geçen gün lazio kararını verecek demiştim. ya kendi kümede kalma davalarına bakacaklardı ya da ezeli rakiplerinin şampiyon olmasını engelleyeceklerdi. dünkü maçta inanılmaz şeyler oldu. doğrusunu söylemek gerekirse bu kadarını da beklemiyordum roma'nın bu faşist çocuklarından. eyvallah ezeli rakiplerinin şampiyon olmasını istemiyorlardı ancak bir maçta rakip takımın gollerinde şampiyon olmuşçasına bağıracaklarını, futbolcularını her ataklarında ıslıklayacaklarını düşünmezdim. helal olsun ss lazio taraftarına beni şok etmeyi yine başardılar. buradan şunu anladım ki lazio tribünleri lazio sevgisi ile değil, as roma nefretiyle dolu durumda. bu da ne yalan söyleyeyim bir eziklik belirtisi.
şimdi şey diyeceksiniz sen galatasaray-bursa maçında bursanın kazanmasını arzulamamış mıydın. eyvallah böyle bir şeyi istiyordum ancak bunu tribünde bursayı destekleyerek yapmanın çok rezil bir şey olduğunu da biliyordum keza galatasaray taraftarı da böyle bir saçmalık yapmamış ve ne olursa olsun takımlarını desteklemişlerdir. lazio taraftarının yaptığı futbolun özüyle hiç uyuşmuyor bence. sebep ne olursa olsun bir taraftar grubu karşı tarafın gollerinde ayağa kalkıp gol atmışçasına sevinebiliyorsa o güruhun sevgisinden şüphe ederim ben!!!

Bu konu üzerinde fazla durmadan Dünya futbol tarihinin en iyi liglerinin birinde sürekli varolmuş ve kimliğini hiç kaybetmemiş bir kulüp ve takım olan Livorno'dan söz etmek gerek.Bu takım ilhamını şehirden alıyor aslında.Ama öyle deyince sanmayın ki şehir doğa güzellikleriyle,gece hayatının hareketliliğiyle, el üstünde tutulan kültürel birikimiyle bu takıma ilham veriyor.Hiçbiri değil bu takıma ilham veren çünkü bunların hiçbirinin olmadığını söylersek abartmış olmayız.Livorno tam bir sanayi şehri.Yani bir çok insanın burun kıvırıp, yaşamak istemeyeceği türden bir şehir.Aslında kendine özgü bir yapısı var bu liman kentinin.İçinde yaşamayanın anlayamayacağı türden bir birliktelik ve güven.Bol miktarda işçi barındıran yani aslında ülkenin üretimine emekleriyle dorudan katkı sağlayanların yaşadığı bir liman şehri.Kuruluşu sırasında oluşturulan şehir anayasasına göre de insanlar hangi ırktan hangi dinden olurlarsa olsunlar vergi ödemeden burada istedikleri kadar yaşayıp, ticaret yapabilirler.Barbaros Hayrettin paşanın da zamanında peşindekilerden kaçıp Livorno şehrine sığındığı ve burada uzun yıllar yaşadığı bilinir.