Taraftar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Taraftar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Kasım 2009 Cumartesi

"AHMET DURSUN, SEBA GİTSİN"


Yıllar evvel Beşiktaş tribünlerinden yükselen bir slogandır bu. Efsane başkan Süleyman Seba'nın görevi bırakma arefesinde Beşiktaş taraftarının protestosunu renklendirdiği slogandır. Süleyman Seba Beşiktaş camiasının onursal başkanı bir düşünün. 20'ye yakın yıl başkanlık yapmış bir zaat böyle sloganlarla uğurlanmıştı.

Beşiktaş taraftarının duruşunu her zaman beğenmişimdir. Sesleri hepimizinkinden fazla çıkıyor. Farklı konulardaki ilginç tepkileri de takdire şayan! Ancak, bu kadar ateşli olunca taraftar grubu kendi camiasına da zarar verebiliyor.

Beşiktaş tarihinin takıma en yakışmayan başkanı seçilseydi sanırım "Yıldırım Demirören" açık ara birinci seçilirdi. Taraftar bir türlü içine sindiremedi Demirören'i. Ancak son günlerdeki tepkiler de kulübü ve geleneği yıpratıyor bana kalırsa. Beşiktaş taraftarının en kötü yanı bu sanırım. Hırçınlıkta ileri gidişleri.

Fenerbahçe'de Rüştü'nün yediği dayak dışında taraftarın aşırı protestosunu hatırlamıyorum son 20 yıldır. Galatasaray'da da keza öyle. Ki babamın söylediğine göre 14 yıl şampiyon olamadığımız dönemde de pek hırçınca davranmamış taraftar grubu.

Bakalım, bu protestoların sonu nereye varacak. Demirören'in taraftara küfür ederkenki görüntülerini gördüğümde üzüldüm. Üzerine çok gelinmiş bir insanın patlaması olarak yorumladım olanı. Sonrasında kendisine küfür edenleri tespit ettirip şikayetçi olduğunu duydum. Sanırım gerilim daha da artacak. Demirören'in koltuğu bırakmaya niyeti yok gibi. Bu kavga umalım ki çarçabuk bir son bulsun. Beşiktaş camiası da daha fazla yıpranmasın.

21 Eylül 2009 Pazartesi

TÜRK TARAFTARI


Bu yazıyı dünkü Fenerbahçe-İBB maçı sonrası yazıyorum. Böyle dedim diye Fenerbahçe taraftarını hedef aldığımı düşünmeyin. Bütün takımlarımızı ilgilendiren bir sorun bu. "Taraf"tarlık sorunu. Cidden takımlarımızı destekleyen seyirci kitlesi başarı "taraf"ındalar. Dolayısıyla taraftarlar. Dünyanın her yerinde başarısızlığa üzülüyordur izleyiciler ancak bizdeki kadar nankör olduklarına inanmıyorum. Öyle ki bırakın ayları yılları iki gün öncesi "büyüksün,delisin,süpersin" diye bağırdıkları adamlara ertesi gün galiz küfürler edebiliyoruz. Bu nasıl bir nankörlük şeklidir varın siz düşünün. Dünkü maçın sonunda da Fenerbahçe taraftarı 6'da 6 yapmış takımını ıslıklayarak soyunma odasına gönderdi. Ne kadar ilginç değil mi?

Bunların sebeplerinden biri futbol kültürü anlamında yetersiz oluşumuzsa bir diğeri de hem medyanın hem de kulüp yöneticilerinin her sezon öncesi taraftarın önüne koydukları saçma sapan hedeflerdir. "Şampiyonlar Liginde şampiyonluğu hedefliyoruz." "Bütün takımları yenebilecek güçteyiz." "3 yıl üst üste şampiyon olacağız."" Avrupa Ligi kesin de bütün kupaları alır mıyız?" Bu gerçek dışı hedefler birçok taraftarı çılgın boğaya çevirmeye yetiyor tabii. Dünkü maçta İBB'yi tek golle geçti Fenerbahçe. İBB ligimiz için kaliteli bir kadroya ve teknik ekibe sahip bir takım. Geçen yıl 3 büyüklere yaptıklarını hatırlıyorsunuz. Keza ,Sivasspor'dan şampiyonluğu almışlardı. Fenerbahçe ve diğer büyüklerimiz de hiç kendimizi kandırmayalım sadece bizim büyüklerimiz.Üç büyüklerimiz içersinde 1.torba takımı yok. Bugüne kadar da olmadı. Galatasaray 1.torbaya yaklaşmıştır ancak her daim orada kalacak bir ekip olamadı. Dolayısıyla bizim takımlarımızın seviyesi oynadıkları futbol,kulüp yönetimi ve gelirleri bakımından 2 ve 3. torbalardır. Ona göre hayaller kurarak gitmeli tribünlere. Ve her daim sahip çıkmalı takımlara...