mı olur? Bulacağız artık bir takım. Terim'in kredisi bende bitmez ancak bırakma zamanı geldi çattı artık. milli takıma yeni bir soluk gelmek zorunda. Bugünkü maçta dikkatinizi çekti mi bilmiyorum sahanın zemininde zamk gibi bir şey vardı. O kadar yavaş oynandı ki maç. Sanırsınız ki milli takım maçtan yarım saat önce alemdeydi. Hiçbir varlık gösteremedik. Arda'nın son dakikalardaki topu direk yerine kaleye yönelseydi hasbelkader İspanya maçını bekler duruma gelecektik. O kadar bile kalmadı artık. Estonya ile beraber kalacak da Bosna. Bıdı bıdı...
Bir sözüm de maçı alan Fox'a olacak. İnsan doğru dürüst bir spiker tutar. Adam'ın futbolla alakası yoktu. Sahadaki futbolcuları tanımadığını o kadar çok belli ediyordu ki uzun saçlı diye her seferinde Gökhan Gönül ile Tuncay'ı karıştırdı. Hele ki son dakikalarda Fox'un reklamını yapması Fox'u gözümde bitirdi. Velhasılı kelam: yazın terler içinde değil de gönül rahatlığıyla seçtiğimiz bir takımı destekleyeceğiz. Bağıran çağıran olmayacak maç sırasında. Adrenalin falan da tabii. Teşekkürler çocuklar! Bu arada biz kimdik Terim?
MOSTAR KÖPRÜSÜNDEN GEÇMEK

Kısa zaman öncesinde mali kriz yaşayan Bosna Federasyonu Boşnak futbolcuların tepkisiyle karşı karşıyaydı. Aynı takım şimdilerde kenetlenmiş bir biçimde karşımızda duruyor. Gruplar açıklandığında İspanya'nın yerini biliyorduk. Soru işaretimiz Bosna mı Belçika mı bizi zorlardı? Benim tahminim Belçika'dan yanaydı ancak düşündüğüm gibi çıkmadı. Bizim de ikramlarımızla Bosna Hersek ne dersek diyelim Afrika yolunda bizden çok önde. Deplasmanda oynayacağımız maçı kazansak bile hem Belçika'yı evinde yenmeliyiz hem de İspanyollara duacı olmalıyız. Ne derler buna ölme eşeğim ölme. Umutsuz değilim ancak yaş ilerledikçe Dünya Kupalarını destek verdiğim bir takım olmadan geçirmek canımı sıkıyor. Başka takımlara sulanıp duruyoruz ne yazık ki. Bu gece Mostar Köprüsü'nden geçebilirsek bir şeyler değişebilir. Zaten ayağımız kayar da düşersek 2014'ü beklemeye başlayabiliriz ıslak ıslak
8 Eylül 2009 Salı
BİR GAZ UMUT

yakın zamanda estonya-brezilya maçını izlemiş ve estonyanın hücum gücü yüksek bir takım karşısında göstermiş olduğu defansif oyunun üst seviyelerde olduğuna tanık olmuştum.bu şekilde giriş yapmama sebep, her ne kadar terimli milli takıma pek hoş bakmasam da payına düşen aferini verebilmek.
aferin aferin de,
milli maç heyecanı ve beraberinde getirdiği milli duygudan mahrum kalmış biri olarak hala bireysel çabalara mahkum bir oyun anlayışının içinde olan milli takımı izlemek ne keyif veriyor ne de heyecan.bunun üzerine, takım galipken, tiyatro sahnesinden fırlamış mimiklerin altında hiç hoş şeyler yatmıyor.emrenin gözlerinin içinde, kazım kazım ısrarında, gökdeniz, fatih tekke ve yıldıray'ın sırra kadem basışlarında...
o kadar çok şey göz ardı ediliyor ki, milli dava uğruna hep "sil baştan" mırıldanılıyor.siliriyoruz silmesine de bitmiyor be kardeşim.
bu kadar potansiyelli bir takım terimin deyimiyle "mucize" yaratma peşinde.
anlık kaybedişler ve kavuşmalarla mutlu olmayı becerebilen bir milli duygunun içinde olmayı istemiyorum.
ve yarın oynanacak milli maç zerre merak uyandırmıyor bünyede.
gitsinler, terim'in takımdan ayrılması için ne gerekiyorsa yapsınlar.
hadi aslanlarım!! bir mucize yaratın da iyi dileklerimiz de bosna'nın üzerine kalsın..
7 Eylül 2009 Pazartesi
"KOCA KAFA"

Kramponlarına lakabını yazdıran GS'nin milli yıldızı, 3 cephede 50 günde 12 maçta, 3 gol atıp 14 asist yaptı.
Evet Arda Turan'dan bahsediyorum. Bu çocuğun geleceği ne olacak çok merak ediyorum. Arda'yı EPL'de görmeyi çok arzu ediyorum ancak ülkemizdeki futbola bakış, futbol anlayışı Arda'nın sağlıklı bir biçimde Avrupa'ya açılmasını zorlaştıracak gibi. Gerets döneminde parlayan Arda'nın o dönemde fizik kapasite olarak Avrupa'yı kaldıramayacağını düşünüyordum. Bu yılsa Arda'nın güçlenmiş olduğunu gözlemekteyiz. 14 asist müthiş bir istatistik. Milli takımda da son maçta yaptıkları ortada. Türk futboluna büyük yıldızlar dönem dönem geliyor. Bunlar ya şanssız sakatlıklar yaşıyor,Rıdvan Dilmen gibi ya çok kritik dönemde yanlış transferler yapıyorlar Hakan Şükür, Emre Belözoğlu,Rüştü Reçber gibi. Şimdi sıra Arda'da öyle bir sıçrama yapmalı ki düştüğü yer tam ona göre olmalı.
6 Eylül 2009 Pazar
BURSA'DA TIRNAKLAR KONUŞTU

Haberi duyunca inanamadım. Bursa'da oynanan Bursaspor-ESES hazırlık maçında olaylar çıkmış.Buraya kadar her şey normal gözüküyor. Haliyle ülkemiz söz konusu olunca kavganın hazırlığı resmisi olmuyor tabii. Ancak kavganın fitilini ateşleyenlerin aynı takımın taraftarları olduğunu duyunca çok şaşırdım. Bu taraftarlar Bursaspor takımının dişi timsahlarıydı. Bizler bayanlar da tribünlerde olsun dediğimizde onların naifliğini, nazikliğini, güzelliklerini tribünlere yansıtmalarını kast etmiştik yoksa kimse tırnaklarını karşı tarafa geçiren taraftarlara ihtiyaç duymuyordu.
Livorno Geldi,Gitti,Kaldı bir Hoş Sedaaa

Bu hafta içi harika bi şey oldu,liman işçilerinin takımı İtalyan Livorno tam kadro Adana'ya geldi burada demiryolu işçilerinin eskilerde kalmış o güzel renkli takımı Adana Demirspor'la kelimenin tam anlamıyla bir "dostluk" maçı oynadı.Hani yabancıların taibriyle "friendly" geçti karşılaşma.Bu maçın tv kanallarının herhangi birinde neden yayınlanmadığı konusu beni hiç şaşırtmadı aslında.
Bu konu üzerinde fazla durmadan Dünya futbol tarihinin en iyi liglerinin birinde sürekli varolmuş ve kimliğini hiç kaybetmemiş bir kulüp ve takım olan Livorno'dan söz etmek gerek.Bu takım ilhamını şehirden alıyor aslında.Ama öyle deyince sanmayın ki şehir doğa güzellikleriyle,gece hayatının hareketliliğiyle, el üstünde tutulan kültürel birikimiyle bu takıma ilham veriyor.Hiçbiri değil bu takıma ilham veren çünkü bunların hiçbirinin olmadığını söylersek abartmış olmayız.Livorno tam bir sanayi şehri.Yani bir çok insanın burun kıvırıp, yaşamak istemeyeceği türden bir şehir.Aslında kendine özgü bir yapısı var bu liman kentinin.İçinde yaşamayanın anlayamayacağı türden bir birliktelik ve güven.Bol miktarda işçi barındıran yani aslında ülkenin üretimine emekleriyle dorudan katkı sağlayanların yaşadığı bir liman şehri.Kuruluşu sırasında oluşturulan şehir anayasasına göre de insanlar hangi ırktan hangi dinden olurlarsa olsunlar vergi ödemeden burada istedikleri kadar yaşayıp, ticaret yapabilirler.Barbaros Hayrettin paşanın da zamanında peşindekilerden kaçıp Livorno şehrine sığındığı ve burada uzun yıllar yaşadığı bilinir.İşte böyle bir şehirden söz ediyoruz ve böyle bir şehrin de takıma vereceği ilham tabi ki "özgürce yaşa,birlikte koş çalış ve ayrım gözetmeksizin herkese sahip çık" olmalıdır.Livorno takımı oldukça mütevazi bir kadroya,taraftarlatıyla birlikte yemek yiyen,gezen,eğlenen bir futbolcu kültürüne sahip.Ve takımın sembol ismi, kaptanı Christiano Lucarelli vakti zamanında bir çok büyük kulübün gözdesi olmuş ancak "Milyonlarınız Sizde Kalsın" isimli bir kitap yazarak daha sakin bir hayatı seçmiş bir futbolcu. Bu kulübe şehirdeki bir liman işçisi olan babasının izinden giderek gelen,çocukluğunda tribünde bir Livorno taraftarı olarak bulunmuş ve sonra da bu formayı almış bir oyuncu.İtalya Milli takımında oynarken bir maçta attığı bir gol sonrasında yumruğunu kaldırıp CHE işareti yaptıktan sonra afaroz edilmiş ve milli takım kapıları uzun yıllar yüzüne kapanmıştır.Futbolun siyasetle birleşmesi konusunda bu kadar hassas!! olan İtalyan Futbol Federasyonu Neo-Nazi ve Hitler işaretlerini her maçta gururla havaya kaldıran Di Canio'ya aynı sertlikle yaklaşmamıştır

.
Sonraki yazılarda Livorno ve futbolla ilgili daha çok konuyu paylaşmak üzere...
TURKCELL SÜPER LİGİN SEN SEKSİLERİ



Bugün Sabah gazetesinin sayfasını açtığımda bir anketle karşılaştım. Pazar ekindeki bu ankette zamanında futbolla ilgili yazı da yazmış olan birkaç bayan yazarın seksi bulduğu futbolcuları sıraladığını gördüm. Bayanların futboldan anladıkları ile biz erkeklerin voleyboldan anladığı bir sanırım:D
Harry Kewell 4 oy
Matteo Ferrari 3 oy
Hakan Balta 3 oy
İbrahim Toraman 2 oy
Emre Aşık 2 oy
Ufuk Ceylan 2 oy
Bobo 2 oy
Matias Delgado 2 oy
Diego Lugano 2 oy
Andre Dos Santos 2 oy
Milan Baros 2 oy
Rijkaard 3 oy (teknik direktör)
GÜLENGÜL ALTINSAY (Futbol yazarı / Taraf)
Teknik direktör: Mustafa Denizli (BJK)
Kaleci: Hakan Arıkan (BJK)
Arka dörtlü: İbrahim Toraman (BJK), Emre Aşık (GS), Selçuk Bice (Çanakkale Dardanelspor), Hakan Balta (GS)
Orta dörtlü: Filip Holosko (BJK), Samet Gül (Çanakkale Dardanelspor), Uğur Boral (FB)
İleri
ikili: Shabani Nonda (GS), İbrahim Akın (İBB)
Gelmiş geçmiş en yakışıklı: İlhan Mansız
SİNE BÜYÜKA (Futbol muhabiri / NTV Spor)
Teknik direktör: Thomas Doll (Gençlerbirliği)
Kaleci: Ufuk Ceylan (GS)
Savunma: Sağ bekte Gökhan Gönül (FB), sol bekte Hakan Balta (GS)
Orta saha: Harry Kewell (GS)
Forvet: Bobo (Deivson Rogério da Silva) (BJK), Semih Aydilek (Kayserispor)
BANU YELKOVAN (Futbol yorumcusu / CNN Türk)
Teknik direktör: Mustafa Denizli (BJK), Frank Rijkaard (GS), Milli takımı da ekleyebilirsek Metin Tekin
Kaleci: Ufuk Ceylan (GS), Sezer Öztürk (Manisaspor)
Savunma: Hakan Balta (GS), Roberto Carlos (FB), Emre Aşık (GS)
Orta saha: Harry Kewell (GS), Matias Delgado (BJK), Burak Yılmaz (Eskişehirspor), Deniz Barış (FB), sempatik kategorisinden Emre Belözoğlu (FB).
Forvet: Milan Baros (GS)
DUYGU GÖKCAN (Futbol muhabiri / SABAH)
Teknik direktör: Mustafa Denizli (BJK)
Kaleci: Michael Petkoviç (Sivasspor)
Defans: Diego Lugano (FB), Matteo Ferrari (BJK)
Orta saha: Volkan Şen (Bursaspor), Andre Santos (FB)
Forvet: Bobo (Deivson Rogério da Silva) (BJK), Milan Baros (GS)
FERYAL PERE (Futbol yazarı/ Radikal)
Teknik direktör: Frank Rijkaard (GS)
Kaleci: Volkan Demirel (FB)
Savunma: Diego Lugano (FB), Önder Turacı (FB), Matteo Ferrari (BJK), İbrahim Toraman (BJK)
Orta saha: Matias Delgado (BJK), Andre Santos (FB), Harry Kewell (GS)
Forvet: Sercan Yıldırım (Bursaspor), Erhan Küçük (Kasımpaşaspor)
EBRU KILIÇOĞLU (Futbol yazarı / SABAH)
Teknik direktör: Frank Rijkaard (GS)
Kaleci: Dimitar Ivankov (Bursaspor)
Orta saha: Harry Kewell (GS)
Savunma: Matteo Ferrari (BJK)
Forvet: Yok
Matteo Ferrari 3 oy
Hakan Balta 3 oy
İbrahim Toraman 2 oy
Emre Aşık 2 oy
Ufuk Ceylan 2 oy
Bobo 2 oy
Matias Delgado 2 oy
Diego Lugano 2 oy
Andre Dos Santos 2 oy
Milan Baros 2 oy
Rijkaard 3 oy (teknik direktör)
GÜLENGÜL ALTINSAY (Futbol yazarı / Taraf)
Teknik direktör: Mustafa Denizli (BJK)
Kaleci: Hakan Arıkan (BJK)
Arka dörtlü: İbrahim Toraman (BJK), Emre Aşık (GS), Selçuk Bice (Çanakkale Dardanelspor), Hakan Balta (GS)
Orta dörtlü: Filip Holosko (BJK), Samet Gül (Çanakkale Dardanelspor), Uğur Boral (FB)
İleri
ikili: Shabani Nonda (GS), İbrahim Akın (İBB)
Gelmiş geçmiş en yakışıklı: İlhan Mansız
SİNE BÜYÜKA (Futbol muhabiri / NTV Spor)
Teknik direktör: Thomas Doll (Gençlerbirliği)
Kaleci: Ufuk Ceylan (GS)
Savunma: Sağ bekte Gökhan Gönül (FB), sol bekte Hakan Balta (GS)
Orta saha: Harry Kewell (GS)
Forvet: Bobo (Deivson Rogério da Silva) (BJK), Semih Aydilek (Kayserispor)
BANU YELKOVAN (Futbol yorumcusu / CNN Türk)
Teknik direktör: Mustafa Denizli (BJK), Frank Rijkaard (GS), Milli takımı da ekleyebilirsek Metin Tekin
Kaleci: Ufuk Ceylan (GS), Sezer Öztürk (Manisaspor)
Savunma: Hakan Balta (GS), Roberto Carlos (FB), Emre Aşık (GS)
Orta saha: Harry Kewell (GS), Matias Delgado (BJK), Burak Yılmaz (Eskişehirspor), Deniz Barış (FB), sempatik kategorisinden Emre Belözoğlu (FB).
Forvet: Milan Baros (GS)
DUYGU GÖKCAN (Futbol muhabiri / SABAH)
Teknik direktör: Mustafa Denizli (BJK)
Kaleci: Michael Petkoviç (Sivasspor)
Defans: Diego Lugano (FB), Matteo Ferrari (BJK)
Orta saha: Volkan Şen (Bursaspor), Andre Santos (FB)
Forvet: Bobo (Deivson Rogério da Silva) (BJK), Milan Baros (GS)
FERYAL PERE (Futbol yazarı/ Radikal)
Teknik direktör: Frank Rijkaard (GS)
Kaleci: Volkan Demirel (FB)
Savunma: Diego Lugano (FB), Önder Turacı (FB), Matteo Ferrari (BJK), İbrahim Toraman (BJK)
Orta saha: Matias Delgado (BJK), Andre Santos (FB), Harry Kewell (GS)
Forvet: Sercan Yıldırım (Bursaspor), Erhan Küçük (Kasımpaşaspor)
EBRU KILIÇOĞLU (Futbol yazarı / SABAH)
Teknik direktör: Frank Rijkaard (GS)
Kaleci: Dimitar Ivankov (Bursaspor)
Orta saha: Harry Kewell (GS)
Savunma: Matteo Ferrari (BJK)
Forvet: Yok
5 Eylül 2009 Cumartesi
EMEĞİN TEMSİLCİLERİ BULUŞTU.
Ve beklenen maç dün akşam oynandı. Adana'nın sıcağında statü olarak ortak kurucuları bulunan iki takım dostluk mücadelesinde karşı karşıya geldiler. Bu iki kulübün Endüstriyel Futbola onurlu bir biçim de hayır deyişlerini seyredemedik ancak izleyenler müthiş bir karnavalın gerçekleştiğini söylediler. Adına yakışır bir şekilde 0-0 sona erdi maç. Bu güzel dostluk sanıyorum ki bundan sonra da sürecek. Keşke Adana Demirspor'umuz daha ön planda olan Süper Lig takımlarımızdan biri olsaydı. Böyle olmamasına rağmen Serie A takımlarından birinin taraftarlarınca takip edilebilmesi önemli bence. Biliyoruz ki bu dostluk buluşmasında iki takım taraftarının birbirlerini sanal ortamda bulmaları etkili olmuştu. Şimdi sıra iade-i ziyarette bu ziyaretin ikinci yarıda ya da Livorno'nun sonraki sezonunun açılışında olabileceği konuşuluyor.
4 Eylül 2009 Cuma
FENER'İN REKORU BU YIL KIRILABİLİR Mİ?
AVRUPA’NIN 100’LER KULÜBÜSEZON TAKIM MAÇ GOL ORT.
1962/63 Tottenham 42 111 2.64
1950/51 Milan 38 107 2.81
1988/89 R.Madrid 38 107 2.81
2008/09 Barcelona 38 105 2.76
1988/89 Fenerbahçe 36 103 2.86
1996/97 Barcelona 42 102 2.42
Galatasaray, Fenerbahçe'nin 1988/1989 yılındaki rekorunu kırabilir. Neden derseniz o yıllardaki Fenerbahçe takımından daha iyi bir hücum hattına sahip Aslanlar. Öyle ki ilk 13 maçta Galatasaray'ın gol ortalaması 3.25 Bu istatistiği devam ettirebilirlerse kırılması çok güç bir rekorun da sahibi olabilirler.
Peki Avrupa'da durum ne? Tabii ki kalbur üstü liglerde mücadele eden takımların 80 golü geçmeleri dahi büyük başarı. Buna rağmen Real,Barça, Milan 100 golün üzerine çıkabilmiş takımlar. Bu takımlara 62-63 sezonunda Premier Ligde 100 golü geçen Tottenham'ı da eklemek gerekiyor. Onların ki de saygı duyulacak bir başarı olmuş.
BÜLENT KORKMAZ: KADIKÖY'DE FİNAL İMKANSIZDI.

Büyük kaptanın teknik direktörlükte bir şeyler yapabileceğine inanmayanlardanım. Bunun sebebi de teknik direktörlüğün sadece bir teknik verme işi değil aynı zamanda yönetme sanatı olduna inanmamdır. Güzel ve etkili konuşamayan insanların büyük bir teknik direktör olması neredeyse imkansız. Bülent Korkmaz Türk futbolunda maç sonraları iyi demeçler veremeyen futbolcularındandı. Hitabet gücünün eksik olduğu belliydi. Bu durum altındaki insanları yönetememesine neden oluyor bana göre. Galatasaray'da da aynı sorunla karşılaştı. Dikkat edin büyük teknik adamlara mükemmel bir hitabet gücüne sahipler. Harika demeçler veriyorlar. Ne yazık ki Bülent bu eksiğini gideremedi.
Bugün bir demeç vermiş. Kadıköy imkansızdı diye. İmkansızdı tabii. Kaptan takım içerisinde büyük bir çoğunluğa hitab edemedi. Maçlarda motive olamayan futbolcularda büyük düşüşler yaşandı. Yıldızları da yönetemeyen Korkmaz için başarısızlık kısa bir dönem de olsa kaçınılmazdı
3 Eylül 2009 Perşembe
İKİ SENE TRANSFER YOK

Karar henüz resmileşmedi ancak FİFA Chelsea'ye fena ayar verdi. Sen misin Lens kulübünden habersiz futbolcusuna el atan.-Lens'e de sempatim vardır Fransız liginde- Chelsea 2 yıl boyunca transfer yapamama tehlikesiyle karşı karşıya kaldı böylece. Henüz karar yürürlüğe girmedi, Chelsea bu karara itiraz edebilir. Bizde böyle bir durum olsaydı kim bilir neler yaşanırdı. Bir soru işareti de Chelsea nasıl oldu da kesenin ağzını açıp Lens'i susturamadı. Sonuçta aralarında anlaşarak bu olayı örtbas edebilirlerdi.
SUÇ LİNCOLN'ÜN MÜ?

Galatasaray'a geldiğinde sevinmeyenlerdendim. Shalke'de oynarken vaaay iyi topçuymuş dediğimi hatırlıyorum ancak sonrasında kulüple ilişkilerini araştırdığımda çakalın önde gideni olduğunu görmüştüm. Zaten çakallığı olmasaymış Dünya devlerinde oynayabilecek yeteneğe sahip bir futbolcuymuş. Futbolcunun çakalından sakınmak gerekiyor, çok yetenekli oluyorlar haliyle ancak devamlılıkları olmuyor. Takım içerisinde huzursuzluk yaratıyorlar.Lincoln geldiğinde ilah gibi karşılandı. Adam sonrasında sandı ki burası Katar! Yatacak alacak parasını. Ama suç kendisinde değil tabii. Bir futbolcu kendisinde bu hareketleri yapacak cüreti bulabiliyorsa bu yöneticilerinin hatasıdır. Biz taraftarların hatasıdır. Kaç maçın ertesinde ya da maç oynanırken Lincollnn Lincollnn!! diye bağırmalarına anlam verememiştim taraftarın. Oysa ki o maçların kahramanları başka başkaydı.
Eee şimdi başka bir kulübe gitmek istiyormuş haliyle. E.Frankfurt talipmiş beyimize. 1 milyon 250 bin avro vermişler yıllık. Demiş ki yoook, 2 milyon 500 istiyorum, Ey Galatasaray yönetimi kalan kısmı cebinizden karşılayın. Bizimkiler nanik yapmışlar ama bir sürü dert olacak tabii şimdi. Yok FİFA yok CAS derken transfer taksitlerindeki meşhur imajımıza güzellikler eklenecek. Suç Lincoln'ün mü, Ribery'nin mi, Emre Belözğlu'nun mu sizce? İnsanlara hak ettikleri değeri biçmeli, bu futbol kulüpleri için de geçerlidir!
2 Eylül 2009 Çarşamba
KİM KİMİ MAHKEMEYE VERSİN?
.jpg)
Bugün yorgun yorgun geldim işten bir de ne göreyim. Habertürk'te bir haber. Haberde bir Trabzonsporlu taraftarın kulübü mahkemeye verdiği yazıyor. Amcamız da telefonla bağlanmış yayına. Spiker soruyor:Neden kulübü mahkemeye verdiniz? Amca yanıtlıyor: Bizim hayatımız Trabzonspor. İşe gidemez olduk,psikolojimizi bozdular bu başarısızlıklarla... Sonra düşündüm yahu kim kimi vermeli acaba mahkemeye. Sen iç saha maçlarında takımı büyük bir baskı altına al. Sen sahaya atla Sivas maçında takımı bir sene yak! Sen 61.dakikayı kutla dur her maç. Takıma rehavet getir. Daha ikinci haftadan takımını yuhala! Amcanınkini bilmiyorum ancak saydıklarım hakkında kulüp dava açsa kesin kazanır.
1 Eylül 2009 Salı
Taraftar Grupları ve Besteler-1
Kim ne derse desin Beşiktaş taraftar grubu beste konusunda iyi çalışıyor. Meşhur ....mı Ye Fener, başka bir deyişle Fener'e Opera adlı eserleri tüm dünyaya yayılmıştı. Bu da ramazan ayına özel bir slogan olmuş:D
P.S. Gerçi Beşiktaş taraftarlarının tezahüratta söylediği gibi ramazan ayını mübarek edemedi ama:D
3.MAÇINDA KOVULDU
Erhan Altın dahiyane işler yapan Denizlispor yönetimi tarafından kovuldu. CM'de bile böyle bir kovuluş göremezsiniz. Kaldı ki Fenerbahçe, Galatasaray ve evinde Kayserispor'la oynamışsınız. Yönetim ne bekliyordu acaba. Takımda Messi vardı da Erhan hoca mı değerlendiremedi. Bıraksınlar bu işleri yahu. Denizlispor'a olan sempatim şu günden itibaren bitmiştir. Daha da desteklemem onları!
Renk ve Kalite Farkı
Belli başlı simgeler vardır farkındalık yaratan. Bir amblem, bir kişi, bir başarı…ve o simgelerdir geçmişte yaşanılanları sinesine alan.
Aslında, bu sayılanları bir bir içine başka bir şey var ki, -- dün oynanan Ankaraspor-Galatasaray göremediğimiz-- herhangi bir anda herhangi bir zamanda yan yana gelişlerinin meyvesinin bir futbol takımı olduğu…
Bu yapılanlar yeniliklere açık olmak mı yoksa pazarlama stratejisinin bir ürünü mü bilemiyorum ama seyir zevkini etkilediği bir gerçek. ve bir de ”benim takımım” hissinin uyanmasına sebep “güzel futbol” oynanmıyorsa vay halinize. nazire yaparcasına rakip takımın da farklı renklere bürünmesi cabası oluyor.
Biraz maçtan söz edecek olursam, tartışılagelmiş bir barcelona oyun sistemi var. sorun galatasaray’ın bu sistemi layıkıyla yerine getirip getirmediği üzerine.ilk yarıda gördük ki sistem için zemin de müsaitti rakip takımın oyun anlayışı da.göbeği iyi kapatan bir annkaraspor vardı. Özellikle elano’nun bölgesi oldukça kalabalıktı. Barcelona’nın yaptığı iş, bu bölgede rahat bir şekilde top dolaştırıp bitirici hamleleri yapabilmekti. Bu maçın genelinde ne yazık ki başarılı bir şekilde uygulanamadı. Elano’nun tam anlamıyla uyum sağlayamamasının üstüne hürriyet’in sıkı markajı da eklenince pasif olunan o bölge tamamıyla rakibe teslim edildi.
Kısaca, tatsız tuzsuz bir maç izledik.
İnsanoğlu işte oyun da kötü olunca farklı arayışlar içine girebiliyor. ya hadi oyun bu kadar kötü de bu formalar niye kötü.
Aslında, bu sayılanları bir bir içine başka bir şey var ki, -- dün oynanan Ankaraspor-Galatasaray göremediğimiz-- herhangi bir anda herhangi bir zamanda yan yana gelişlerinin meyvesinin bir futbol takımı olduğu…
Bu yapılanlar yeniliklere açık olmak mı yoksa pazarlama stratejisinin bir ürünü mü bilemiyorum ama seyir zevkini etkilediği bir gerçek. ve bir de ”benim takımım” hissinin uyanmasına sebep “güzel futbol” oynanmıyorsa vay halinize. nazire yaparcasına rakip takımın da farklı renklere bürünmesi cabası oluyor.
Biraz maçtan söz edecek olursam, tartışılagelmiş bir barcelona oyun sistemi var. sorun galatasaray’ın bu sistemi layıkıyla yerine getirip getirmediği üzerine.ilk yarıda gördük ki sistem için zemin de müsaitti rakip takımın oyun anlayışı da.göbeği iyi kapatan bir annkaraspor vardı. Özellikle elano’nun bölgesi oldukça kalabalıktı. Barcelona’nın yaptığı iş, bu bölgede rahat bir şekilde top dolaştırıp bitirici hamleleri yapabilmekti. Bu maçın genelinde ne yazık ki başarılı bir şekilde uygulanamadı. Elano’nun tam anlamıyla uyum sağlayamamasının üstüne hürriyet’in sıkı markajı da eklenince pasif olunan o bölge tamamıyla rakibe teslim edildi.
Kısaca, tatsız tuzsuz bir maç izledik.
İnsanoğlu işte oyun da kötü olunca farklı arayışlar içine girebiliyor. ya hadi oyun bu kadar kötü de bu formalar niye kötü.
31 Ağustos 2009 Pazartesi
CANER ERKİN ASLAN OLDU!

Onu taaa Tarzan'kenden beri takip ediyoruz. Manisaspor'un 2.ligde olduğu dönemlerden. Kendisi bizim futbolcuların Rusya furyasına katılmıştı. Ruslar gerçekten büyük paralar veriyordu bir dönem futbolcularına. Şu aralar onlar da piyasaya göre davranıyorlarmış. Neyse Galatasaray'ın sol kanat eksiği vardı ve bu transfer olumlu olarak değerlendirildi ancak Caner size göre de daha çok ofansif yönü kuvvetli olan bir kanat oyuncusu değil mi? Galatasaray'ın Arda'sı Kewel'ı var zaten kanatlarında,geriye atılacak toplarda dönmeyecek bir Caner'i ne yapsın Cim Bom. Öte yandan Zico ile arasının bozuk olması da başka bir mevzu. Zico görünüm itibariyle öyle kola kolay bir futbolcu ile sorun yaşayacak bir tipe benzemiyordu. Caner'i istemeyişinin ardında ne gizliydi acaba. Bunlar önemli sorular. Bana kalırsa Galatasaray'ın sol kanattan ziyade yıllardır sağ bek problemi var. Oraya bir çözüm aranmalıydı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)