10 Mart 2026 Salı

Sami Yen’de Bir Satranç Maçı: Galatasaray - Liverpool

Galatasaray için 2025-26 sezonu, Şampiyonlar Ligi’nde son 16 hedefinin gerçekleşmesiyle şimdiden "başarılı" kategorisine girdi. Buradan sonrası artık pastanın üzerindeki çilek... Ancak bu başarıya giden yolu izlerken içimin tam anlamıyla rahat olduğunu söyleyemem.

İki Ekol Arasındaki Uçurum: Sistem mi, Süper Starlar mı?

90’ların sonunda, Derwall ekolünün tohumlarını ektiği ve öz kaynakların meyve verdiği o organik başarı dönemini hatırlayınca bugünkü tablo biraz buruk hissettiriyor. Nereden geldiği belli olmayan devasa bütçelerin satın aldığı süper starlarla kurulan bu "Los Galaktikos" modeli, futbolun o saf tarafını zedeliyor. Ekonomik koşullar bu denli sertken başarının sadece cüzdanla ölçülür hale gelmesi, sanırım benim gibi pek çok eski Galatasaraylının canını sıkıyor.

Geçmişin İzinde: Radu Niculescu’dan Bugüne

Biz 90’larda çocukken Liverpool, babalarımızın anlattığı o yenilmez armada değildi. Kendi liglerinde orta sıralarda gezinen, Avrupa’da pek yolumuzun kesişmediği bir takımdı. Onlarla asıl randevularımız 2000’lerde başladı.

Zihnimde hâlâ Sami Yen’deki o meşhur Radu Niculescu ve harika kafa golü  capcanlı duruyor. Ümit Karan’ın duble yaptığı ama 3-2 kaybettiğimiz o dramatik maç, Okan Buruk’un prestij mücadelesindeki enfes golü... Bunlar hemen hatırıma gelenler.

Bu Gece Ne Olur? Slot vs. Buruk

Bu akşam Ali Sami Yen yine o sağır edici gürültüsüyle uyanacak. Futbolcuların bu atmosferi kullanmak için elinden geleni yapacağına şüphe yok. Ancak asıl mesele kenar yönetiminde: Okan Buruk'un bir sürpriz yapacağını sanmıyorum. Bildiği, güvendiği o agresif önde baskı oyununu yine sahaya sürecektir. Bence İlk maçtan derslerini almış bir Slot göreceğiz. Eğer Liverpool, Galatasaray’ın o meşhur önde baskısını uzun toplarla baypas edip savunma arkasına sarkarsa işler bizim için "kevgir" olma durumuna dönüşebilir; zira bu konuda sabıkamız kabarık.

Futbol şansı yanımızda olursa, galibiyetle ayrılmak işten bile değil. Sonrası mı? O, sonraki haftanın konusu. Bu gece, Galatasaray-Liverpool tarihine yeni ve unutulmaz bir sayfa daha eklenecek.

25 Şubat 2026 Çarşamba

Mamma Li Turchi: Bir Juventus Meselesi

Bazı rakipler sadece rakip değildir; onlar sizin büyüme hikayenizin kilometre taşlarıdır. Benim için Juventus, 1997 yılında bir lise öğrencisiyken MSDOS ekranlarına yazdığım o siyah-beyaz puan tablolarından bugüne uzanan devasa bir futbol anlatısıdır.

Siyah-Beyaz Ekrandan, Çamurlu Sahalara

Yıl 1997... Bilgisayar dersinde ekrana Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi grubunu yazıyoruz. O zamanlar her şey daha zordu. İtalya ile diplomatik krizlerin gölgesinde, "Türkiye güvenli değil" bahaneleriyle İstanbul’a gelmek istemeyen bir Juve vardı karşımızda. Türkçe dersinde yazdığım "Mamma Li Turchi" başlıklı kompozisyonu dün gibi hatırlıyorum. İtalyanları "kaçak güreşmekle" suçlayan o çocuksu ama tutkulu öfkeyi...

Sonra o maç geldi. Suat’ın imkansız kafa golü bile yetmemişti çeyrek final hayallerine. Ardından Bilbao’nun çamuruna gömülen umutlar... Futbolun sadece bir oyun değil, bir adalet arayışı olduğunu o günlerde öğrenmiştik.



Gurbet Ellerde Gelen Rövanş ve Kar Altındaki Mucize

İki binlerin başında, Galatasaray’ın o eski görkeminden uzak olduğu günlerde yine karşılaştık. Bu kez tribün olayları nedeniyle maç Almanya’ya, Dortmund’a taşınmıştı. Ama o "kötü" denilen sezonun taraftarı, gurbeti stadyumda boğmuş, Juve’yi bir kez daha eli boş göndermeyi bilmişti.



Peki ya 2013? O kar yağışını kim unutabilir? Ertesi gün okul koridorlarını "Allahım goool!" sesleriyle inletirken, sadece bir galibiyete değil, İtalyanlara bir kez daha verdiğimiz o "Arrivederci Juve" dersine seviniyorduk. Öğrencilerimle paylaştığım o saf heyecan, futbolun nesiller arası köprüsüydü.

2026: Tarih Tekerrürden mi İbaret?

Bugün takvimler 2026’yı gösteriyor. Eski adıyla Delle Alpi, şimdiki modern haliyle o meşhur Torino deplasmanı bizi bekliyor. Play-off ilk maçındaki 5-2’lik o inanılmaz skor, hepimizi şoka soktu. Kimse böyle bir dominasyon beklemiyordu. Ama biz biliyoruz; Torino’da işler hiçbir zaman kağıt üzerindeki gibi yürümez.

Şimdi sormak lazım: İtalyanlar hala "Mamma Li Turchi" diyor mu? Muhtemelen evet. Çünkü Galatasaray, onların tarihindeki en inatçı kabus olmaya devam ediyor. Bu gece bir mucize olmazsa adımızı son 16’ya yazdıracağız.

Lise yıllarımdaki o MSDOS ekranından bugünkü dijital dünyaya değişmeyen tek bir şey var: Galatasaray söz konusuysa, Juventus için her zaman bir "eyvah" vardır.