30 Ağustos 2010 Pazartesi

KAFALAR BULAŞIK TELİ


kafam bulaşık teline döndü. jovanaviç diye bir çocuk iniyor uçaktan. aha herhalde geldi gençlere yatırım yapacağız belli ki diyoruz. arkasından çat açıklama ilgilenmiyoruz.

sonrasında ntvspor'dan açıklama. misimoviç galatasaray'da. ee siz değil miydiniz iki gün önce yok olmadı o iş, ibricic ve annan'a yöneldi galatasaray diye bas bas bağıranlar. ntvspor dedik bağrımıza bastık da fotomaç'ı geçtiniz. kime inanacağımızı şaştık

29 Ağustos 2010 Pazar

OKAN ALKAN: YENİ CAFU


gündüz feneri'nin tavsiyesi ile bugün özel olarak izledim bu genç yeteneği. gerçekten inanılmaz hızlı. bugün 2 asist birden yaptı ve doğru söylemek gerekirse türk futbolu adına beni çok sevindirdi. milli takımda gökhan gönül'ün yedeği yoktu neredeyse. bizim devşirme sabri'yi saymazsak tabii. okan, şans bulmaya devam eder ve kendisini geliştirebilirse belki de avrupa'ya ihraç ettiğimiz ilk defansif özellikli futbolcu olacak.

ESKİŞEHİRSPOR 1-3 GALATASARAY : UMUT IŞIĞI

maç için birçok farklı yorum yapılacaktır. skor üzerine çok da ümitvar konuşanlar olacaktır. ben hangi yorumu yapacağım konusunda kararsız kaldım. galatasaray'ın büyük bir kabustan uyandığını düşünmüyorum. inception filmini izleyenler bilir. filmde birden fazla rüya boyutu vardı. sanırım biz bu kabusun 3.boyutundan 2.boyutuna geçmiş olduk.

galatasaray'ın oyunu tat vermiyor. gayet sıkıcı bir futbol ortaya koyuyorlar. bunun sebebi ortada:takmınızın en üretken kısmı yani orta sahası yaratıcılıktan uzak 3 oyuncudan oluşuyorsa keyifli bir futbolu arzu etmek hayalden öte bir şey olmaz. barış çok samimi. koşuyor mücadele ediyor, kendini paralıyor adeta. bu tavrını seviyorum barış'ın ancak iş yaratıcılık noktasına geldiğinde bal yapmayan arı. ayhan deseniz keza öyle. yine de orta sahanın ayağına top yakışan tek adamıydı. sarp bildiğiniz gibi. ürkek, kaçak güreşen bir oyuncu gibi. ilk yarıdaki elano ise hala takıma yeni gelmiş de uyum problemi yaşayan bir oyuncu görüntüsü çiziyor. sanki bu takıma ait değilmiş gibi... 8 hafta boyunca idmana çıkmamış, yeterince maç yapmamış olmasına bağlamaktan başka bir polyannacılık düşünemiyorum elano'nun durumu için.

sol bekte serkan kurtuluş balta'dan aşağı iş yapmadı. elinden geleni yaptı çocuk. balta'nın bir müddet dinlendirilmesi, tabiri caizse kendisine ayar verilmesi hayırlı olacaktır.

ufuk, günden güne takıma ısınıyor diye düşünüyorum. golde hatası vardı ancak zamanla bu hataları yapmayacak hale gelecektir. sabır diyorum(gol öncesi mükemmel bir top çıkardı ki bu ne kadar yetenekli olduğunun resmidir)

son bir parantez arda için açmalı. arda maç berabere iken galatasaray'ı öne geçiren golün hazırlayıcısı oldu. sonraki goldeyse pozisyonun içinde vardı. umuyorum hafta içindeki kabusun izlerini çabucak siler. taraftar da saçma sapan serzenişini bir yana bırakır da bu has evladını bağrına yeniden basar. milli maç arası anladığım kadarıyla en çok galatasaray'ın işine yarayacak.

eskişehir taraftarının rıza'yı protesto etmesi, 3. haftasını yaşayan süper ligimizin sunumudur. tribünler böyle işte! 3. haftada iki yıldır başınızda bulunan hocanızı istifaya davet edebilecek kadar futbol kültüründen yoksun bir taraftar profiline sahibiz. aynı şeyler galatasaray takımı için de geçerli tabii.

batuhan'ı günahım kadar sevmiyorum. çok çirkef bir oyuncu. zaten beşiktaş'ta fener maçı sonrası yaptığı o meşhur" milleti yıldız yapacağıma kendim yıldız olurum" açıklaması ile futbol hayatını bitirmiş olan bu serseri futbolcu gördüğüm kadarıyla eskişehir taraftarınca da aforoz edilmiş. bu karakteriyle zaten yeri 2.lig bile değil...

ÇORUMSPOR 1-0 GÖZTEPE


bu sene sarı kırmızı sevdalarımız lige berbat başladı. iki haftadır galatasarayla çile dolduruyordum. bugün de çorum'dan kötü haber geldi. lige flaş transferler ve büyük bir umutla başlayan ali gültikenli göztepe ligin ilk maçından eli boş dönüyor.

takıma çok iyi trasferler yapıldı. gördüğüm kadarı ile yönetim kesenin ağzını açtı ve neredeyse bank asya 1.lig kıvamında bir kadro oluşturdu. 80'li ve 90'lı yılların efsane beşiktaşlısı ali gültiken'i sportif direktör yaptılar. bu anlamda her şey adım adım planlandı. ancak gel gelelim ligin ilk maçında geçen sezonu aratmayacak bir hüsran. 1-0

ne olursa olsun umudumuzu yitirmemeliyiz sanırım. hem galatasaray hem de göztepe için henüz çok erken. iki takımın da kendine gelmesi için geçmesi gereken süreyi sabırla bekleyeceğim. bank asya'da bu gece altay ve ksk'nin de maçları var. umarım kazanır iki takım da. süper ligde 7 yıl sonra tek takımla temsil ediliyor olmanın mutluluğu bir yana bu utanç tablosunu altay ve ksk'nin bu yıl bozacağına inanıyorum. haydi hayırlısı

28 Ağustos 2010 Cumartesi

BUCASPOR 3-1GENÇLERBİRLİĞİ



ilk maçında beşiktaş karşısında çok da kötü bir futbol oynamasa da bobo'nun golüne engel olamamıştı bucaspor. ertesi hafta kasımpaşa gibi geçen sezonun flaş ekibi karşısında deplasmandan bir puanla dönüşü beni iyiden iyiye umutlandırmıştı.

bu gece ikinci kez ve manucho'lu kadrosu ile izledim bucaspor'u. sir ferguson'un scoutlarının ne kadar iyi çalıştığını bir kere daha anladım. man u'da kendine yer edinmek kolay değil tabii. bu yüzden bu genç futbolcu şansını başka liglerde denemeye karar vermiş. iyi de etmiş. bucaspor'a bu sezon çok şeyler katacaktır.

mendy, manucho'ya gereken desteği veremedi ama o da takımın önemli bir hücum gücü. orta sahanın ileriye dönük futbolcusu leko'da çift ciğer var sanırım. fiziğini çok beğendim. solda mulemo bizim hakan balta'dan iki gömlek üstte. stoperde eski cimbomlu tomas taş gibi.

bunlar yabancılardı. orhan ak, musa aydın, ibrahim dağaşan takımın kalitesini artıran isimler olmuş. erkan taşkıran mücadeleci yapısıyla takımda itici güç oluyor. oyuna sonradan giren yılların liberosu eski cimbomlu mehmet polat hiç sırıtmadı.

takımın patronu kendisini çok sevmesem de işini iyi yapan bülent uygun. takımın havasını bulmasında ona büyük iş düşüyor. sivas'taki gibi bir kolej havası yakalamaya çabalıyor anlaşılan. o babacan tavırlarıyla maç sonrası oyuncularını sahada tebrik edişi, ah ulan galatasaray'daki eksiklerden biri de bu dedirtti bana.

bucaspor'u kısmet olursa alsancak'ta çıplak gözle izleyeceğim en yakın zamanda. bu takımı bütün izmir'lilerin desteklemesi gerekiyor. bucaspor iki senede iki lig atlayarak bu desteği çoktan hak etmiştir.

SPOR KÜLTÜRÜ



sonunda dünya şampiyonası başladı. ülkemizin 3 numaralı sporu (1.futbol 2. at yarışı) basketbol, açılış maçlarının oynandığı bugünde tribünlere seyirci çekememiş durumda. üzüntü veren bir durum ama ülke gerçeğini yansıtıyor.

2000 yılından bu yana avrupa ve dünya şampiyonalarını takip etmeye çalışıyorum. o ülkelerde de ev sahibi olmayan ülkelerin karşı karşıya geldiği maçlarında seyirci sayısının düşük olduğunu hatırlıyorum ;ancak bizdeki kadar da değildi bu seyircisizlik durumu. şu dakikalarda oynanan yunanistan-çin maçında parmakla sayılabilecek bir seyirci kitlesi mevcut.

ülkemizde spor seyircisi diye bir güruhtan söz etmek neredeyse imkansız. anlayacağınız hasbelkader bir olimpiyat düzenleme hakkı verilseydi bizlere, görünen tabloda büyük sporcuları seyircisiz bırakacakmışız.

dünkü açılış töreni konsept itibariyle fena sayılmazdı. gördüğüm kadarıyla salonlardaki aktiviteler, 3'lükler sonrası yükselen anonslar nbavari bir şölen yaratılmaya çalışıldığını gösteriyor. salonlar gerçekten çok güzel hale getirilmiş. skorbordlar apayrı bir hava katmış salonlara. bütün bunların yanında tek eksik seyirci.


akşam fildişi sahilleri ile oynayacağımız maçta tribünlerin dolacağını düşünüyorum. hatta hınca hınç dolar o tribünler. belki amerika'nın maçlarında da seyirci sayısı bir hayli fazla olabilir ancak diğer maçlarda basketbolcuların boş tribünlere oynayacağı kesin. oysa en önemli şampiyonluk adayları yunanistan, ispanya, arjantin gibi takımları belki de hayatımızda ilk ve son kez tribünden izlemek keyifli olabilirdi.

şampiyonanın izmir ayağındaki maçları takip etmek isteyen bendenizi nasıl bir tablo bekliyor merakla bekliyorum!

27 Ağustos 2010 Cuma

KELLESİNİ İSTERÜK !!


dünkü maçtan sonra galatasaray tribünlerinden ve bloglardan çeşitli sesler yükselmeye başladı. en belirgin ses rijkaard'a olan bağlılık. diğeri ise arda için geçen seneden hortlayamamış yeni söylemler. rijkaard için düşüncelerimi şurada ve şurada belirtmiştim. o yüzden bir daha dillendirmeyeceğim rahatsızlığımı ama arda için söylenenlere değinmek istiyorum.

karpaty maçının ardından kaptanın fotoğrafını profil resmi yapmış olanlar başka fotoğraflar aramaya başladı kendilerine. türlü laf düzdüler. bir zamanlar hakan şükür ve arkadaşları için söylenen çetecilik suçlamasıyla birlikte geldi bütün bunlar. sözde arda ve müritleri (bazı yazılarda arda müritti) rijkaard'ın kuyusunu kazmak için istenilen performansı göstermiyordu. tabii böyle bir kimse galatasaray kaptanlığına da yakışmıyordu. bazıları daha iyimser yaklaşarak sadece bu yükün arda'ya fazla geldiğini falan söyledi. ama bütün eleştiriler futbolcu ve yönetim odaklıydı.

bir futbol takımının teknik direktörünün böyle sahiplenilmesi hoşuma gitmiyor değil. yıllar yılı bu teknik adamlara biraz şans vermeliyiz diyen bendenizin böyle bir atmosferden memnuniyet duymaması saçma olurdu zaten. ancak biz taraftarların göremediği bir şeyler olduğu kanısındayım. bunları beyin fırtınası amaçlı şöylece sıraladım.

*ilk olarak kulübede 500bin dolara çalışan ahmet ,mehmet olsaydı aynı tepkiyi verecek miydik?

*rijkaard ve ekibi gerçekten futbolcularına gereken motivasyonu sağlayabiliyor mu? fiziki ve manevi açıdan onları maçlara yeterince hazırlayabiliyor mu?

*arda, sabri gibi içimizden çıkmış çocukları sahiplenmede avrupa'nın neresindeyiz?

*sürekli flash transferler bekleyen klasik taraftar profilinin 2 sene sonra avrupa kupalarında mücadelelerden men cezası almış bir yönetimin arkasında ne denli duracağını tahmin edebiliyor muyuz?



iki gün önce yere göğe sığdıramadığımız büyük kaptan, kral, ilah dediğimiz adamlara birkaç yenilgi sonrası böyle davranmak, onları hainlik ve şerefsizlikle suçlamak doğrusunu söylemek gerekirse komik oluyor.

espanyol'un fenomeni tamudo bildiğiniz gibi bu yıl kulüpten ayrılarak başka bir la liga temsilcisine geçti. aynı şeyi arda'nın yaptığını düşünüyorum da, neler düşünürdük, neler sıralardık şu satırlardan. espanyol seyircisi kaptanlarına sevgilerini hazırlık maçlarında pankartlarla dile getirmişler. hayalimde hep romalı totti, espanyollu tamudo, livornolu lucarelli gibi fenomenlere sahip olmak var. ancak sevgi gösterilerinin iki dakikada kellesini üsterük söylemlerine döndüğü bu ülkede biliyorum ki bu arzumun gerçekleşmesi oldukça zor.

26 Ağustos 2010 Perşembe

YENİ ON YILIN İLK FİYASKOSU

bir ay önce galatasaray'ın 2000-2010 yılları arasındaki durumunu değerlendirmiştim. son 10 yılda çok da kötü bir grafik çizmediğini belirtmiştim. yani 2000'de zirve yapan ivme çok dik bir iniş yaşatmamıştı bizlere.

yeni on yılın ilk aylarında ivmenin yükselme eğilimi göstereceğini bekleyen bendeniz hüsran yaşıyorum. rijkaard'a güvenilmesi gerektiğine inanıyordum oysa. fakat bugünkü karpaty maçının ardından yapılan açıklamalar rijkaard'a olan saygımı yitirmeme sebep oldu.

bir teknik adam ne olursa olsun takımının arkasında durmayı bilmeli. yani henüz takımının başındayken. bu hafta sonu eskişehir maçında düşünüyorum da futbolcular kafalarında hangi sözler yankılanarak çıkacaklar sahaya. başlarındaki teknik adam kalitesizliklerinden yakınıyor. düşünsenize siz ayhan akman'sınız bundan sonraki maçlarda bu adam için koşar mısınız? ya da barışsınız? lider meselesinden bahsediyor. düşünün siz arda'sınız koşar mısınız artık?

rijkaard bugünden itibaren futbolcuların komplosuna kurban gidecektir. bana öyle geliyor ki dibe vuruşu yaşayacağız ve rijkaard'ın istifasını göreceğiz. gerçi takımı bırakır ve tazminattan vazgeçer mi bilmiyorum ama onu zor günlerin beklediği ortada.

yeni on yıl dediğim gibi başarılar ile başlayacak sanıyordum ancak bu böyle olmadı. bir düzen oluşacak diye düşünüyordum o da göründüğü kadarıyla başka bir bahara kalmış. ama ilginçtir yönetimin -eğer gerçekse- politikasını destekliyorum.

2 yıl sonra avrupa kupalarından men cezası alacak bir takımdansa mali yapısı düzgün ve avrupada oynayabilecek bir takımı tercih ederim. tabii bu açıklamalar acizliğin maskesi değilse. yoksa ucuz ama gelecek vaad eden transfer politikasını destekliyorum.

adnan sezgin'e de çok haksızlık edildiği kanaatindeyim.