Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Beşiktaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ağustos 2011 Çarşamba

FUTBOLA ACIKMAK

minyatürkalemaç'a yazmayı bırakamıyorum. ee ne de olsa ilk göz ağrısı. 2009'da çıktığım bu yolculuk 2 yıldır sürüyor. 2011'de nedense pek yazamadım. sanırım hevesim kırıldı biraz. futbol bloglarında bir hegamonya var. bir grup blogun dışında diğer blogların sivrilmesi, kendinden söz ettirmesi pek kolay iş değil. buna rağmen suya yazı yazmaya devam edeceğim.

şike meselesiyle canımızın bir hayli sıkkın olduğu şu günlerde futbola acıktığımı söylemeliyim. kirinden pasından kurtulmuş bir ligde yeniden futbol heyecanını yaşamayı arzu ediyorum.

illegal yollara başvurarak maç kazandığı ispatlanıp bank asya 1. lige düşerse fener üzüleceğim. evet, bana kalırsa gözlerini kin bürümemiş bütün futbol taraftarları böyle düşünmeli. ilk günlerde şöyle olsun böyle olsun diye ahkam kestiğimi hatırlıyorum ancak bir gerçek yeni yeni dank ediyor. bir galatasaraylı ya da fenerbahçeli için süper ligin yüzde ellisi kendi aralarında yapacakları maçlardır. geriye kalan yüzde ellisi ise şampiyonluk yarışındaki zorunlulukları. bu anlamda galatasaray'ın olmadığı bir lig fenerbahçe'nin yüzde ellisiyle fener'in olmadığı ise galatasaray'ın yüzde ellisiyle oynayacağı, keyiflerin de yarı yarıya olacağı anlamına geliyor. şike ispatlandığında ne yazık ki söylediklerim gerçekleşecek ama gerçekten fenerbahçe'nin olmadığı bir ligin eğlenceli olabileceğini düşünmüyorum.

liglere verilen ara, bilgisayarımın yeni versiyon oyunları kasıyor olması, tatil fırsatı beni CM'ye hem de datası orijinal 2001-2002 versiyonuna götürdü. bu oyun fanatikleri için hiçbir zaman heyecanını yitirmeyecek cinsten biliyorsunuz. eski futbolcuları görünce maziye döndüğüm oyunda biraz şanslıyım tabii. mesela 22 yaşındaki forlan'ın büyük yetenek olduğunun farkındayım. kaka deseniz henüz 19 yaşında ve büyük potansiyele sahip. kalström, mutu bunların büyük futbolcu olacaklarını bildiğimden biraz avantajlıyım tabii. dikkatimi rooney çekiyor. bu adam 2002'de hiçbir işe yaramaz bir futbolcu olarak gösteriliyor everton'da. onu nasıl es geçmişler anlam veremedim. keza saviola'nın gerektiğinden fazla iyi olduğunu söyleyebilirim. drogba deseniz o da rooney gibi. pek bir şey beklenmiyormuş bu büyük yıldızlardan belli ki.

bir yazı daha biterken minyatürkalemaç'a daha çok yazmayı umuyorum. kalın sağlıcakla...


20 Kasım 2010 Cumartesi

SCHUSTER ÜLKEYİ QATAR SANIRSA


konyaspor maçını izledim bugün. çok da keyif aldım bir futbolsever olarak. zaten sezon başından bu yana hangi beşiktaş maçını izlediysem keyif aldım. sanıyorum ki tribünler de eğleniyor, bağıra çağıra bitiriyorlar her maçı.

sayısız pozisyona giren beşiktaş takımı bunları değerlendiremediği için uzun süredir skor anlamında tatmin edemiyor taraftarını. ilk günden bu yana oyun felsefesini desteklediğim schuster bugün telaşlandığını belli etti sanırım: ülkede oynanan futbol 60'lı yılların futbolu...

eyvallah schuster, dediğine aynen katılıyorum bir inönü'deki maça bir de almeria deplasmanında barcelona maçına bakıyorum da bizim maçların slowmotion oynandığını kabul ediyorum. birazdan puşkaş çıkacak sağdan çakacak gibi hissediyorum eyvallah.

ancak bu açıklama sence de biraz geç ve kabahat kapama telaşı içindeki bir adama aitmiş gibi durmuyor mu? madem öyle bir futbol oynandığının farkına vardın. 2000'lerin futbolunu adam gibi oynatsaydın da her maçta farka koşsaydın derler adama.

schuster sanıyorum ki ülkeyi ciddi ciddi qatar sanmış. tamam futbol felsefesi, yabancıya bakış gibi hususlarda qatar'dan arta kalan bir yanımız yok ancak konyaspor'a dahi çizgi defansı orta sahaya çekerek günümüzde fark atamazsınız. adamlar armut toplamıyor. dönen topları biraz becerikli oldukları dakikalara den geldiğinde doksana yazıyorlar. bugün, manisa maçında, istabul belediye maçında çok net gördük bu durumu.

schuster, arkadaşım böyle oynayacağız ya herru ya merru dese eyvallah hoca der söylediklerini desteklerdim ancak futbolcularının eksikliklerini ülke futboluna sallayarak kapamaya çalışmak pek etik gelmedi bana.

schuster'in de sonunu rijkaard gibi görmeye başladım. keza rijkaard da buranın beklediği gibi olmadığını gördüğünde oyuncularına sallamıştı. sanırım sonları da benzeyecek bu iki teknik adamın. haftaya sami yen'e geliyor beşiktaş. Q7'den de son 4 maçta yararlanamayacaklar. liderden şimdilik 8 potansiyel 11 puan gerideler. yaralı aslan toparlanma sürecine girer sami yen'de bir yenilgi daha alırlarsa schuster'e almanca güle güle derlermiş gibi geliyor. hayırlısı göreceğiz.

24 Nisan 2010 Cumartesi

GALATASARAY YENİLİRSE KİMSE LAF EDEMEZ!


bu gece galatasaray'ın maçı vereceği haberleri aldı başını gidiyor. yılların futbol şehri bursa ile ülkenin en antipatik, sevilmeyen takımı fenerbahçe yarış içinde olunca yarışın dışında kalanların ibresi ister istemez hak edenden yana oluyor. bütün bunlar gs-bursa ve bursa-bjk maçlarında gs ve bjkli oyuncuların eyyamla bursayı şampiyon yapacakları anlamına gelmiyor.

başlık neden galatasaray yenilirse kimse laf edemezdir?:

bursaspor fenerbahçe'yi de beşiktaş'ı da kendi sahalarında yenmiştir. dolayısıyla kendi göbeğini kendi kesememiş bir takımın kalkıp da başka bir takımı şikeyle suçlaması saçmadır. bursaspor'da galatasaray'ı sami yen'de yenebilme gücü vardır.

ne kadar istemesem de bu gece inanıyorum ki galatasaraylı futbolcular çıkacak ve çatır çatır futbollarını oynayacaklar ve bursa'yı yenecekler tabii. böylece bütün yıl ağlayan,sızlayan, dilenen, çamur atan bir kulübü şampiyon yapacaklar!

5 Şubat 2010 Cuma

15.DAKİKA


Bugünkü G.Birliği maçında Beşiktaş taraftarının maçın 15. dakikasında stadyumu terk edeceği yönünde söylentiler var. Merakla bekliyorum maçın 15. dakikasını. Eğer gerçekten böyle bir tepki verirse Beşiktaş taraftarı gözümdeki değerleri büyüyecek ve Beşiktaş-Galatasaray maçlarının hiçbir sonucu beni artık üzmeyecek!

16 Ocak 2010 Cumartesi

"YAZIK OLDU SÜLEYMAN EFENDİ'YE"


Geçen sezon için düşündüklerimiz doğru mu çıkıyor ne. Galatasaray ve Fenerbahçe'nin inanılmaz kötü olduğu bir sezonda Beşiktaş'ın şampiyonluğunu büyük başarı sayanlar sanırım yavaş yavaş o güzel rüyadan uyanmaya başlıyor. Gerçi yine de taraftarın tepkisini Kasımpaşa maçı için fazla bulmuştum. Sebebi: her kötü maç sonrası verilen aşırı tepkiydi. Ben sürekli bir tepki halinden de hoşnut olmuyorum sanırım.

Beşiktaş, Türkiye Kupası'ndan elendi. Şimdi tek bir kulvar kaldı geriye şampiyonluk. Oynadıkları futbol bu düzeyde kalırsa sanırım 5. ya da 6.lık başarı olarak değerlendirilecek sezon sonunda. Ancak kurt teknik direktör Mustafa Denizli eminim birkaç kozunu lige saklıyordur. Gerçi ikinci sezonlarında genelde başarısız olduğunu ortaya koyarsak Denizli makus talihini yine yenemeyecek gibi.

18 Aralık 2009 Cuma

''KIRMIZI BEYAZ'' ''SİYAH BEYAZ''


YIL 1912 İSTANBUL BİR ZAMANLAR YÖNETTİĞİ TEBAANIN İŞGAL TEHDİTİ ALTINDA.BULGARLAR YEŞİLKÖYE KADAR İNMİŞ VE SONUÇ:ATA YURDU BALKANLARIN KAYBI...BUNU KENDİNE YEDİREMEYEN BEŞİKTAŞ JİMNASTİK KULÜBÜ ÜYESİ GENÇLER BİR KARAR ALARAK KULÜBÜN KIRMIZI BEYAZ OLAN RENKLERİNİ BALKANLAR YENİDEN ALINANA DEK SİYAH BEYAZ OLARAK DEĞİŞTİRİYORLAR.İŞLER OSMANLI İÇİN İYİ GİTMİYOR VE 1. DÜNYA SAVAŞI, İŞGAL YILLARI...İSTANBULDA FUTBOL TURNUVASI VAR.İTİLAF DEVLETLERİ TAKIMLARI ,RUM ,ERMENİ KULÜPLERİ VE TÜRKLERİ TEMSİLEN GALATASARAYLA BEŞİKTAŞ...FAVORİ BİR RUM TAKIMI.BUNU ONUR SORUNU HALİNE GETİREN TÜRK TAKIMLARI KENDİ ARALARINDA ANLAŞIYOR. BEŞİKTAŞ GALATASARAYA KALECİSİ VE EN İYİ OYUNCUSUNU VERİYOR.TURNUVA SONUCU:GALATASARAY BİRİNCİ BEŞİKTAŞ İKİNCİ RUM TAKIMI ÜÇÜNCÜ...ŞEREFLİ İKİNCİLİKLERİN TAKIMI,RESMİ OLARAK AY YILDIZ TAŞIMA HAKKI OLAN TEK TAKIM!İŞTE BU KULÜP; TARİHİ ERDEMLERLE DOLU OLAN, TARAFTARI SOSYAL BİLİNCİYLE ÖNE ÇIKAN BU KULÜP ŞİMDİ PARANIN KUŞATMASI ALTINDA. BORÇLANDIRILIYOR; KONGRESİNİ, TARAFTARINI MAFYA TEHDİT EDİYOR. ŞİKE RAPORLARINDA BEŞİKTAŞLILIĞI ŞÜPHELİ KİŞİLERİN İSMİ GEÇİYOR. ŞİMDİ KİRALAMAYI DÜŞÜNDÜĞÜ OYUNCUYA 8 MİLYON DOLAR VERİLİYOR VE BİZ BEŞİKTAŞLILAR HALA DURUYORUZ, NE İÇİN?KULÜP BORÇ BATAĞINDA BATIRILSIN ,KURULU İKİ BÜYÜK DÜZENİNİN BİR PARÇASI DA BEŞİKTAŞ OLSUN DİYE Mİ! BEN BURADAN HAYKIRIYORUM HAYIR!:BAŞARI ONLARIN, PARA ONLARIN BEŞİKTAŞLI OLMANIN ŞEREFİYSE ONURLU BEŞİKTAŞ TARAFTARININ OLSUN!HALKIN TAKIMI YENİDEN HALKIN OLANA KADAR BEN DURMADAN KENDİ ŞARKIMI SÖYLEYECEĞİM:''YAĞMURLU BİR GÜNDE RASTLADIM SANA/ ÜSTÜNDE ÇUBUKLU FORMALAR FARDI/ O ANDA AŞIK OLDUM BEN /HAYATIN ANLAMI SİYAH BEYAZDI/ ÖLÜMLE YAŞAMI AYIRAN ÇİZGİ/ SİYAHLA BEYAZI AYIRAMAZ Kİ/ HER YOLUN SONUN DA ÖLÜM OLSA DA/ SEVENLERİ KİMSE AYIRAMAZ Kİ...''


Umut Selvi

26 Kasım 2009 Perşembe

ŞU ALEX'İN NEDİR BİZDEN ÇEKTİĞİ ?




İlk olarak 1993'te bindik tepelerine. Hatırlarsınız o manşeti Sabah'ta:" Bir baba hindi, İngilize bindi" diye. O yıl bugünün tarihini yazmaya başlamıştı bir takım:"Galatasaray"
Sonrasında Boliç'in ayağından çıkıp da rakibe çarparak kaleciyi avlayan o meşhur gol geldi. Bu kez kendi evinde yenilen şeytanlar için Avrupa kupalarındaki evinde yenilmezlik unvanı da gitmiş oldu.
Ve dün de Beşiktaş bozdu moralini Sir Alex'in. İşin ilginç yanı bu üç bozgunda da başta Sir Alex Ferguson vardı. Bütün galibiyetlerimiz bir yana bu maçların en önemli yanı bu değil mi?

22 Kasım 2009 Pazar

YÜRÜ BE GOCU TİRELİ!


Dünkü derbiden ne Ryan Giggs'in ruhu içine kaçmış Deli İbrahim'in asistleri ne de Fink'in muhteşem volesi aklımda kaldı. Dünkü derbinin en güzel yanı maçta hır gür çıkaran holiganların maçtan çıkarılmasıydı. Emniyet müdürü hemşehrim sayın Çapkın "Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak" diye bir açıklama yapmıştı. Sanırım bu sözünün eri adam yine sözünü tutacak. Avrupa'da uygulanan modeli ülkemize uyarladı bile. Bu uygulamanın çözüm olacağını yakında göreceğiz. Polis kameraları sürekli kayıttaydı. Sıkıysa sahaya bir yabancı madde atın dercesine. Taşkınlık yapanlar kameralara takıldılar ve fosforlu bipleri giymiş polis amcalarca stadyumdan emniyete geçirildiler. Umarım bu uygulama diğer taraftarlara da ders olmuştur. Geceyi emniyette geçirmek istemeyen onlarca potansiyel holiganımız kafalarında tasarladıklarından vazgeçmişlerdir. Bu uygulama kararlılıkla sürerse La Liga, Seria A, Premier Lig kalitesinde maçlar izleyebiliriz diye düşünüyorum. Böylece sahalardaki şiddet de bir son bulmuş olur.

7 Kasım 2009 Cumartesi

"AHMET DURSUN, SEBA GİTSİN"


Yıllar evvel Beşiktaş tribünlerinden yükselen bir slogandır bu. Efsane başkan Süleyman Seba'nın görevi bırakma arefesinde Beşiktaş taraftarının protestosunu renklendirdiği slogandır. Süleyman Seba Beşiktaş camiasının onursal başkanı bir düşünün. 20'ye yakın yıl başkanlık yapmış bir zaat böyle sloganlarla uğurlanmıştı.

Beşiktaş taraftarının duruşunu her zaman beğenmişimdir. Sesleri hepimizinkinden fazla çıkıyor. Farklı konulardaki ilginç tepkileri de takdire şayan! Ancak, bu kadar ateşli olunca taraftar grubu kendi camiasına da zarar verebiliyor.

Beşiktaş tarihinin takıma en yakışmayan başkanı seçilseydi sanırım "Yıldırım Demirören" açık ara birinci seçilirdi. Taraftar bir türlü içine sindiremedi Demirören'i. Ancak son günlerdeki tepkiler de kulübü ve geleneği yıpratıyor bana kalırsa. Beşiktaş taraftarının en kötü yanı bu sanırım. Hırçınlıkta ileri gidişleri.

Fenerbahçe'de Rüştü'nün yediği dayak dışında taraftarın aşırı protestosunu hatırlamıyorum son 20 yıldır. Galatasaray'da da keza öyle. Ki babamın söylediğine göre 14 yıl şampiyon olamadığımız dönemde de pek hırçınca davranmamış taraftar grubu.

Bakalım, bu protestoların sonu nereye varacak. Demirören'in taraftara küfür ederkenki görüntülerini gördüğümde üzüldüm. Üzerine çok gelinmiş bir insanın patlaması olarak yorumladım olanı. Sonrasında kendisine küfür edenleri tespit ettirip şikayetçi olduğunu duydum. Sanırım gerilim daha da artacak. Demirören'in koltuğu bırakmaya niyeti yok gibi. Bu kavga umalım ki çarçabuk bir son bulsun. Beşiktaş camiası da daha fazla yıpranmasın.

21 Eylül 2009 Pazartesi

TÜRK TARAFTARI


Bu yazıyı dünkü Fenerbahçe-İBB maçı sonrası yazıyorum. Böyle dedim diye Fenerbahçe taraftarını hedef aldığımı düşünmeyin. Bütün takımlarımızı ilgilendiren bir sorun bu. "Taraf"tarlık sorunu. Cidden takımlarımızı destekleyen seyirci kitlesi başarı "taraf"ındalar. Dolayısıyla taraftarlar. Dünyanın her yerinde başarısızlığa üzülüyordur izleyiciler ancak bizdeki kadar nankör olduklarına inanmıyorum. Öyle ki bırakın ayları yılları iki gün öncesi "büyüksün,delisin,süpersin" diye bağırdıkları adamlara ertesi gün galiz küfürler edebiliyoruz. Bu nasıl bir nankörlük şeklidir varın siz düşünün. Dünkü maçın sonunda da Fenerbahçe taraftarı 6'da 6 yapmış takımını ıslıklayarak soyunma odasına gönderdi. Ne kadar ilginç değil mi?

Bunların sebeplerinden biri futbol kültürü anlamında yetersiz oluşumuzsa bir diğeri de hem medyanın hem de kulüp yöneticilerinin her sezon öncesi taraftarın önüne koydukları saçma sapan hedeflerdir. "Şampiyonlar Liginde şampiyonluğu hedefliyoruz." "Bütün takımları yenebilecek güçteyiz." "3 yıl üst üste şampiyon olacağız."" Avrupa Ligi kesin de bütün kupaları alır mıyız?" Bu gerçek dışı hedefler birçok taraftarı çılgın boğaya çevirmeye yetiyor tabii. Dünkü maçta İBB'yi tek golle geçti Fenerbahçe. İBB ligimiz için kaliteli bir kadroya ve teknik ekibe sahip bir takım. Geçen yıl 3 büyüklere yaptıklarını hatırlıyorsunuz. Keza ,Sivasspor'dan şampiyonluğu almışlardı. Fenerbahçe ve diğer büyüklerimiz de hiç kendimizi kandırmayalım sadece bizim büyüklerimiz.Üç büyüklerimiz içersinde 1.torba takımı yok. Bugüne kadar da olmadı. Galatasaray 1.torbaya yaklaşmıştır ancak her daim orada kalacak bir ekip olamadı. Dolayısıyla bizim takımlarımızın seviyesi oynadıkları futbol,kulüp yönetimi ve gelirleri bakımından 2 ve 3. torbalardır. Ona göre hayaller kurarak gitmeli tribünlere. Ve her daim sahip çıkmalı takımlara...

19 Eylül 2009 Cumartesi

BİR DEVRİN SONU


Bu blogdan olsun diğer bloglarda yazılan yazılara yaptığım yorumlarda olsun hep korudum Mustafa Denizli'yi ancak sanırım gitme vakti gelmiş. Rıdvan Dilmen sezon başında şey demişti: Hocanın canı pek teknik direktörlü yapmak istemiyor gibi. Gerçekten de tatilden zoraki dönmüş gibiydi Mustafa Hoca. Art arda gelen puan kayıpları. Üç maçta 3 yenilgi sonun başlangıcı oldu. Son maçta oyuncuların sabotaj yaptıklarına inanıyorum. İçimizdeki İrlandalılar yani. Hocanın gitmesi için son oyunu da onlar oynadı bana kalırsa. Ama olsun 3 büyükleri şampiyon yapan tek hoca olarak tarihe geçmiştir hemşehrim:D Yolu açık olsun!!

15 Eylül 2009 Salı

PREMİER LEAUGE:1 SUPER LİG:0


Galatasaray olsun, Fenerbahçe olsun, Beşiktaş olsun 1. torba takımlarıyla oynarken nedense bir uyku haline geçiyor. Bunun sebebi kalite farkı olmalı. Bu gece aynı sendromu Beşiktaş yaşadı ManU karşısında. Golü atana kadar uyuttu hepimizi Man U. Her ne kadar sezon başında C.Ronaldo'yu ellerinden kaçırmışsalar da yerini hemen doldurmuşlar. Valencia gerçekten etkiliydi. 35lik Üzülmez'i maç boyunca üzdü.

Gol saçma sapandı. Genelde bu tip takımlarla oynarken saçma sapan goller yiyoruz. Kalede Hakan Arıkan, Rüştü'nün Galatasaray maçındaki görüntüsünü unutturdu. İyi iş çıkardı. Mustafa Denizli'nin Ekrem Dağ ısrarını anlayamadım. Bir ikinci Bülent Akın-Lucescu ilişkisine mi gidiyoruz nedir?:D

13 Eylül 2009 Pazar

MUSTAFA DENİZLİ VE DERBİ


Dünkü Galatasaray-Beşiktaş derbisinin ardından hemen çeşitli yorumları inceledim. Hem ulusal yorumcularımız hem de blog yazarları büyük ölçüde Mustafa Denizli'yi eleştirmişler. Ancak anlamadığım bir şey var. Maç boyunca Beşiktaş'ın yakaladığı yüzde yüzlük 5 pozisyon var. Diğerli de cabası. İstatistikler bu haldeyken Mustafa Denizli'nin bu kadar acımasızca eleştirilmesi ülkemize has olmalı. Yenilen her zaman haksızdır prensibi ile yaklaşıyoruz olaylara. Galatasaray'ın son golünün ardından gülümseyen Denizli'nin aklından eminim bunlar geçiyordu. "O kadar pozisyona gir değerlendireme, elin oğlu gelsin yoktan golleri atsın". Rüştü o inanılmaz hataları yapmasa, Serdar Özkan'ın topları kaleyi bulsa bugün çok farklı yazıyor olabilirdik.

Dünkü yazımda Galatasaray'ın rahat kazandığını yazmıştım ancak özetlerde Beşiktaş'ın kaçırdığı golleri görünce şans faktörünün Galatasaray'ın yanında olduğunu gördüm. Geçen haftaki çanlar Galatasaray için hala çalıyor. Kimse 3 gol neyine yetmiyor demesin. Beşiktaş'a gelince: Beşiktaş ilk haftalarda aldığı kötü sonuçları telafi edemezse bu sezon şampiyonluğu unutabilir. Bu yıl şanssız bir Beşiktaş ile karşı karşıyayız. Umalım bu şanssızlığı Man U. karşısında kırarlar ve ülkeyi en iyi şekilde temsil ederler.

12 Eylül 2009 Cumartesi

LOS GALAKTİKOS TURKA'DAN AYNI TARİFE


Başlıkta da belirttiğim gibi Türkiye'nin bu yılki Galaktikos'u Galatasaray geçtiğimiz yılın şampiyonu Beşiktaş'a da her hafta diğer takımlara uyguladığı tarifeyi sundu. Galatasaray bu yıl Fenerbahçe'nin 103 gol rekorunu kırabilir diye boşuna yazmamıştık. Galatasaray'ın şu anki gol ortalaması 2.50'nin üzerinde.

Gelelim bugünkü maça. Doğruyu söylemek gerekirse Galatasaray'ın bu kadar rahat bir galibiyet alabileceğini düşünmüyordum. Hafta ortasında oynanan milli maçlarda yorulan takımın onlara göre daha diri olan Beşiktaş karşısında zorlanacağını düşünüyordum. Ancak Galatasaray beni şaşırttı ve yine farklı bir skor elde etti.

Beni şaşırtmayansa Arda'nın performansı oldu bu gece. Arda hafta içi inanılmaz efor sarfetmişti. Yorgunluğu gözlerinden okunuyordu. Rijkaard da onu ikinci yarıda oyundan aldı. Aşağı yukarı her yazımda belirttiğim gibi Galatasaray'ın rotasyona müsait takımı birçok maçı pek zorlanmadan kazanacak.

11 Eylül 2009 Cuma

SEZONUN İLK DERBİSİ


Yarın Mecidiyeköy'de sezonun ilk derbisini izleyeceğiz. Sel ve Bosna felaketinin gölgesinde geçeceğine inandığım bir derbi olacak. Hafta içi birçok futbolcusu milli takımlarda olan yorgun Galatasaray ile yeni transferi Tabata ile güç bulan diri Beşiktaş kozlarını paylaşacaklar. Galatasaray'da Bosna maçında Arda oldukça efor sarfetmişti;sanıyorum yarınki maçta sarfedilen bu eforun ceremesini çekecektir. Beşiktaş ise sezon başından bu yana sergilediği istikrarsız performansını düzeltme çabası içinde olacak futbolculara sahip. Beşiktaşlı futbolcuların tamam devam niteliğinde bir maça çıktıklarına inandıklarını düşünüyorum.

Tüm bu veriler ışığında derbinin favorisinin Beşiktaş olduğunu düşünmeyin. Gerçekten de derbilerin favorisi olmuyor. En iyi döneminde Galatasaray'ın Sami Yen'de Fenerbahçe'ye Jhonson'un golüyle yenildiğini unutmadık. Seyirci desteğini arkasına alacak olan Galatasaray ilk 4 haftadaki ofansif futbolunu bu derbide sergileyebilirse Beşiktaş için hezimet de olabilir. Tabii ilginç dönemlerde ilginç işler yapan bir Beşiktaş var Galatasaray'ın karşısında. Bütün bunların yanı sıra Galatasaray'ın gol ortalamasının 2.5'un üzerinde olduğunu düşününce yarınki derbinin bol gollü ve çok keyifli geçeceğini düşünüyorum.

6 Eylül 2009 Pazar

TURKCELL SÜPER LİGİN SEN SEKSİLERİ




Bugün Sabah gazetesinin sayfasını açtığımda bir anketle karşılaştım. Pazar ekindeki bu ankette zamanında futbolla ilgili yazı da yazmış olan birkaç bayan yazarın seksi bulduğu futbolcuları sıraladığını gördüm. Bayanların futboldan anladıkları ile biz erkeklerin voleyboldan anladığı bir sanırım:D

Harry Kewell 4 oy
Matteo Ferrari 3 oy
Hakan Balta 3 oy
İbrahim Toraman 2 oy
Emre Aşık 2 oy
Ufuk Ceylan 2 oy
Bobo 2 oy
Matias Delgado 2 oy
Diego Lugano 2 oy
Andre Dos Santos 2 oy
Milan Baros 2 oy
Rijkaard 3 oy (teknik direktör)

GÜLENGÜL ALTINSAY (Futbol yazarı / Taraf)
Teknik direktör: Mustafa Denizli (BJK)
Kaleci: Hakan Arıkan (BJK)
Arka dörtlü: İbrahim Toraman (BJK), Emre Aşık (GS), Selçuk Bice (Çanakkale Dardanelspor), Hakan Balta (GS)
Orta dörtlü: Filip Holosko (BJK), Samet Gül (Çanakkale Dardanelspor), Uğur Boral (FB)
İleri
ikili: Shabani Nonda (GS), İbrahim Akın (İBB)
Gelmiş geçmiş en yakışıklı: İlhan Mansız

SİNE BÜYÜKA (Futbol muhabiri / NTV Spor)
Teknik direktör: Thomas Doll (Gençlerbirliği)
Kaleci: Ufuk Ceylan (GS)
Savunma: Sağ bekte Gökhan Gönül (FB), sol bekte Hakan Balta (GS)
Orta saha: Harry Kewell (GS)
Forvet: Bobo (Deivson Rogério da Silva) (BJK), Semih Aydilek (Kayserispor)

BANU YELKOVAN (Futbol yorumcusu / CNN Türk)
Teknik direktör: Mustafa Denizli (BJK), Frank Rijkaard (GS), Milli takımı da ekleyebilirsek Metin Tekin
Kaleci: Ufuk Ceylan (GS), Sezer Öztürk (Manisaspor)
Savunma: Hakan Balta (GS), Roberto Carlos (FB), Emre Aşık (GS)
Orta saha: Harry Kewell (GS), Matias Delgado (BJK), Burak Yılmaz (Eskişehirspor), Deniz Barış (FB), sempatik kategorisinden Emre Belözoğlu (FB).
Forvet: Milan Baros (GS)

DUYGU GÖKCAN (Futbol muhabiri / SABAH)
Teknik direktör: Mustafa Denizli (BJK)
Kaleci: Michael Petkoviç (Sivasspor)
Defans: Diego Lugano (FB), Matteo Ferrari (BJK)
Orta saha: Volkan Şen (Bursaspor), Andre Santos (FB)
Forvet: Bobo (Deivson Rogério da Silva) (BJK), Milan Baros (GS)

FERYAL PERE (Futbol yazarı/ Radikal)
Teknik direktör: Frank Rijkaard (GS)
Kaleci: Volkan Demirel (FB)
Savunma: Diego Lugano (FB), Önder Turacı (FB), Matteo Ferrari (BJK), İbrahim Toraman (BJK)
Orta saha: Matias Delgado (BJK), Andre Santos (FB), Harry Kewell (GS)
Forvet: Sercan Yıldırım (Bursaspor), Erhan Küçük (Kasımpaşaspor)

EBRU KILIÇOĞLU (Futbol yazarı / SABAH)
Teknik direktör: Frank Rijkaard (GS)
Kaleci: Dimitar Ivankov (Bursaspor)
Orta saha: Harry Kewell (GS)
Savunma: Matteo Ferrari (BJK)
Forvet: Yok


1'İ GİTTİ, KALDI 3


Derede boğulmadık, şimdi orta halli bir nehirden geçme zamanı. Aslına bakarsanız Bosna maçından ziyade Belçika'daki maç beni daha çok korkutuyor. Çünkü ne olursa olsun zamanında ekol olmuş bir takım Belçika. Bosna Hersek, şimdilerde yükselişte ancak yine de Türkiye ile boy ölçüşecek bir takım değil bana göre. Edin Dzeko'ya önlem aldığımız ölçüde Bosna'dan alnımızın akıyla çıkacağımıza inanıyorum.

Dünkü maça gelince, kimse maçın farklı bir sonuçla biteceğini düşünmüyordu, yedinci dakikada yenen gol sonrasında bile maçın Türkiye lehine biteceğine inanılıyordu. Keza öyle de oldu. İkinci yarıda Semih Saygıner'in bilardo hamlelerine benzer bir gol yedik. Tabii o golün birkaç dakika ertesinde Arda'nın golü gelmeseydi, telaş başlayabilirdi. Buna rağmen maçı kazanacağımızı düşünüyordum. Evet dediğim gibi 4 maçlık süreçte ilk engeli sağ salim aştık, şimdi gelsin bre! Boşnak böreği:D

1 Eylül 2009 Salı

Taraftar Grupları ve Besteler-1



Kim ne derse desin Beşiktaş taraftar grubu beste konusunda iyi çalışıyor. Meşhur ....mı Ye Fener, başka bir deyişle Fener'e Opera adlı eserleri tüm dünyaya yayılmıştı. Bu da ramazan ayına özel bir slogan olmuş:D

P.S. Gerçi Beşiktaş taraftarlarının tezahüratta söylediği gibi ramazan ayını mübarek edemedi ama:D