YORUM FARKI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
YORUM FARKI etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Eylül 2009 Cuma

SEZONUN İLK DERBİSİ


Yarın Mecidiyeköy'de sezonun ilk derbisini izleyeceğiz. Sel ve Bosna felaketinin gölgesinde geçeceğine inandığım bir derbi olacak. Hafta içi birçok futbolcusu milli takımlarda olan yorgun Galatasaray ile yeni transferi Tabata ile güç bulan diri Beşiktaş kozlarını paylaşacaklar. Galatasaray'da Bosna maçında Arda oldukça efor sarfetmişti;sanıyorum yarınki maçta sarfedilen bu eforun ceremesini çekecektir. Beşiktaş ise sezon başından bu yana sergilediği istikrarsız performansını düzeltme çabası içinde olacak futbolculara sahip. Beşiktaşlı futbolcuların tamam devam niteliğinde bir maça çıktıklarına inandıklarını düşünüyorum.

Tüm bu veriler ışığında derbinin favorisinin Beşiktaş olduğunu düşünmeyin. Gerçekten de derbilerin favorisi olmuyor. En iyi döneminde Galatasaray'ın Sami Yen'de Fenerbahçe'ye Jhonson'un golüyle yenildiğini unutmadık. Seyirci desteğini arkasına alacak olan Galatasaray ilk 4 haftadaki ofansif futbolunu bu derbide sergileyebilirse Beşiktaş için hezimet de olabilir. Tabii ilginç dönemlerde ilginç işler yapan bir Beşiktaş var Galatasaray'ın karşısında. Bütün bunların yanı sıra Galatasaray'ın gol ortalamasının 2.5'un üzerinde olduğunu düşününce yarınki derbinin bol gollü ve çok keyifli geçeceğini düşünüyorum.

6 Eylül 2009 Pazar

BURSA'DA TIRNAKLAR KONUŞTU


Haberi duyunca inanamadım. Bursa'da oynanan Bursaspor-ESES hazırlık maçında olaylar çıkmış.Buraya kadar her şey normal gözüküyor. Haliyle ülkemiz söz konusu olunca kavganın hazırlığı resmisi olmuyor tabii. Ancak kavganın fitilini ateşleyenlerin aynı takımın taraftarları olduğunu duyunca çok şaşırdım. Bu taraftarlar Bursaspor takımının dişi timsahlarıydı. Bizler bayanlar da tribünlerde olsun dediğimizde onların naifliğini, nazikliğini, güzelliklerini tribünlere yansıtmalarını kast etmiştik yoksa kimse tırnaklarını karşı tarafa geçiren taraftarlara ihtiyaç duymuyordu.


TURKCELL SÜPER LİGİN SEN SEKSİLERİ




Bugün Sabah gazetesinin sayfasını açtığımda bir anketle karşılaştım. Pazar ekindeki bu ankette zamanında futbolla ilgili yazı da yazmış olan birkaç bayan yazarın seksi bulduğu futbolcuları sıraladığını gördüm. Bayanların futboldan anladıkları ile biz erkeklerin voleyboldan anladığı bir sanırım:D

Harry Kewell 4 oy
Matteo Ferrari 3 oy
Hakan Balta 3 oy
İbrahim Toraman 2 oy
Emre Aşık 2 oy
Ufuk Ceylan 2 oy
Bobo 2 oy
Matias Delgado 2 oy
Diego Lugano 2 oy
Andre Dos Santos 2 oy
Milan Baros 2 oy
Rijkaard 3 oy (teknik direktör)

GÜLENGÜL ALTINSAY (Futbol yazarı / Taraf)
Teknik direktör: Mustafa Denizli (BJK)
Kaleci: Hakan Arıkan (BJK)
Arka dörtlü: İbrahim Toraman (BJK), Emre Aşık (GS), Selçuk Bice (Çanakkale Dardanelspor), Hakan Balta (GS)
Orta dörtlü: Filip Holosko (BJK), Samet Gül (Çanakkale Dardanelspor), Uğur Boral (FB)
İleri
ikili: Shabani Nonda (GS), İbrahim Akın (İBB)
Gelmiş geçmiş en yakışıklı: İlhan Mansız

SİNE BÜYÜKA (Futbol muhabiri / NTV Spor)
Teknik direktör: Thomas Doll (Gençlerbirliği)
Kaleci: Ufuk Ceylan (GS)
Savunma: Sağ bekte Gökhan Gönül (FB), sol bekte Hakan Balta (GS)
Orta saha: Harry Kewell (GS)
Forvet: Bobo (Deivson Rogério da Silva) (BJK), Semih Aydilek (Kayserispor)

BANU YELKOVAN (Futbol yorumcusu / CNN Türk)
Teknik direktör: Mustafa Denizli (BJK), Frank Rijkaard (GS), Milli takımı da ekleyebilirsek Metin Tekin
Kaleci: Ufuk Ceylan (GS), Sezer Öztürk (Manisaspor)
Savunma: Hakan Balta (GS), Roberto Carlos (FB), Emre Aşık (GS)
Orta saha: Harry Kewell (GS), Matias Delgado (BJK), Burak Yılmaz (Eskişehirspor), Deniz Barış (FB), sempatik kategorisinden Emre Belözoğlu (FB).
Forvet: Milan Baros (GS)

DUYGU GÖKCAN (Futbol muhabiri / SABAH)
Teknik direktör: Mustafa Denizli (BJK)
Kaleci: Michael Petkoviç (Sivasspor)
Defans: Diego Lugano (FB), Matteo Ferrari (BJK)
Orta saha: Volkan Şen (Bursaspor), Andre Santos (FB)
Forvet: Bobo (Deivson Rogério da Silva) (BJK), Milan Baros (GS)

FERYAL PERE (Futbol yazarı/ Radikal)
Teknik direktör: Frank Rijkaard (GS)
Kaleci: Volkan Demirel (FB)
Savunma: Diego Lugano (FB), Önder Turacı (FB), Matteo Ferrari (BJK), İbrahim Toraman (BJK)
Orta saha: Matias Delgado (BJK), Andre Santos (FB), Harry Kewell (GS)
Forvet: Sercan Yıldırım (Bursaspor), Erhan Küçük (Kasımpaşaspor)

EBRU KILIÇOĞLU (Futbol yazarı / SABAH)
Teknik direktör: Frank Rijkaard (GS)
Kaleci: Dimitar Ivankov (Bursaspor)
Orta saha: Harry Kewell (GS)
Savunma: Matteo Ferrari (BJK)
Forvet: Yok


1'İ GİTTİ, KALDI 3


Derede boğulmadık, şimdi orta halli bir nehirden geçme zamanı. Aslına bakarsanız Bosna maçından ziyade Belçika'daki maç beni daha çok korkutuyor. Çünkü ne olursa olsun zamanında ekol olmuş bir takım Belçika. Bosna Hersek, şimdilerde yükselişte ancak yine de Türkiye ile boy ölçüşecek bir takım değil bana göre. Edin Dzeko'ya önlem aldığımız ölçüde Bosna'dan alnımızın akıyla çıkacağımıza inanıyorum.

Dünkü maça gelince, kimse maçın farklı bir sonuçla biteceğini düşünmüyordu, yedinci dakikada yenen gol sonrasında bile maçın Türkiye lehine biteceğine inanılıyordu. Keza öyle de oldu. İkinci yarıda Semih Saygıner'in bilardo hamlelerine benzer bir gol yedik. Tabii o golün birkaç dakika ertesinde Arda'nın golü gelmeseydi, telaş başlayabilirdi. Buna rağmen maçı kazanacağımızı düşünüyordum. Evet dediğim gibi 4 maçlık süreçte ilk engeli sağ salim aştık, şimdi gelsin bre! Boşnak böreği:D

5 Eylül 2009 Cumartesi

SON 400'E GİRİLDİ!


Bu gece önemli bir maça çıkacak milli takım. Gerçi cumartesi-çarşamba maçlarında hatırladığım kadarıyla ilk maçlarda galip geliyor ardından rehavet çöküyor hafta içi kaybediyorduk genelde. Estonya da kolay bir takım değil bana kalırsa. Estonya futbolunun nerelerde olduğu Galatasaray'ın özellikle Tallin deplasmanındaki maçta görüldü. Dolayısıyla Estonya uzunca bir müddet direnebilir. Öyle bilindik bir futbolcuları yok; ancak şunu da unutmayalım zamanının Estonya'sı değil miydik biz de? Neden başlarında bizi Euro 96'ya götüren bir Fatih Terim olmasın bu takımın. Tedbir ve ciddiyet şart!

İlk engeli aştıktan sonra Bosna'daki maça konsantre olma zamanı gelecek. Ancak öncelikle bu küçük suda boğulmamalı!

EMEĞİN TEMSİLCİLERİ BULUŞTU.



Ve beklenen maç dün akşam oynandı. Adana'nın sıcağında statü olarak ortak kurucuları bulunan iki takım dostluk mücadelesinde karşı karşıya geldiler. Bu iki kulübün Endüstriyel Futbola onurlu bir biçim de hayır deyişlerini seyredemedik ancak izleyenler müthiş bir karnavalın gerçekleştiğini söylediler. Adına yakışır bir şekilde 0-0 sona erdi maç. Bu güzel dostluk sanıyorum ki bundan sonra da sürecek. Keşke Adana Demirspor'umuz daha ön planda olan Süper Lig takımlarımızdan biri olsaydı. Böyle olmamasına rağmen Serie A takımlarından birinin taraftarlarınca takip edilebilmesi önemli bence. Biliyoruz ki bu dostluk buluşmasında iki takım taraftarının birbirlerini sanal ortamda bulmaları etkili olmuştu. Şimdi sıra iade-i ziyarette bu ziyaretin ikinci yarıda ya da Livorno'nun sonraki sezonunun açılışında olabileceği konuşuluyor.

4 Eylül 2009 Cuma

FENER'İN REKORU BU YIL KIRILABİLİR Mİ?

AVRUPA’NIN 100’LER KULÜBÜ
SEZON TAKIM MAÇ GOL ORT.
1962/63 Tottenham
42 111 2.64
1950/51 Milan
38 107 2.81
1988/89 R.Madrid
38 107 2.81
2008/09 Barcelona
38 105 2.76
1988/89 Fenerbahçe 36
103 2.86
1996/97 Barcelona
42 102 2.42


Galatasaray, Fenerbahçe'nin 1988/1989 yılındaki rekorunu kırabilir. Neden derseniz o yıllardaki Fenerbahçe takımından daha iyi bir hücum hattına sahip Aslanlar. Öyle ki ilk 13 maçta Galatasaray'ın gol ortalaması 3.25 Bu istatistiği devam ettirebilirlerse kırılması çok güç bir rekorun da sahibi olabilirler.

Peki Avrupa'da durum ne? Tabii ki kalbur üstü liglerde mücadele eden takımların 80 golü geçmeleri dahi büyük başarı. Buna rağmen Real,Barça, Milan 100 golün üzerine çıkabilmiş takımlar. Bu takımlara 62-63 sezonunda Premier Ligde 100 golü geçen Tottenham'ı da eklemek gerekiyor. Onların ki de saygı duyulacak bir başarı olmuş.

BÜLENT KORKMAZ: KADIKÖY'DE FİNAL İMKANSIZDI.


Büyük kaptanın teknik direktörlükte bir şeyler yapabileceğine inanmayanlardanım. Bunun sebebi de teknik direktörlüğün sadece bir teknik verme işi değil aynı zamanda yönetme sanatı olduna inanmamdır. Güzel ve etkili konuşamayan insanların büyük bir teknik direktör olması neredeyse imkansız. Bülent Korkmaz Türk futbolunda maç sonraları iyi demeçler veremeyen futbolcularındandı. Hitabet gücünün eksik olduğu belliydi. Bu durum altındaki insanları yönetememesine neden oluyor bana göre. Galatasaray'da da aynı sorunla karşılaştı. Dikkat edin büyük teknik adamlara mükemmel bir hitabet gücüne sahipler. Harika demeçler veriyorlar. Ne yazık ki Bülent bu eksiğini gideremedi.

Bugün bir demeç vermiş. Kadıköy imkansızdı diye. İmkansızdı tabii. Kaptan takım içerisinde büyük bir çoğunluğa hitab edemedi. Maçlarda motive olamayan futbolcularda büyük düşüşler yaşandı. Yıldızları da yönetemeyen Korkmaz için başarısızlık kısa bir dönem de olsa kaçınılmazdı

3 Eylül 2009 Perşembe

PFDK: EMRE'NİN CEZASI 3 MAÇ...


Geçen haftaki Manisaspor maçında sevgili kabadayımız Emre Belözoğlu yine sinirlerine hakim olamadı ve hakem beye postasını koydu. Ağzı bozuk futbolcular hiç çekilmiyor. Hele ki milli takım kariyeri olan futbolculara böyle hareketler hiç yakışmıyor. Geçenlerde de değinmiştim. Emre çirkeflik konusunda ne yazık ki Galatasaray'da kendisini geliştirdi. Sonrasında milli takımda bu dayılıklara devam etti. Bir sürü vukuatı var. Yok tribüne hareket çekmeler, yok gazeteciyle dalaşmalar Kayseri'deki Don Carlione hareketi. Şu boğazını keseceğim olayı. Cidden çok magandaca hareketler. Bu adam Fenerbahçe'ye gittikten sonra böyle düşündüğümü sanmayın lütfen! Hagi'ye futbol dünyamda bambaşka bir yer vermeme karşın ona olan hayranlığım çirkefçe hareketleri yüzünden yüzde yüz olmamıştır hiçbir zaman! Nedense Ergün Pembe, Aykut Kocaman, Ertuğrul Sağlam tarzı futbolcuları sevmişimdir hep. Emre Belözoğlu hiçbir zaman bu kategoriye giremeyeceğini Galatasaray'dan belli etmişti. Hele Newcastle'dayken bir maçta kaçırdığı golden sonra "fuck offff" diye küfür edişini görmem iyice gözümden düşürmüştü. Madem küfür ediyorsun bari Türkçe et,gösteriş yapma, diline saygı göster:D

İKİ SENE TRANSFER YOK


Karar henüz resmileşmedi ancak FİFA Chelsea'ye fena ayar verdi. Sen misin Lens kulübünden habersiz futbolcusuna el atan.-Lens'e de sempatim vardır Fransız liginde- Chelsea 2 yıl boyunca transfer yapamama tehlikesiyle karşı karşıya kaldı böylece. Henüz karar yürürlüğe girmedi, Chelsea bu karara itiraz edebilir. Bizde böyle bir durum olsaydı kim bilir neler yaşanırdı. Bir soru işareti de Chelsea nasıl oldu da kesenin ağzını açıp Lens'i susturamadı. Sonuçta aralarında anlaşarak bu olayı örtbas edebilirlerdi.

SUÇ LİNCOLN'ÜN MÜ?


Galatasaray'a geldiğinde sevinmeyenlerdendim. Shalke'de oynarken vaaay iyi topçuymuş dediğimi hatırlıyorum ancak sonrasında kulüple ilişkilerini araştırdığımda çakalın önde gideni olduğunu görmüştüm. Zaten çakallığı olmasaymış Dünya devlerinde oynayabilecek yeteneğe sahip bir futbolcuymuş. Futbolcunun çakalından sakınmak gerekiyor, çok yetenekli oluyorlar haliyle ancak devamlılıkları olmuyor. Takım içerisinde huzursuzluk yaratıyorlar.Lincoln geldiğinde ilah gibi karşılandı. Adam sonrasında sandı ki burası Katar! Yatacak alacak parasını. Ama suç kendisinde değil tabii. Bir futbolcu kendisinde bu hareketleri yapacak cüreti bulabiliyorsa bu yöneticilerinin hatasıdır. Biz taraftarların hatasıdır. Kaç maçın ertesinde ya da maç oynanırken Lincollnn Lincollnn!! diye bağırmalarına anlam verememiştim taraftarın. Oysa ki o maçların kahramanları başka başkaydı.

Eee şimdi başka bir kulübe gitmek istiyormuş haliyle. E.Frankfurt talipmiş beyimize. 1 milyon 250 bin avro vermişler yıllık. Demiş ki yoook, 2 milyon 500 istiyorum, Ey Galatasaray yönetimi kalan kısmı cebinizden karşılayın. Bizimkiler nanik yapmışlar ama bir sürü dert olacak tabii şimdi. Yok FİFA yok CAS derken transfer taksitlerindeki meşhur imajımıza güzellikler eklenecek. Suç Lincoln'ün mü, Ribery'nin mi, Emre Belözğlu'nun mu sizce? İnsanlara hak ettikleri değeri biçmeli, bu futbol kulüpleri için de geçerlidir!

2 Eylül 2009 Çarşamba

KİM KİMİ MAHKEMEYE VERSİN?


Bugün yorgun yorgun geldim işten bir de ne göreyim. Habertürk'te bir haber. Haberde bir Trabzonsporlu taraftarın kulübü mahkemeye verdiği yazıyor. Amcamız da telefonla bağlanmış yayına. Spiker soruyor:Neden kulübü mahkemeye verdiniz? Amca yanıtlıyor: Bizim hayatımız Trabzonspor. İşe gidemez olduk,psikolojimizi bozdular bu başarısızlıklarla... Sonra düşündüm yahu kim kimi vermeli acaba mahkemeye. Sen iç saha maçlarında takımı büyük bir baskı altına al. Sen sahaya atla Sivas maçında takımı bir sene yak! Sen 61.dakikayı kutla dur her maç. Takıma rehavet getir. Daha ikinci haftadan takımını yuhala! Amcanınkini bilmiyorum ancak saydıklarım hakkında kulüp dava açsa kesin kazanır.

1 Eylül 2009 Salı

Taraftar Grupları ve Besteler-1



Kim ne derse desin Beşiktaş taraftar grubu beste konusunda iyi çalışıyor. Meşhur ....mı Ye Fener, başka bir deyişle Fener'e Opera adlı eserleri tüm dünyaya yayılmıştı. Bu da ramazan ayına özel bir slogan olmuş:D

P.S. Gerçi Beşiktaş taraftarlarının tezahüratta söylediği gibi ramazan ayını mübarek edemedi ama:D

3.MAÇINDA KOVULDU


Erhan Altın dahiyane işler yapan Denizlispor yönetimi tarafından kovuldu. CM'de bile böyle bir kovuluş göremezsiniz. Kaldı ki Fenerbahçe, Galatasaray ve evinde Kayserispor'la oynamışsınız. Yönetim ne bekliyordu acaba. Takımda Messi vardı da Erhan hoca mı değerlendiremedi. Bıraksınlar bu işleri yahu. Denizlispor'a olan sempatim şu günden itibaren bitmiştir. Daha da desteklemem onları!

BU TAKIMDAKİLERİ BİR YERDEN TANIYOR MUSUNUZ?


Öyle her takıma kısmet olmuyor birçok oyuncusunu kendisi alt ligdeyken Süper Lig'de yıldız yapmak. Dardanel'in kendi altlarda ama oyuncuları sürekli Süper Lig'in önemli takımlarında. İşte efsane kadrodan bazı isimler

Ayakta en solda: Okan Koç.......Beşiktaş
Ayakta soldan 3. : Gökhan Zan.......Beşiktaş,Galatasaray
Ayakta en sağda: Fevzi Elmas.....Galatasaray
Oturanlar sağdan ikinci: İlkem Özaymak........Ankaragücü
Oturanlar en sağda :Mehmet Çoğum......G.Antepspor, Denizlispor



GÖKHAN ZAN VE GÖNÜL ARTIK VERİRSİNİZ PS 3'ÜMÜ



Ntvspor'un düzenlediği fantezi futbol oyunu gerçekten çok eğlenceli bir oyun. Hala kadro oluşturmamış arkadaşlar varsa http://fantezifutbol.ntvspor.net adresinden bir takım oluşturabilirler.

Gelelim başlığa bu hafta fantezi 11'imde Gökhan Zan ve Gökhan Gönül'ü kadroya almıştım eminim ki birçok arkadaş da kardolarında bu iki futbolcuyu kullanmışlardır. Cuma günü haberlere kaçırma gafletinde bulununca camdan adamın sakatlandığını öğrenemedim tabii. Gitti puanlar:D Gökhan Zan neyse de Gökhan Gönül nasıl oldu da sakatlandı! Neyse yaktınız beni çocuklar alırsınız artık Ntvspor'un 1.ye hediyesini yani PS3'ü:D

Bu arada 111. sıradayım\220 puanım var:D 100037 takım arasında:D

31 Ağustos 2009 Pazartesi

ANKARASPOR AŞ 0-2 GALATASARAY AŞ



Bu geceki maçın ilk yarısında Senecky'nin, Elano'nun ve Mustafa Sarp'ın vurduğu topları adeta parmaklarının ucuyla çıkarması akıllarda kaldı. Zaten onun dışında pek bir keyif alamadık ilk yarıdan. Geri dörtlüden başlayalım. Gökhan Zan'ın kılı döndüğünden! bugün savunmada Emre Aşık oynuyordu. Zaman zaman ofsayt için çıkamasa da idare etti. Sabri bildiğiniz gibi. Maçı izleyenlerin birçok kez sövgülerini kabul etti. Aldığı her topu geri oynadı. Hakan Balta, Galatasaray'a geldi geleli en kötü maçını oynadı diyebilirim. Oldukça güçsüzdü. Önde Mehmet Topal ve Mustafa Sarp hiçbir Ankaraspor akınında topa ayağını uzatamadı.
Arda ve Elano sol tarafı paylaştılar. On dakikada bir yer değiştirdiler. Sağ açıkta Keita trene bağladı yine. Keita transferi gerçekleştiğinde Galatasaray için pek de hayırlı olmadığına inanıyordum bu adamcağızın. Haklı olduğuma inanıyorum. Çok hızlı hareket ediyor ancak oldukça bencil,trene bağlıyor kanatta başını kaldırmıyor. Henry olsa gam yemeyeceğim. İleriki haftalarda daha net göreceğiz.

Baros bu sezon eski havasından uzak. Güçsüz duruyor.Arzu ediyor ancak beyni ayaklarına hükmedemiyor. Birçok topu ezdi ayağında ve ikinci yarında yerini Nondaya bıraktı. Nonda, Kewel ve Aydın ikinci yarıda Galatasaray'ın ileri ucu oldular. Kewel dünya yıldızı olduğunu tekrar gösterdi. Müthiş bir zamanlama ve kornerden gelen topa şık bir kafa dokunuşu. Sonrasında Aydın'ın harika asisti ve Nonda'nın topu ceza sahasında sürerek kalenin köşesine bırakışı. Galatasaray bu maçta SOS verdi. Ankaraspor bu mücadeleyi
devam ettirirse birçok takımı bu sahada yenebilir. Son sözüm de Ankaragücü'nün yeni başkanı Jr. Gökçek'e. Ne artistmiş bu adam yahu, bir tartışmaya maydonoz oldu,dayılandı falan. Koca kulüp kimlere kalmış...

CANER ERKİN ASLAN OLDU!


Onu taaa Tarzan'kenden beri takip ediyoruz. Manisaspor'un 2.ligde olduğu dönemlerden. Kendisi bizim futbolcuların Rusya furyasına katılmıştı. Ruslar gerçekten büyük paralar veriyordu bir dönem futbolcularına. Şu aralar onlar da piyasaya göre davranıyorlarmış. Neyse Galatasaray'ın sol kanat eksiği vardı ve bu transfer olumlu olarak değerlendirildi ancak Caner size göre de daha çok ofansif yönü kuvvetli olan bir kanat oyuncusu değil mi? Galatasaray'ın Arda'sı Kewel'ı var zaten kanatlarında,geriye atılacak toplarda dönmeyecek bir Caner'i ne yapsın Cim Bom. Öte yandan Zico ile arasının bozuk olması da başka bir mevzu. Zico görünüm itibariyle öyle kola kolay bir futbolcu ile sorun yaşayacak bir tipe benzemiyordu. Caner'i istemeyişinin ardında ne gizliydi acaba. Bunlar önemli sorular. Bana kalırsa Galatasaray'ın sol kanattan ziyade yıllardır sağ bek problemi var. Oraya bir çözüm aranmalıydı.

30 Ağustos 2009 Pazar

FENERBAHÇE VE GALATASARAY'IN SINAV DENEMELERİNDE KULLANILMASI


Futbolumuzdaki fanatizm o denli büyük ki, takımlarımızın başarısızlıkları ile ilgili espriler, ülkemizde çeşitli seviyelerde uygulanan sınavların denemelerinde dahi kullanılabiliyor. İlki Galatasaray hakkında. Psikolojide, Davranış bilimleri ile ilgili bir olan "Öğrenilmiş Çaresizlik" olgusu Galatasaray'ın yıllardır Kadıköy'de ezeli rakibini yenememesine itafen soruya katılmış.
Diğeri bir matematik sorusu ve Fenerbahçe'nin Türkiye kupasını 1983'ten bu yana alamayışı ile dalga geçiyor.


BİZ KİMİZ ?


Fatih Hoca, motive olayını biraz abartmış galiba. Galatasaray'ın başındaykenki maçlarda soyunma odasındaki hallerini "Eski Açık Sarı Desene" ve "Uefa Kupası Destanı" kısa filmlerinde görmüştük. Fatih Hoca'nın Uefa maçı öncesinde soyunma odasındaki konuşmasından ne kadar etkileyici bir lider olduğunu anlamıştık aslında. Turkcell'in son reklamında da sesi ve karizmatik görüntüsüyle ekranlara geliyor Terim. Belli ki Estonya ve Bosna maçlarını duyurmayı amaçlayan bir reklam olmuş. Fatih Hoca öyle şairane konuşuyor ki "Terim Açılımı" diyerek Estonya kapılarına dayanası geliyor insanın. Veriyor gazı anlayacağınız. Buna benzer bir reklamı Avrupa Şampiyonası öncesinde hatırlıyorum. Hadi çocuklar falan filan diyordu, karizmatik bir adam sesi. Bu sefer mikrofonu Terim almış, öyle olmaz böyle olur dercesine. Bakarsınız yakında İmparator filmlerde seslendirmen de olur...


Nette İvedikle düet yaptırmışlar Terim'i hoş olmuş:D