Türkcell Süper Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkcell Süper Lig etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Nisan 2010 Pazar

BU NE ŞİMDİ?

GALATASARAY 0-0 BURSASPOR

fenerbahçe'ye çalışmak diye buna denir. bir tarafta şampiyon olmayı isteyen bursaspor. diğer tarafta fener'in ezeli rakibi galatasaray... ikisi de fenerbahçe'nin şampiyon olmasını istemezken nasıl oluyor da fener'in işine yarayan bir skor çıkıyor sahadan. anlamak güç...

*BU ARADA GALATASARAY BURSA'YA YATACAK DİYENLER UTANMIŞTIR UMARIM SÖYLEDİKLERİNDEN. TARAFTAR OLARAK BİRÇOĞUMUZ GÖNÜLDEN YATMIŞTIK BURSA'YA AMA FUTBOLCULAR İLK DEFA PROFESYONEL OLDUKLARINI HATIRLADILAR

24 Nisan 2010 Cumartesi

GALATASARAY YENİLİRSE KİMSE LAF EDEMEZ!


bu gece galatasaray'ın maçı vereceği haberleri aldı başını gidiyor. yılların futbol şehri bursa ile ülkenin en antipatik, sevilmeyen takımı fenerbahçe yarış içinde olunca yarışın dışında kalanların ibresi ister istemez hak edenden yana oluyor. bütün bunlar gs-bursa ve bursa-bjk maçlarında gs ve bjkli oyuncuların eyyamla bursayı şampiyon yapacakları anlamına gelmiyor.

başlık neden galatasaray yenilirse kimse laf edemezdir?:

bursaspor fenerbahçe'yi de beşiktaş'ı da kendi sahalarında yenmiştir. dolayısıyla kendi göbeğini kendi kesememiş bir takımın kalkıp da başka bir takımı şikeyle suçlaması saçmadır. bursaspor'da galatasaray'ı sami yen'de yenebilme gücü vardır.

ne kadar istemesem de bu gece inanıyorum ki galatasaraylı futbolcular çıkacak ve çatır çatır futbollarını oynayacaklar ve bursa'yı yenecekler tabii. böylece bütün yıl ağlayan,sızlayan, dilenen, çamur atan bir kulübü şampiyon yapacaklar!

5 Nisan 2010 Pazartesi

MAÇA DOĞRU:SİVASSPOR-GALATASARAY


bu akşam sivas'ta önemli bir mücadele verecek galatasaray. fikstür dezavantajı diye bir şey varsa bu yıl galatasaray bunu hakkıyla yaşayacaktır. geçen hafta derbiyle şampiyonluk olasılığı oldukça düştü ;ancak tabii ki henüz hiçbir şey bitmedi. bu gece her şey bitebilir de. can derdine düşmüş bir sivasspor var galatasaray'ın karşısında. sivas azalmakta olan umutları tamamiyle bitirebilir bu akşam. keza geçen hafta üst üste mağlubiyetlerden sonra gaziantep gibi zor bir deplasmandan bir puanla döndüler. mehmet yıldız'ın takıma adapte oluşu sivasın az da olsa direncini artırmış. günden güne daha iyiye gideceklerdir.

geçen hafta saç baş yoldurmuş olsa da caner'in eksikliğini hissedebilir galatasaray. sol kanattan yapılan ataklarda mücadeleci kimliğiyle çok da kötü işler yapmamıştı caner. geçen haftaki saçmalayışı bütün takımın performansı ile ilintiliydi bana kalırsa.

galatasaray'ın orta sahasına yine büyük iş düşecek bu maçta. arka dörtlünün performansı öndeki iki adama bağlı oluyor çoğu zaman. rijkaard kimleri burada düşünür bilemiyorum ancak, topal ve sarp olursa bu tercihler umarım en iyi maçlarından birine denk gelmiş olur.

galatasaray'ın şansı ne kadar az olsa da ligin kaderinin elinde olduğunu düşünüyorum. hem şampiyon hem de düşecek takım sami yende belirlenecek bana göre. galatasaray ecel terleri döken 3 takımla arka arkaya oynayacak önce. sivas,diyarbakır,manisa... bunlar zaten aralarında büyük bir rekabet içindeler. galatasaray'ı çok yoracaklar. sonrasında bursa gelecek sami yen'e o güne kadar puan kaybetmemiş bursa gelirse sami yen'e maçın ertesinde o maçla ilgili çok konuşulur. çünkü galatasaraylı futbolcuların önlerinde 3 şey olacak: ilk şampiyonluğunu tadacak sempatik bursa, 3 yıl üst üste şampiyon olma parolası ile yola çıkmış ebedi dost(!) fenerbahçe ve hiçbir şeyin üstüne çıkmaması gereken galatasaraylılık duruşu... hangisini tercih ederler dersiniz?

19 Aralık 2009 Cumartesi

ELANO-KEİTA-KEWELL AŞ.


Maçı izlediğim mahalle kahvesinde bizi buralara muhtaç edenleri öyle içten andım ki kulağımın dibinde böğüren dayı bile içimden geçenleri anlamış olmalı. Maç izlemekten nefret ediyorum bu mekanlar yüzünden. İnsanlar deşarj oluyor ayrı mesele ancak bu sırada ben sinir oluyorum.

Neyse maça döneyim. Galatasaray, kaç haftadır önüne gelen fırsatları elinin tersiyle itiyordu, Sami Yen'de. Bu gece de aynısı olacak sanmıştım ki sonuç öyle olmadı.

Kuddusi Müftüoğlu ve yan hakemler bu gece maçın kontrolünü ellerinden kaçırdılar. Öyle ki Kewell'ın attığı golü ofsayt gerekçesiyle iptal etmeleri pek bir manidardı. Öncesindeki Arda'nın eliyle attığı gol konusunda bir şey diyemeyeceğim.

Galatasaray'ın bu futbolla Atletico önüne çıkacağını düşününce tüylerim diken diken oluyor. Savunmadan topu çıkarabilecek bir futbolcu eksikliği o kadar bariz ki artık. Mehmet Topal bugün neredeyse takımı yakan isim oluyordu. Defanstan topu çıkarırken öyle top kayıpları yaptı ki gol gelmediyse Kahe ve arkadaşlarının beceriksizliğindendir.

Son olarak Elano'nun dramına değinmek istiyorum. Yahu adam saçını başını yoldu. Bir Allah'ın kulu da kanatlardan ilerlerken boştaki Elano'ya pas çıkarmadı. Arda'ya dikkat ettim, Elano kendisini paraladı bir pozisyonda "pas" diye, müsait olmasına rağmen Elano'yu tercih etmedi, Arda. Genel olarak Elano'nun adını çok az duydum bu gece. Eskiden yeteneklerini sorguluyordum bu geceden itibaren arkadaşlarının pas ambargosunu sorguluyorum.

25 Ekim 2009 Pazar

FENERBAHÇE-GALATASARAY


Bu geceki maça yürek dayanmaz. 89 yılından bu yana bilinçli bir şekilde maç izliyorum diyebilirim. Ne maçlar gördüm,yaşadım. Maçın sonunda ağladığım olmuştur. Bir maç hatırlıyorum hayal meyal. Fenerbahçe bize 5 gol birden atmıştı. 90'lardan bu maç. Öyle üzülmüştüm ki beni kızdıran annemle 1 hafta konuşmamıştım. Sonra Jay Jay Okocha'nın Kadıköy'de şov yaptığı bir maç daha hatırlıyorum. O zamanlar kalede sanıyorum ki kimse yoktu:D Kimse yoktu diyorum Fatih Terim sürekli birilerini deniyordu kalede. Mehmet diye bir arkadaş vardı kalede. Şu direğe kafa atan arkadaş.

Bahsettiğim ve bahsetmediğim bütün FB-GS maçlarında kalbim yerinde çıkacak gibi olurdu. Son yıllarda bu heyecanı pek hissetmiyorum aslına bakarsanız. 2000 yılından sonra heyecanla ilgili sinirlerimi sanki birileri aldı götürdü. O kadar da büyütmüyorum kafamda FB-GS maçlarını nedense. Lig mücadelesidir keyifle izlenmelidir deyip geçiyorum.

Şu da var Galatasaray'ın Kadıköy deplasmanındaki maçlarını daha heyecanla izliyorum. Eğriye eğri doğruya doğru Fenerbahçeli taraftarlar nefretlerini daha haşmetli kusuyor kendi sahalarında. Ali Sami Yen'de o etkiyi yaratamıyor Galatasaray. Bana kalırsa Fenerbahçe tarafı bu derbiyi daha fazla önemsiyor. Adeta bütün yılın planını buna göre yapıyorlar ve kendi evlerinde ağızlarından salya saça saça izliyorlar mücadeleyi. Ali Sami Yen öyle bir deplasman olamıyor Fenerbahçe için.

Ancak umuyorum ki artık orta çağ zihniyeti bir son bulur. Kadıköy'ü cehenneme çevirmelerine eyvallah da çöplüğe çevirmelerine kızıyorum Fenerbahçelilerin. Oldukça kötü bir muamele ile karşılaşıyor Galatasaraylı oyuncular ve taraftarlar. Atılan yumurtular,cep telefonları,lazerli tacizler,küfürler vb. Bunları oranlarsak Kadıköy'de daha çok yaşanıyor söylediklerim.

Umuyorum ki bu maç çok keyifli geçer, kazanan kim olursa olsun özlediğim adrenalini yeniden hissedebilirim damarlarımda. Tabii ki kazananın Galatasaray olmasını isterim. Ama maçın delikanlılık çerçevesinde dostlukla sonuçlanmasını daha çok isterim!

21 Eylül 2009 Pazartesi

HAKEM MAÇI KATLETTİ:KASIMPAŞASPOR 1-3 GALATASARAY


6.Haftanın son maçı da oynandı. Galatasaray'ın 3 gollük geleneğini sürdürdüğüne bakmayın. Taraftar resmen ecel terleri döktü. Ankaraspor maçında takımı eleştirmiştim. Tehlike çanları çalıyor demiştim. Bugünkü maçta öyle bir yorum yapamıyorum; çünkü maçın hakemi ilk dakikalarda öyle bir pozisyonu es geçti ki hem Galatasaraylı futbolcuların hem de kendisinin konsantrasyonu yerle bir oldu. Ali Güneş o dakikada kırmızı kartla atılsa ve penaltıyı verse hakem maç bu hale gelmeyecekti. Hakem resmen bu dakikadan sonra maçtan koptu. Dirayetini yitirdi. Her kararında veremediği o ilk kararı düzeltme çabası vardı. Bu durum iki taraf oyuncularını da gerdi. Keita ve Kasımpaşalı oyuncu bu sinir harbinin kurbanları oluyordu neredeyse.

İlk yarı yediği golün şokunu üzerinden atamayan Galatasaray'da Rijkaard ikinci yarıya Keita ve Nonda ile başladı. Nonda zamanının en iyi forvetleri arasındaydı. Bu adamın kumaşının farklı olduğu her hareketinden belli. Bu yıl,Galatasaray'ın özellikle ileri uç oyuncularının alternatifleri en az asları kadar iyi. Böyle bir kadronun Avrupa Ligini iyi değerlendirmesi gerekir. En azından yarı finale yürüyebilecek bir performansa ulaşmalıdır Galatasaray. Evet 6'da 6 yapan iki takım var şu anda. Bakalım ilk fireyi hangisi verecek. Bakarsınız testi iki takımın derbisinde kırılır.

19 Eylül 2009 Cumartesi

BİR DEVRİN SONU


Bu blogdan olsun diğer bloglarda yazılan yazılara yaptığım yorumlarda olsun hep korudum Mustafa Denizli'yi ancak sanırım gitme vakti gelmiş. Rıdvan Dilmen sezon başında şey demişti: Hocanın canı pek teknik direktörlü yapmak istemiyor gibi. Gerçekten de tatilden zoraki dönmüş gibiydi Mustafa Hoca. Art arda gelen puan kayıpları. Üç maçta 3 yenilgi sonun başlangıcı oldu. Son maçta oyuncuların sabotaj yaptıklarına inanıyorum. İçimizdeki İrlandalılar yani. Hocanın gitmesi için son oyunu da onlar oynadı bana kalırsa. Ama olsun 3 büyükleri şampiyon yapan tek hoca olarak tarihe geçmiştir hemşehrim:D Yolu açık olsun!!

13 Eylül 2009 Pazar

MUSTAFA DENİZLİ VE DERBİ


Dünkü Galatasaray-Beşiktaş derbisinin ardından hemen çeşitli yorumları inceledim. Hem ulusal yorumcularımız hem de blog yazarları büyük ölçüde Mustafa Denizli'yi eleştirmişler. Ancak anlamadığım bir şey var. Maç boyunca Beşiktaş'ın yakaladığı yüzde yüzlük 5 pozisyon var. Diğerli de cabası. İstatistikler bu haldeyken Mustafa Denizli'nin bu kadar acımasızca eleştirilmesi ülkemize has olmalı. Yenilen her zaman haksızdır prensibi ile yaklaşıyoruz olaylara. Galatasaray'ın son golünün ardından gülümseyen Denizli'nin aklından eminim bunlar geçiyordu. "O kadar pozisyona gir değerlendireme, elin oğlu gelsin yoktan golleri atsın". Rüştü o inanılmaz hataları yapmasa, Serdar Özkan'ın topları kaleyi bulsa bugün çok farklı yazıyor olabilirdik.

Dünkü yazımda Galatasaray'ın rahat kazandığını yazmıştım ancak özetlerde Beşiktaş'ın kaçırdığı golleri görünce şans faktörünün Galatasaray'ın yanında olduğunu gördüm. Geçen haftaki çanlar Galatasaray için hala çalıyor. Kimse 3 gol neyine yetmiyor demesin. Beşiktaş'a gelince: Beşiktaş ilk haftalarda aldığı kötü sonuçları telafi edemezse bu sezon şampiyonluğu unutabilir. Bu yıl şanssız bir Beşiktaş ile karşı karşıyayız. Umalım bu şanssızlığı Man U. karşısında kırarlar ve ülkeyi en iyi şekilde temsil ederler.

12 Eylül 2009 Cumartesi

LOS GALAKTİKOS TURKA'DAN AYNI TARİFE


Başlıkta da belirttiğim gibi Türkiye'nin bu yılki Galaktikos'u Galatasaray geçtiğimiz yılın şampiyonu Beşiktaş'a da her hafta diğer takımlara uyguladığı tarifeyi sundu. Galatasaray bu yıl Fenerbahçe'nin 103 gol rekorunu kırabilir diye boşuna yazmamıştık. Galatasaray'ın şu anki gol ortalaması 2.50'nin üzerinde.

Gelelim bugünkü maça. Doğruyu söylemek gerekirse Galatasaray'ın bu kadar rahat bir galibiyet alabileceğini düşünmüyordum. Hafta ortasında oynanan milli maçlarda yorulan takımın onlara göre daha diri olan Beşiktaş karşısında zorlanacağını düşünüyordum. Ancak Galatasaray beni şaşırttı ve yine farklı bir skor elde etti.

Beni şaşırtmayansa Arda'nın performansı oldu bu gece. Arda hafta içi inanılmaz efor sarfetmişti. Yorgunluğu gözlerinden okunuyordu. Rijkaard da onu ikinci yarıda oyundan aldı. Aşağı yukarı her yazımda belirttiğim gibi Galatasaray'ın rotasyona müsait takımı birçok maçı pek zorlanmadan kazanacak.

11 Eylül 2009 Cuma

SEZONUN İLK DERBİSİ


Yarın Mecidiyeköy'de sezonun ilk derbisini izleyeceğiz. Sel ve Bosna felaketinin gölgesinde geçeceğine inandığım bir derbi olacak. Hafta içi birçok futbolcusu milli takımlarda olan yorgun Galatasaray ile yeni transferi Tabata ile güç bulan diri Beşiktaş kozlarını paylaşacaklar. Galatasaray'da Bosna maçında Arda oldukça efor sarfetmişti;sanıyorum yarınki maçta sarfedilen bu eforun ceremesini çekecektir. Beşiktaş ise sezon başından bu yana sergilediği istikrarsız performansını düzeltme çabası içinde olacak futbolculara sahip. Beşiktaşlı futbolcuların tamam devam niteliğinde bir maça çıktıklarına inandıklarını düşünüyorum.

Tüm bu veriler ışığında derbinin favorisinin Beşiktaş olduğunu düşünmeyin. Gerçekten de derbilerin favorisi olmuyor. En iyi döneminde Galatasaray'ın Sami Yen'de Fenerbahçe'ye Jhonson'un golüyle yenildiğini unutmadık. Seyirci desteğini arkasına alacak olan Galatasaray ilk 4 haftadaki ofansif futbolunu bu derbide sergileyebilirse Beşiktaş için hezimet de olabilir. Tabii ilginç dönemlerde ilginç işler yapan bir Beşiktaş var Galatasaray'ın karşısında. Bütün bunların yanı sıra Galatasaray'ın gol ortalamasının 2.5'un üzerinde olduğunu düşününce yarınki derbinin bol gollü ve çok keyifli geçeceğini düşünüyorum.

10 Eylül 2009 Perşembe

BABA OĞUL YEDİNİZ TAKIMLARIN BAŞINI


Kulüplere belediyelerin destek verebileceğini düşünüyorum. Bunu her yazımda dile getiriyorum. Tabii bu tek takımı olan şehirler için geçerli. İzmir'de belediyenin kulüplere destek olması düşünülemez. Facia çıkar alim Allah. Ya Ankara'da. Ankara'da da olamayacağını Melih Bey ve şehzadesi bir güzel gösterdiler. Lig başlamış, haftalar geçmiş, sayın Gökçek Ankaraspor'un bütün futbolcularını Ankaragücü'ne verebilirim diyor. Bu kulübün başkanlığına Ankaraspor yönetim kurulu üyesi oğlu getiriliyor,yani resmi olmasa da gayriresmi birleşme sağlanıyor. TFF yakacak çıralarını. Bu haftaki maçlarının ertelenmesi gündemde. Süreç devam ederse ligden ihraçlar yaşanabilir. Bizleri aksiyon dolu günler bekliyor. Böyle bir durumda Gökçek'in Uğur Dündar ile buluşmasını düşünüyorum da. Ohooo, ortaya şöyle karışık alevli bir program çıkar .

Bu alavera dalaveralar hep Ankara'dan çıkıyor nedense .Sebebi Ankara'nın politikanın merkezi olması mı acaba? Geçtiğimiz yıllarda da Gençlerbirliği Oftaş'la aynı yalanın seyircisi olmamış mıydık. Neymiş Gençlerbirliği ile Oftaş farklı sahiplerin malıymış da. Falanmış,filanmış... Cavcav da bizi yiyordu. TFF yemişti gerçi, sonraki sezon apar topar takımın adını Hacettepe yapmışlardı. Sözün özü Melih Gökçek bıraksın şu Ankaragücü'nü de İzmir'den bir takım alsın. Bizi Süper Lig hasretinden kurtarsın. Ankara'nın yeterince takımı var zaten.

CAMDAN ADAMLARLA NEREYE KADAR?


Bugün Emre Güngör'den bir sakatlık haberi daha geldi. Ben de sezon başında 36'lık Emre Aşık'a neden jübile teklifi yapmadıklarını merak ediyordum. Meğer geleceği gören bir yönetim varmış Galatasaray'da. Gökhan Zan'ı Beşiktaş'tayken de gözüm tutmuyordu. İri bir futbolcu ancak hantal. Bir de başında şu sakatlık belası. Sezon başında "Camdan adam değil candan adam" sloganıyla yola çıkmışlardı. Ancak 5. haftada pili bitti Zan'ın. Bakalım ne kadar yalnız bırakacak Galatasaray'ı. Linderoth'u da söylemek lazım tabii. Bu adamın da kariyerinin Galatasaray'da bu şekilde sona erecek olma olasılığı var. Yazık gerçekten. Sakatlık derdinden bir türlü kurtulamadı Galatasaray.

9 Eylül 2009 Çarşamba

KENDİMİZE YİNE TAKIM SEÇECEĞİZ


2002'de ağız tadıyla maçları izleyememiştim. Yok finaller yok bütünlemeler derken üniversite stresinden maçlara konsantre olamamıştık. 2006'da talihsizlik dedik sineye çektik. Gel gelelim 2010 için şu gruba düşünce tamamdır demiştim. Biraz Belçika zorlar ancak gideriz. Hesap tutmadı. Yine kendimize takım seçeceğiz. Gana mı olur, Hollanda mı olur ev sahibi Güney Afrika mı olur? Bulacağız artık bir takım. Terim'in kredisi bende bitmez ancak bırakma zamanı geldi çattı artık. milli takıma yeni bir soluk gelmek zorunda. Bugünkü maçta dikkatinizi çekti mi bilmiyorum sahanın zemininde zamk gibi bir şey vardı. O kadar yavaş oynandı ki maç. Sanırsınız ki milli takım maçtan yarım saat önce alemdeydi. Hiçbir varlık gösteremedik. Arda'nın son dakikalardaki topu direk yerine kaleye yönelseydi hasbelkader İspanya maçını bekler duruma gelecektik. O kadar bile kalmadı artık. Estonya ile beraber kalacak da Bosna. Bıdı bıdı...

Bir sözüm de maçı alan Fox'a olacak. İnsan doğru dürüst bir spiker tutar. Adam'ın futbolla alakası yoktu. Sahadaki futbolcuları tanımadığını o kadar çok belli ediyordu ki uzun saçlı diye her seferinde Gökhan Gönül ile Tuncay'ı karıştırdı. Hele ki son dakikalarda Fox'un reklamını yapması Fox'u gözümde bitirdi. Velhasılı kelam: yazın terler içinde değil de gönül rahatlığıyla seçtiğimiz bir takımı destekleyeceğiz. Bağıran çağıran olmayacak maç sırasında. Adrenalin falan da tabii. Teşekkürler çocuklar! Bu arada biz kimdik Terim?

NE OLACAK BU SEYRANTEPE'NİN HALİ


Güya 2010 yılına yetişecekti. Zaten bir yapıya başlandığında hep aynı terane! Bilmem nereye yetişecek. İzmir'deki metro inşaatının da tabelasında 2008 yazıyor mesela. Bekle babam bekle. TOKİ bir nane yiyemeyen şirketlerden aldı kendisi yapacak diye sevinirken 5. ihale de gerçekleştirildi. Yok en iyi teklifi şu verdi bu verdi. Yine yarıda kalacak. Harç bitecek iş paydos olacak. Türkiye'deki pek çok firma zaten zor durumda, yalandan ihaleye giriyorlar para bitiyor bu sefer mahkeme süreçleri falan filan. Bitmez bu stad size söyleyeyim

8 Eylül 2009 Salı

BİR GAZ UMUT


yakın zamanda estonya-brezilya maçını izlemiş ve estonyanın hücum gücü yüksek bir takım karşısında göstermiş olduğu defansif oyunun üst seviyelerde olduğuna tanık olmuştum.bu şekilde giriş yapmama sebep, her ne kadar terimli milli takıma pek hoş bakmasam da payına düşen aferini verebilmek.

aferin aferin de,
milli maç heyecanı ve beraberinde getirdiği milli duygudan mahrum kalmış biri olarak hala bireysel çabalara mahkum bir oyun anlayışının içinde olan milli takımı izlemek ne keyif veriyor ne de heyecan.bunun üzerine, takım galipken, tiyatro sahnesinden fırlamış mimiklerin altında hiç hoş şeyler yatmıyor.emrenin gözlerinin içinde, kazım kazım ısrarında, gökdeniz, fatih tekke ve yıldıray'ın sırra kadem basışlarında...

o kadar çok şey göz ardı ediliyor ki, milli dava uğruna hep "sil baştan" mırıldanılıyor.siliriyoruz silmesine de bitmiyor be kardeşim.

bu kadar potansiyelli bir takım terimin deyimiyle "mucize" yaratma peşinde.

anlık kaybedişler ve kavuşmalarla mutlu olmayı becerebilen bir milli duygunun içinde olmayı istemiyorum.
ve yarın oynanacak milli maç zerre merak uyandırmıyor bünyede.

gitsinler, terim'in takımdan ayrılması için ne gerekiyorsa yapsınlar.
hadi aslanlarım!! bir mucize yaratın da iyi dileklerimiz de bosna'nın üzerine kalsın..

7 Eylül 2009 Pazartesi

"KOCA KAFA"


Kramponlarına lakabını yazdıran GS'nin milli yıldızı, 3 cephede 50 günde 12 maçta, 3 gol atıp 14 asist yaptı.

Evet Arda Turan'dan bahsediyorum. Bu çocuğun geleceği ne olacak çok merak ediyorum. Arda'yı EPL'de görmeyi çok arzu ediyorum ancak ülkemizdeki futbola bakış, futbol anlayışı Arda'nın sağlıklı bir biçimde Avrupa'ya açılmasını zorlaştıracak gibi. Gerets döneminde parlayan Arda'nın o dönemde fizik kapasite olarak Avrupa'yı kaldıramayacağını düşünüyordum. Bu yılsa Arda'nın güçlenmiş olduğunu gözlemekteyiz. 14 asist müthiş bir istatistik. Milli takımda da son maçta yaptıkları ortada. Türk futboluna büyük yıldızlar dönem dönem geliyor. Bunlar ya şanssız sakatlıklar yaşıyor,Rıdvan Dilmen gibi ya çok kritik dönemde yanlış transferler yapıyorlar Hakan Şükür, Emre Belözoğlu,Rüştü Reçber gibi. Şimdi sıra Arda'da öyle bir sıçrama yapmalı ki düştüğü yer tam ona göre olmalı.

6 Eylül 2009 Pazar

TURKCELL SÜPER LİGİN SEN SEKSİLERİ




Bugün Sabah gazetesinin sayfasını açtığımda bir anketle karşılaştım. Pazar ekindeki bu ankette zamanında futbolla ilgili yazı da yazmış olan birkaç bayan yazarın seksi bulduğu futbolcuları sıraladığını gördüm. Bayanların futboldan anladıkları ile biz erkeklerin voleyboldan anladığı bir sanırım:D

Harry Kewell 4 oy
Matteo Ferrari 3 oy
Hakan Balta 3 oy
İbrahim Toraman 2 oy
Emre Aşık 2 oy
Ufuk Ceylan 2 oy
Bobo 2 oy
Matias Delgado 2 oy
Diego Lugano 2 oy
Andre Dos Santos 2 oy
Milan Baros 2 oy
Rijkaard 3 oy (teknik direktör)

GÜLENGÜL ALTINSAY (Futbol yazarı / Taraf)
Teknik direktör: Mustafa Denizli (BJK)
Kaleci: Hakan Arıkan (BJK)
Arka dörtlü: İbrahim Toraman (BJK), Emre Aşık (GS), Selçuk Bice (Çanakkale Dardanelspor), Hakan Balta (GS)
Orta dörtlü: Filip Holosko (BJK), Samet Gül (Çanakkale Dardanelspor), Uğur Boral (FB)
İleri
ikili: Shabani Nonda (GS), İbrahim Akın (İBB)
Gelmiş geçmiş en yakışıklı: İlhan Mansız

SİNE BÜYÜKA (Futbol muhabiri / NTV Spor)
Teknik direktör: Thomas Doll (Gençlerbirliği)
Kaleci: Ufuk Ceylan (GS)
Savunma: Sağ bekte Gökhan Gönül (FB), sol bekte Hakan Balta (GS)
Orta saha: Harry Kewell (GS)
Forvet: Bobo (Deivson Rogério da Silva) (BJK), Semih Aydilek (Kayserispor)

BANU YELKOVAN (Futbol yorumcusu / CNN Türk)
Teknik direktör: Mustafa Denizli (BJK), Frank Rijkaard (GS), Milli takımı da ekleyebilirsek Metin Tekin
Kaleci: Ufuk Ceylan (GS), Sezer Öztürk (Manisaspor)
Savunma: Hakan Balta (GS), Roberto Carlos (FB), Emre Aşık (GS)
Orta saha: Harry Kewell (GS), Matias Delgado (BJK), Burak Yılmaz (Eskişehirspor), Deniz Barış (FB), sempatik kategorisinden Emre Belözoğlu (FB).
Forvet: Milan Baros (GS)

DUYGU GÖKCAN (Futbol muhabiri / SABAH)
Teknik direktör: Mustafa Denizli (BJK)
Kaleci: Michael Petkoviç (Sivasspor)
Defans: Diego Lugano (FB), Matteo Ferrari (BJK)
Orta saha: Volkan Şen (Bursaspor), Andre Santos (FB)
Forvet: Bobo (Deivson Rogério da Silva) (BJK), Milan Baros (GS)

FERYAL PERE (Futbol yazarı/ Radikal)
Teknik direktör: Frank Rijkaard (GS)
Kaleci: Volkan Demirel (FB)
Savunma: Diego Lugano (FB), Önder Turacı (FB), Matteo Ferrari (BJK), İbrahim Toraman (BJK)
Orta saha: Matias Delgado (BJK), Andre Santos (FB), Harry Kewell (GS)
Forvet: Sercan Yıldırım (Bursaspor), Erhan Küçük (Kasımpaşaspor)

EBRU KILIÇOĞLU (Futbol yazarı / SABAH)
Teknik direktör: Frank Rijkaard (GS)
Kaleci: Dimitar Ivankov (Bursaspor)
Orta saha: Harry Kewell (GS)
Savunma: Matteo Ferrari (BJK)
Forvet: Yok


4 Eylül 2009 Cuma

BÜLENT KORKMAZ: KADIKÖY'DE FİNAL İMKANSIZDI.


Büyük kaptanın teknik direktörlükte bir şeyler yapabileceğine inanmayanlardanım. Bunun sebebi de teknik direktörlüğün sadece bir teknik verme işi değil aynı zamanda yönetme sanatı olduna inanmamdır. Güzel ve etkili konuşamayan insanların büyük bir teknik direktör olması neredeyse imkansız. Bülent Korkmaz Türk futbolunda maç sonraları iyi demeçler veremeyen futbolcularındandı. Hitabet gücünün eksik olduğu belliydi. Bu durum altındaki insanları yönetememesine neden oluyor bana göre. Galatasaray'da da aynı sorunla karşılaştı. Dikkat edin büyük teknik adamlara mükemmel bir hitabet gücüne sahipler. Harika demeçler veriyorlar. Ne yazık ki Bülent bu eksiğini gideremedi.

Bugün bir demeç vermiş. Kadıköy imkansızdı diye. İmkansızdı tabii. Kaptan takım içerisinde büyük bir çoğunluğa hitab edemedi. Maçlarda motive olamayan futbolcularda büyük düşüşler yaşandı. Yıldızları da yönetemeyen Korkmaz için başarısızlık kısa bir dönem de olsa kaçınılmazdı

3 Eylül 2009 Perşembe

PFDK: EMRE'NİN CEZASI 3 MAÇ...


Geçen haftaki Manisaspor maçında sevgili kabadayımız Emre Belözoğlu yine sinirlerine hakim olamadı ve hakem beye postasını koydu. Ağzı bozuk futbolcular hiç çekilmiyor. Hele ki milli takım kariyeri olan futbolculara böyle hareketler hiç yakışmıyor. Geçenlerde de değinmiştim. Emre çirkeflik konusunda ne yazık ki Galatasaray'da kendisini geliştirdi. Sonrasında milli takımda bu dayılıklara devam etti. Bir sürü vukuatı var. Yok tribüne hareket çekmeler, yok gazeteciyle dalaşmalar Kayseri'deki Don Carlione hareketi. Şu boğazını keseceğim olayı. Cidden çok magandaca hareketler. Bu adam Fenerbahçe'ye gittikten sonra böyle düşündüğümü sanmayın lütfen! Hagi'ye futbol dünyamda bambaşka bir yer vermeme karşın ona olan hayranlığım çirkefçe hareketleri yüzünden yüzde yüz olmamıştır hiçbir zaman! Nedense Ergün Pembe, Aykut Kocaman, Ertuğrul Sağlam tarzı futbolcuları sevmişimdir hep. Emre Belözoğlu hiçbir zaman bu kategoriye giremeyeceğini Galatasaray'dan belli etmişti. Hele Newcastle'dayken bir maçta kaçırdığı golden sonra "fuck offff" diye küfür edişini görmem iyice gözümden düşürmüştü. Madem küfür ediyorsun bari Türkçe et,gösteriş yapma, diline saygı göster:D

SUÇ LİNCOLN'ÜN MÜ?


Galatasaray'a geldiğinde sevinmeyenlerdendim. Shalke'de oynarken vaaay iyi topçuymuş dediğimi hatırlıyorum ancak sonrasında kulüple ilişkilerini araştırdığımda çakalın önde gideni olduğunu görmüştüm. Zaten çakallığı olmasaymış Dünya devlerinde oynayabilecek yeteneğe sahip bir futbolcuymuş. Futbolcunun çakalından sakınmak gerekiyor, çok yetenekli oluyorlar haliyle ancak devamlılıkları olmuyor. Takım içerisinde huzursuzluk yaratıyorlar.Lincoln geldiğinde ilah gibi karşılandı. Adam sonrasında sandı ki burası Katar! Yatacak alacak parasını. Ama suç kendisinde değil tabii. Bir futbolcu kendisinde bu hareketleri yapacak cüreti bulabiliyorsa bu yöneticilerinin hatasıdır. Biz taraftarların hatasıdır. Kaç maçın ertesinde ya da maç oynanırken Lincollnn Lincollnn!! diye bağırmalarına anlam verememiştim taraftarın. Oysa ki o maçların kahramanları başka başkaydı.

Eee şimdi başka bir kulübe gitmek istiyormuş haliyle. E.Frankfurt talipmiş beyimize. 1 milyon 250 bin avro vermişler yıllık. Demiş ki yoook, 2 milyon 500 istiyorum, Ey Galatasaray yönetimi kalan kısmı cebinizden karşılayın. Bizimkiler nanik yapmışlar ama bir sürü dert olacak tabii şimdi. Yok FİFA yok CAS derken transfer taksitlerindeki meşhur imajımıza güzellikler eklenecek. Suç Lincoln'ün mü, Ribery'nin mi, Emre Belözğlu'nun mu sizce? İnsanlara hak ettikleri değeri biçmeli, bu futbol kulüpleri için de geçerlidir!